GENÇ CARLOS’TAN HAYAT DERSİ
Carlos henüz 20 yaşındadır, papaza bakar ve güler. ‘Gracias a la vida’ yani ‘Teşekkürler Hayat’ diye seslenir. 20 yaşında bir gencin asılmaya giderken hayatında gösterdiği gayreti, ideallerini ne kadar yaşadıysa…Bu kısa zamana bile teşekkürler diyebiliyor. Katalan gencin İspanya’ya adanmış hayatı 20 senelikmiş. Elden ne gelir…Şilili şair Violeta Parra bu sözleri şiir haline getiriyor. Latin Amerika’da ulusal dizeler haline geliyor. 1971 yılında Arjantinli Mercedes Sosa, bu şiiri besteliyor ve söylüyor. Dünyaya Mercedes Sosa’yı tanıtan bu beste oluyor. Sonraları Joen Baez ile beraber düet yapıyorlar. Şarkı protest müziğin en başı oluyor, senelerce liste başında kalıyor. Ayrıca Mercedes’in ölümünde cenazesi bu şarkı ile uğurlanıyor. Bu şiire yakın Cemal Süreyya ‘Üstü kalsın” dizelerini yazdı.

Her ölüm erken ölümdür/ yalnız aldığın bu hayat hiç de fena değildi/ Neyse üstü kalsın.
Burada Süreyya’nın tanrıya bahşiş mi verdiği yoksa müdana etmiyorum bu kadar yeter hayatımın gerisi senin olsun mu demek istediği …. Uzun düşünce ve tahlil gerektiriyor…Ne demişti Nazım, “Yaşamak güzel şey be kardeşim”.
17 senesini hapislerde geçiren bir şairin yaşam sevincine tam olarak katılıyorum. İnsan hayata, güzel günlerine asla ihanet etmemeli. Hatırladıkça ne güzel günlerdi demeli. Benim ise şu an için” düşüncem üstü kalsın…”
Latin Amarika’dan konuşulunca yakın zamanda kaybettiğimiz Maradona’yı anmadan geçemeyeceğim. Arjantin’de unvanı yoksulların kahramanıdır. Uruguaylı yazar Eduardo Galeano Maradona için “o futbol oynamıyor, yeşil çimenlerin üzerinde bale yapıyor” demişti. Benim için unutamayacağım 1986 Dünya kupasında İngiltere’ye eli ile attığı goldür. Gazeteciler etrafını çevirmiş bu golü soruyorlar. Maradona gayet sakin “0 gol la mono de dios” yani “Tanrının Eliydi”…Huzur içinde uyusun.

Maradona’dan bana kalan senelerce futbol oynadım. Çok tekme yedim. Adrenalim yükselince ben de tekme attım. Yalnız en geçerli tekmem saha dışında, hiç uygun olmayan bir ortamda attığım tekmedir. 60 derece yatarak sağa ayağımın üstüyle karşımdakinin kaval kemiğine attığım dömivole değil yarım vole tekmeydi. Tam isabet. Etrafımı sardılar “Burada tekme atılır mı?” Futbolculuğun mu aklına geldi? “Ben gayet sakin cevap verdim “Patada de dios” “O benim değil tanrının tekmesiydi” dedim. Gerçekten de tanrının tekmesiydi. Bu tekme kutsalım olarak kaldı. Bir meslek hırsızına atılan tekmeydi.

Neyse biz Latin Amerika’dan Akdeniz’e gelelim. Ayrıca tekrarlıyayım tanrının tekmesi meslek adına atılmış bir tekmeydi. Kasım ayı içinde dünya denizlerinde çok az rastlanan trajikomik bir olaya şahit olduk. Arkas Denizcilik’e ait Türk bandralı ROSELİNE A konteyner gemisihiçbir ülkenin karasuları içinde olmadan açık denizde Alman donanmasının Hamburg firkateyni tarafından durduruluyor, Libya’ya silah ambargosunu denetlemek için AB tarafından Akdeniz’de tek taraflı oluşturulan “Irini Operasyonu çerçevesinde görev yapan Hamburg, Türk gemisi ile irtibata geçip yükünü soruyor. Kaptanın ayrıntılı bilgi vermesine rağmen Alman askerleri helikopterle gemiye çıkıp, uluslararası hukuka aykırı, Birleşmiş Milletler Deniz Hukuk sözleşmesine tamamen ters (bu sözleşmeye taraf değiliz) gemiyi durdurup arama yapıyorlar. Personele sert davranışlar sergiliyorlar. Irini, Yunanca barış anlamında. Kendimi gemi kaptanının yerine koydum. Ben ne yapardım? Derhal donatanımı arar, olayı anlatır talimat beklerdim. Tüm belgelerimi ortaya koyar Cargo Manifest yani gümrüklemesi yapılmış yükün tahliyesi için gemi ambarlarında, güvertesinde yüke ait tüm belgeleri ihtiva edip, yükleme limanında tanzim edilmiş dokümandır. Konşimento (yük senedi) yükleyici tarafından tanzim edilip gemi armatörü tarafından kabul edildikten sonra meriyet kazanan çok önemli bir evrak olan yük senedi, denizcilik dilinde Bıll of Loding dediğimiz bir evrak numarasını ihtiva eder. Ayrıca yükün tanzimini gösteren kargo planını ilave olarak ortaya koyardım. Benim konteyner tecrübem yok, konteyner gemilerinde hiç çalışmadım. Yalnız kılavuz kaptanlık yaptığım dönemlerde bu tip gemileri çok sık rıhtımlara yanaştırdım, kaldırdım. Gemi kaptanlarıyla diyaloglarım ışığında az çok bilgi edindim. Önce yüklü konteynerler ihracat muamelesi yapılmak amacıyla gümrük sahasına alınır. Burada gümrük memurları nezaretinde kontrolleri yapılıp beyannameleri hazırlanır. Sonra konteyner yükleme izin kâğıdı alınıp gemiye yüklenir. Konteynerler yüklemeden önce mühürlenir. Mühürler gemi personeli tarafından kontrol edilir. Bu malumatlar ışığında kargo yani yükleme planını hazırlar, Alman askerlerinin önüne koyardım. Eminim ki gemi kaptanı arkadaşımız bu sıraladıklarımın fazlasını yapmıştır.

Almanların ideası, kontrol yapmak için bayrak devletinden müsaade istedik, 5 saat bekledik, cevap gelmedi. Bunan üzerine gemiye çıktık. Gemide kaçak silah ve stowaway ihbarı aldıkları yani kaçak yolcu. Asıl sebep cihatçı militarist aramaktır. Stowaway, Almanları ilgilendirmez. Ancak gemi kaptanının ve armatörünün duhulündedir. Kaçak silaha gelince, mühürlü konteynerlerde her halde Türk gümrükçüsü silah yerine başka malzeme gösterdi. Bence Almanların hareketi Somali korsanlarının, Singapur korsanlarının baskınlarından farksızdır. Her şeyden önce ARKAS firması dünya denizlerinde, deniz ticaret sektöründe tanınan, bilinen bir firma. Ülke olarak hak nasıl aranır? AIHM konusuna girer mi? Ama ARKAS’ın deniz ticaret hukuk mahkemelerinde hak arama mağduriyeti doğmuştur. Geminin 20 saat kaybı, firmanın itibarı geçerli mağduriyetlerdir.
Denizde çalıştığım senelerde çok enteresan olaylarla karşılaştım. Novorossik Limanı’nın da Port State Controls’dan geçtik. 2 ay sonra diğer Rus limanı Tuapse’de yeniden kontrole geldiler. 6 ay müddet var neyin kontrolünü yapıyorsunuz dediğim zaman ‘Siz Paris MOU konferansının dışındasınız, her zaman kontrole geliriz’ cevabını aldım. Ön tarafımızda İsrail, yan tarafımızda Panama bayraklı gemiler var, onlarda Paris konferans ülkeleri dışındalar, onları kontrol edecek misiniz? sorum cevapsız kaldı. Kısaca söyleyeceğim dünya denizlerinde itibarımız tartışılır hale geldi. Sebebini hep beraber düşünelim.

Kaptan M. Ali SÖKMEN
“Teşekkürler Hayat”…
Teşekkürler hayat, verdiğin her şey için..
Hayatın sesi ve kelimelerim, düşüncelerim, sözlerim..
Annem, dostlarım, kardeşim ve parlayan güneş ve aşkın izleri için..
Teşekkürler hayat, verdiğin her şey için;
Duyduğum tüm sesler; gece, gündüz,
Ağustos böcekleri, kanaryalar, çekiçler,
Motorlar, köpek bağırışları, rüzgar ve yarın sakin fısıltıları için..
Teşekkürler hayat, verdiğin her şey için;
Caddelerinde, göl kıyılarında,
Dağlarında ovalarında, leb-i deryada
Yahut suya hasret çöllerinde ve evlerinde
yorulan adımlarım için..
Teşekkürler hayat, her şey için..
Yıkıntılardan kendimi yeniden yaratabildiğim
ve yeniden hayata sunabildiğim için kahkahalarım,
Göz yaşlarım ve bu şarkı için.
Her şey için teşekkürler..”
https://www.youtube.com/watch?v=NNUma66hJFM



















