Türk Ulusu kuruluşunun ilk yıllarında, içte ve dışta birtakım sorunlarla yüz yüze gelmiş olmasına rağmen çağdaş medeniyetler seviyesine ulaşılmasının çıkış yolunu siyasi, sosyal ve ekonomik bir takım yapısal reformların gerçekleştirilmesinde görüyordu.
Osmanlı Devleti’nin son zamanlarında denizcilik gücünün çeşitli faaliyet sahalarında geri kaldığının bilincinde olan Gazi Mustafa Kemal Atatürk, cumhuriyet döneminde aynı hatalar yaşanmaması için hem söylem hem de eylemleriyle biz Türkleri denizlerle buluşturma çabası içerisine girmiştir.
Savaştan yeni çıkan halkın kalkındırılması konularının görüşüldüğü İzmir İktisat Kongresi’nde alınan kararlar sonucunda, ekonomik bağımsızlığın ilk adımı denizlerde atılıyordu.

Kabotaj, Montrö ve Mavi Vatan
Genç cumhuriyetin, 1 Temmuz 1926’da yürürlüğe koyduğu “Kabotaj Kanunu” 1936 yılında imzalanan “Montrö Boğazlar Sözleşmesi”nin temel yapı taşlarından birini oluşturduğu gibi günümüzde “Mavi Vatan” söyleminin esin kaynağı olmuştur.
Bu kanun sayesinde limanlar arasındaki yolcu ve mal taşımacılığı, liman işletmeciliği, römorkaj hizmetleri gibi faaliyetlerin Türk bayraklı gemiler ve Türk vatandaşları tarafından yapılması sağlanmıştır.
Günümüz bakış açısıyla değerlendirildiğinde, kabotaj hakkı’nın elde edilmesi basit bir yasa ilanı gibi düşünülse de, o günün koşulları dikkate alındığında bu hakkın nasıl büyük zorlukların üstesinden gelindiği açık ve net bir şekilde görülecektir.
Bu hak; sadece ülkemizin limanları arasında gemi işletme olarak değil, gemi adamının yetiştirilmesinden gemi inşa sektörüne kadar birçok sektörel alanın gelişmesi, denizcilik ile ilgili bütünleşik bir ekonomik ilişkiler ağının modern dünya ile entegre olması anlamında değerlendirilmesi gerekir.
Böylece asırlardır sürdürdüğü bir geleneği ve tarihsel geçmişi olan Türk denizciliği yabancıların kapitülasyonlar dolayısıyla devraldığı deniz varlığına yeniden sahip oluyordu.

Son yıllarda verilen teşviklerle, Türk Denizcilik Gücü nicelik olarak artış gösterirken aynı zamanda nitelik olarak bu artışa da ayak uydurmuştur.
Karadeniz, Akdeniz ve Ege’deki deniz ilgi ve yetki alanlarını kapsayan vatan anlamına gelen “Mavi Vatan” kavramı ile daha da anlam kazanmış olan denizlerimizde durumsal farkındalık sağlanmış ve Denizcilik Gücümüzün kamuoyu nezdinde olumlu yönde algılanmasına neden olunmuştur.
Sorunlarına rağmen denizciliğimizin geldiği nokta “Evet …ama, Yeterli mi”…
Pek tabii ki hayır…
“Denizci Millet ve Denizci Ülke” hedefinin gerçekleştirilmesi için yapılması gerekenler mi!..
- Devletin, denizcilik misyon ve vizyonu doğrultusunda tek sesliliğin oluşması için Mavi Vatan Siyaset Belgesi hazırlanmalı
- 12 yıllık Zorunlu Eğitim Sistemi’nin her 4 yıllık dönemine Denizcilik ve Türk Denizciliği dersi müfredata konularak, özellikle de sahil şeridinde bulunan genç nesil denizcilikle buluşturulmalı
- Çalışma çağına gelmiş olan nüfusumuz denizcilik mesleğine özendirilerek, yüksek döviz girdisi sağlayacak gemi adamı ihracı ülke politikası olarak görülmeli
- Yabancı bayraklı ya da şirketlerde çalışan gemi adamlarına yürürlükteki mevzuata uygun olacak şekilde sosyal güvenlik yasası çıkartılmalı
- Türkiye’nin denizlerdeki hükümranlık haklarını yok sayan dayatma ve tehditlere karşı kararlı ve güçlü bir duruş sergilenmeli
- Sismik araştırma ve sondaj gemilerinin faaliyetleri her 3 denizde istikrarlı bir şekilde kararlılıkla sürdürülmeli
- Montrö Boğazlar Sözleşmesi ’nin lafzına ve ruhuna zarar getirecek eylem ve söylemlerden vazgeçilmeli
- Karadeniz ’de barış ve istikrarın idamesi maksadıyla oluşturulan Karadeniz İş Birliği Görev Grubu (Blackseafor) yeniden aktif hale getirilmeli
- Çevre denizlerimizde Deniz Ticareti ve Turizmi’ni kontrol altına alacak şekilde uygun nitelikte Türk tipi yeni gemi ve yat inşa projeleri teşvik edilmeli
- 400 milyar dolarlık ticaretimizin %75’inin deniz yoluyla gerçekleştirildiği dikkate alındığında deniz yoluyla taşımacılığın kolay bayraklı gemilerden ziyade Türk bayraklı gemiler tarafından yapılması teşvik edilmeli
- Konaklamalı Turizm, yat turizmini içermeli
- Balıkçılık sektörü açık denizlere yönlendirilmeli
- Marmara Denizi ve Türk Boğazları’nda oluşan müsilaj (deniz salyası)’ın olumsuz etkilerinden korunulması için önümüzdeki 2-3 sene süresince bu bölgede su ürünleri avcılığı yasaklanmalı, sahil ve deniz geçiş kaynaklı kirliliğin önüne geçilecek şekilde cezai yaptırımlar ağırlaştırılmalı
- Kıyı şeridi ve 6 millik deniz sahasının su altı temizliğinin “21 Eylül Dünya Temizlik Günü” çerçevesinde halkın geniş katılımıyla yapılması sağlanarak, temiz deniz bilinci yaratılmalı
- 1 Temmuz gününü kapsayacak şekilde 0 ile 5’le biten senelerde İstanbul-İzmir-Mersin-Samsun illeri öncelikli olmak üzere iç ve dış turizme ivme kazandıracak olan Denizcilik Festivali organize edilmeli
- Tüm denizcilik faaliyetlerinin tek elden yürütülmesini sağlayacak şekilde Denizcilik Bakanlığı kurulmalı ve yeni hükümet sistemi içerisinde Deniz Politikaları Kurulu’na yer verilmelidir.
Denize ve denizciliğe verilecek önem ölçüsünde Türkiye’nin önünün açılması ve refah düzeyinin artırılmasının tek yolu “Mavi Vatan söylem değil, eylem gerektirir.” düşüncesinden geçmektedir.
Türk Ulusu’nun “Denizcilik ve Kabotaj Bayramı” kutlu olsun.
Yazı: N. İsmet Hergünşen © Copyright (İZİNSİZ KOPYA EDİLEMEZ
İSMET HERGÜNŞEN
Emekli Deniz Kurmay Albay

Kabataş Erkek Lisesi’ndeki eğitimi hitamında, Deniz Harp Okulu’ndan mezun olup, Donanma’ya katıldı. Muhrip, Hücumbot ve Firkateyn sınıfı gemilerlerdeki görevlerinin ardından TCG Fatih Fırkateyni’nde komutanlık ve Hücumbotlarda komodorluk yaptı. Sahil Güvenlik Marmara ve Boğazlar Bölge Komutanlık görevi esnasında kendi isteğiyle emekliye ayrıldı. Bahçeşehir Üniversitesi, Bildeniz ve Deniz Ticaret Enstitüsi’nde öğretim görevinde bulunmuştur.



















