
Boğaziçi Üniversitesi Enerji Politikaları Araştırma Merkezi Başkanı ve Endüstri Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Gürkan Kumbaroğlu, ABD devlet bursu ile misafir öğretim üyesi olarak Ocak ayında gittiği Washington kentinde koronavirüs pandemisi nedeniyle mahsur kalmıştı. Salgınla Mart başında tanışan ABD dünyanın en zengin ama en çok etkilenen ülkesi konumuna erişirken, 14 Mart’tan itibaren Ulusal Acil Durum ilan edilmişti. 27 Mart’tan itibaren tüm uçuşların kaldırılmasıyla Washington’un kent dışında Dünya Bankası uzmanlarından Şebnem Şahin’in evinde tek başına yaşamaya devam etti. İhtiyaçlarını güçlükle satın alabilen Kumbaroğlu kötü yönetilen bir sürece girildiğini fark edince su arıtma cihazı da aldı. Salgın sırasında ABD’de her gün 6-7 bin insanın hayatını kaybettiğini gören Kumbaroğlu, ailesinin bulunduğu Türkiye’de sağlık tedbirlerinin başarıyla uygulandığını gördü. THY’nin son tahliye uçuşuna da katılmayan Kumbaroğlu böylece pandemide uzun sürecek bir döneme girdi. 350 milyona yaklaşan nüfusuyla koronavirüs salgınında büyük kargaşa yaşanan ve can kayıpları bir türlü önlenemeyen ülkede, sağlıklı kalabilmek için çabalayan Prof. Dr. Kumbaroğlu, “Market siparişini bir hafta önceden vermemiz gerekiyordu. Virüs varsa ölsün diye tüm ambalajları hatta muzları bile alkollü bezlerle siliyordum. Sebze ve meyveleri tek tek yıkıyordum. Cep telefonumun bozulması beni çok etkiledi ve tamir ettirmekte güçlük çektim. Türkiye’nin gönderdiği yardım uçağıyla gurur duydum” dedi.
Virüs Beyaz Saray’a ulaştı
ABD’de kaldığı süre içinde Türkiye’deki ve Doğu Akdeniz’deki jeopolitik gelişmeleri merakla takip ettiğini belirten Kumbaroğlu, “ABD Dışişleri Bakanı Pompeo, virüsün Çin’de laboratuvarda üretildiğini iddia ettiğinde küresel gerilim arttı. Missouri eyaleti Çin hükümetine dava açtı ve milyarlarca dolar tazminat istedi. Almanya, Hindistan ve Nijerya’dan tazminat talepleri duyulurken Çin’de hayat normale dönüyordu. Ama ABD’de her gün binlerce insan ölüyordu. Hatta virüs Beyaz Saray’a ulaşmıştı. Başkan yardımcısı Pence’nin sözcüsü Katie Miller Kovid-19 teşhisi kondu. Trump’ın kızı İwanka’nın asistanı ve 11 CİA elemanında da çıktı. Pandemi kaosu artarken Afrika kökenli Amerikalıların kutladığı 25 Mayıs Anma Günü’nde Afrika kökenli bir kişi trajik şekilde öldürülünce ülke başka bir kaosa daha sürüklendi” diye konuştu.

Sahte 20 dolar verdiği için öldürülen George Floyd
İhtiyaçları için markete gittikleri sırada siyahi bir kadının cadde ortasında bağırdığını ama kimsenin müdahale etmediğini söyleyen Kumbaroğlu, “Irkçılık üzerine konuşuyordu, hırsızlık sandım. Minneapolis’te polisin öldürdüğü George Floyd’un sahte 20 dolar verdiği için gözaltına alındığını öğrendim. Floyd’un ‘Nefes Alamıyorum’ çığlığı pandemide adeta bir iç savaşın çıkacağının işaretiydi. Siyah isyan ateşi kısa sürede ülkeyi sardı. Trump’ın Twitter’ı kapatma tehdidi ve yağmalanan dükkanlarla gerilim çok hızla yayıldı. ABD, koronavirüste en çok insanın öldüğü ülkede protestolar pandemi kadar hızlıydı. ABD’de yaşayan Türk Halis Bozdemir ile eylemlerin merkezi Beyaz Saray’a gittik. Yollar kapatılmış, her yerde protestocular görülüyordu. Gözlem yaptığımız gün sokağa çıkma yasağı ilan edildi” dedi.

Olayların şiddetlenmesiyle ev sahibi Şebnem Şahin’in kendisine bir düdük verdiğini belirten Kumbaroğlu, “Kendimi korumak için silah almayı hiç düşünmedim. Yağma veya saldırıda düdüğü çalmam için yatağımın ucuna koydum. İlaveten başucumda biber gazı ve telefonum vardı. Neyse ki hiç kullanmadım. Protestolar siyahilerin yoğunlukta olduğu yerlerde ve Beyaz saray çevresindeydi. Barışçıl protestolarda göstericiler diz çöktüğünde polislerde diz çöküyordu. Afrika kökenlilerin öldürülmesine yönelik protestolar tüm dünyaya yayıldı. Floyd’un, ‘Nefes Alamıyorum’ çığlığı, 21 eyalette 140 şehirde sürdü ve Ulusal Muhafız Birlikleri kullanıldı. 3 Kasım’daki başkanlık seçimi George Floyd’un isyanının gölgesinde gerçekleşecek” dedi.

Doğal yaşamın içinde sincap ve karacaların ziyaretinden memnun olarak ve bisiklete binerek karantina sürecini atlattığını belirten Kumbaroğlu, “Koronavirüs salgınıyla mücadelede başarısız bir karne veren ABD’de iki büyük krizle mücadele etmek zorunda kaldım. Doğayla iç içe yaşadım ve sürekli spor yaptım. Başarılarım takdir edildiği için mutluydum. Okuyucular, yaşadıklarımı dikkate alarak karşılarına çıkacak zorluklara karşı mücadele azimlerine ve güçlerine katkı sağlayabilirlerse ne mutlu bana. Salgında ABD sağlık sistemi çöktü ama Türkiye, hastaneleri ve sağlık çalışanlarıyla örnek oldu. Her iki olayla ilgili tarihi bir belge oluşturmak, ayrımcılığa ve ırkçılığa karşı ses olmak istedim. İnsanların entrika, korku ve savaş olmadan barış ve sağlık içinde yaşayacakları bir dünya hayalim var. Genç okuyucularımın alacakları mesajların da yardımıyla bu vizyona katkı sağlayacaklarına inanıyorum” diye konuştu. Prof. Dr. George Floyd’un Pandemide Amerika ve George Floyd adlı kitabı Kozmostar yayınlarından çıktı.



















