
11 ARALIK 1955’TEN GÜNÜMÜZE
Yapıldığı 1455 yılında dünyanın en büyük tersaneleri arasında yerini alırken Osmanlı İmparatorluğu’nun denizdeki hakimiyetini perçinleyen Tersane-i Amire, dünya denizcilik tarihinde de sarsılmaz yer edinmişti. Kasımpaşa koyundan Kağıthane Deresi’ne kadar uzanan geniş arazide konuşlanan tersane, Türk gemi sanayisine hizmet ederken kültürel ve tarihsel bir miras olarak bugüne kadar geldi.Günümüzden 7 bin yıl önce akarsu yatağının denizle dolması sonucu oluşan Haliç’te kurulan tersane, Bizans döneminde de tersane olarak kullanıldı.

İSTANBUL’UN FETHİNDEN 2 YIL SONRA TERSANE KURULDU
Fatih Mehmet Sultan tarafından, 11 Aralık 1455’te bugünkü Haliç Tersanesi’nin bulunduğu yerde tersanecilik faaliyetine başlanırken, büyütülen alanda 1513 yılında yeni bir tersanenin kurulması gerekmişti. Sokollu Mehmet Paşa tarafından etrafı çevrilen tersanede 1647 yılında büyük kalyon yapılır ve ismi bağışçı esnaflara adanarak Uzunçarşı ismini aldı. 1807 yılında Fransa’nın İstanbul temsilcisi General Horace Sébastiani, Napoléon Bonaparte’a bir rapor göndererek Tersane-i Âmire’de yapılan gemilerin Avrupa’daki pek çok filodan daha ileri olduğunu yazmıştı.

ŞEHİR HATLARI GENEL MÜDÜRLÜĞÜ’NE TEŞEKKÜR
Haliç, Camialtı, Taşkızak Tersaneleri’nin bulunduğu bölge, Tersane-i Âmire olarak anılırken, 1908 yılından itibaren önemini yitirmişti. Cumhuriyetin ilanından sonra Türkiye Seyr-i Sefain İdaresi’ne bağlanan tersanenin işlevini korumasına ve gelecek kuşaklara aktarılmasını isteyen Denizcilik ve Tersane Mensupları Derneği üyeleri, Kadıköy İskelesi’nde toplandı. Denizcilik ve Tersane Mensupları Derneği Başkanı Güngör Erbaş, “Ecdat yadigarı, dünya üzerindeki yaşayan en eski tersane olan Tersane-İ Amire’nin 569. kuruluş yıldönümü gelecek kuşaklarımızın aynı duyarlılığa sahip olması için çok önemli. Hem kültür hem tarih mirası Tersane-İ Amire’nin işlevini devam ettirmesi için elimizden geleni yapacağız. Bu mirası yaşatan Şehir Hatları Genel Müdürlüğü’ne çok teşekkür ederiz” dedi.

KONUŞMACILAR TERSANENİN GELİŞİMİNİ ANLATTI
Prof. Dr. Hikmet Kırık, tersane içindeki lisede okurken öğrendiklerinin mezun olduktan sonra başladığı meslek hayatında çok faydalı olduğunu belirtti. Emekli Kurmay Albay Ali Rıza İşipek, Yavuz zırhlısıyla başlayan ve Denizcilik Bakanlığı’nın kuruluşuna giden süreci anlattı.

Sedef Tersanesi Savunma Sanayii Projeler Müdürü Selim Buğdanoğlu, TCG Anadolu ve savunma sanayindeki mükemmel ilerlememizi özetlerken, tersanenin varlığını sürdürmesinin önemine değindi. Kurumsal Tarihçi – Yazar Ali Bozoğlu, tersanenin yetiştirdiği bilim insanlarını ve akademisyenleri anlatırken Gazeteci ve Tuzla Belediyesi Denizcilik-Tersane Danışmanı Gökhan Karakaş ise kültürel belleğimizdeki sarsılmaz yeri hakkındaki görüşlerini belirtti.




















