1. Haberler
  2. Genel
  3. İstanbul’dan Şeytan Adasına Uzanan Öykü…POLİS MEHMET CEMİL EFENDİ

İstanbul’dan Şeytan Adasına Uzanan Öykü…POLİS MEHMET CEMİL EFENDİ

İstanbul’un işgal günleri…31 Ağustos 1919 ( Hicri 1335) tarihini gösteriyordu. Kentte sıcak boğucu bir hava vardı. Saat, akşamın beşi olmuştu. Bütün gün vazife başında bunalan memurlar, iş yerlerinden çıkıp bir an önce evlerine gitmeye can atıyorlardı. Çünkü işgal günlerinde sokağa çıkmak veya mesire yerlerine gitmek tehlikeliydi. Her adımda İngiliz, Fransız, İtalyan, Yunan, Yeni Zelandalılardan oluşan işgal ordusu, şımarık ve taşkın askerlerden oluşuyordu. Çoğu sarhoş ve kafası dumanlı işgal güçlerinin askerleri kol kol gezerek her türlü taşkınlıklar yapıyorlar, önüne gelene hakaret ediyorlardı. Polis Mehmet Cemil Efendi o tarihte Şahin Paşa Oteli’nde bulunan, Emniyet Genel Müdürlüğü’nün 3. Şubesi’nde vazifeli idi. 19 yaşında ve henüz dört buçuk aylık polisti.MURAT SAVAŞ/SAVUNMA SANAYİ-STRATEJİ-GELECEĞİ BAKIŞ

featured
Google'da Abone Ol
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

O gece Emniyet Genel Müdürlüğü’nde gece nöbetçisiydi. Nöbetine gitmek için tramvaya binmişti. Bir süre sonra tramvaydan baktığında halkın sağ sola kaçıştıklarını gördü. Hem merak hem de vazife duygusu ile tramvaydan inerek kalabalığın olduğu yere doğru koştu. Gördüğü manzara karşısında şaşırmıştı. Beş altı Senegal asıllı Fransız askeri, zil zurna sarhoş bellerinde ki kasaturaları çekmişler, sağ sola saldırıyorlardı. Bu sırada Sirkeci yönünden gelen arabayı devirmişler ve içerisinde ki iki Türk hanımı zorla indirerek sürüklemek istemişlerdi. Genç polis olay yerine vardığında kadınların çarşaflarını, elbiselerini yırtmış onlara sokak ortasında saldırmaya çalışıyorlardı. Bu sırada onlara engel olmak isteyen arabacı ile sinema bitişiğinde ki dükkânda şerbetcilik yapan bir Arnavut’u ve bir Türk askerini süngüleyerek yaralamışlardı. Daha sonra halkın tepkisi üzerine parka doğru kaçmaya başladılar.

Mehmet Cemil önce tereddüt etse de yalnız olmasına rağmen silahını çeker peşlerine düşer. Olay yerine gelen Fransız devriyesi  ise kızgın halka karşı mevzi alır bir kısmı da Mehmet Cemil’in peşine düşer. Mehmet Cemil sarhoş Fransız askerleri Gülhane parkına giremeden yakalar üçünü vurur, ikisi ölür biri yaralıdır. Fransız devriyesinin birkaç dakikalık karşı ateşinden kurtulur ve emniyet müdürlüğüne gelir. Olanları Polis Müdürü Nurettin Bey’e açık ve soğukkanlı bir şekilde anlattı. Ancak müdür hızla yerinden kalkarak telefonla hemen işgalci Fransızları aradı. Daha sonra Polis Mehmet Cemil Efendi’yi kendisi götürerek Fransızlara teslim etti.

Kelebek filmine konu olan okyanus adasına yolculuk

Fransızlar onu hemen Kumkapı’da ki Fransız Hapishanesi’ne koydu. 27 Şubat 1920’de gerçekleşen üçüncü duruşmasında Mehmet Cemil Efendi, “kendini savunmak için silah kullandığı “ kabul edildiği halde 10 yıl kürek cezasına çarptırıldı ve cezasını çekmek üzere Fransa’ya gönderildi. Fransız yük gemisi 9 Nisan 1920’de Fransa’nın Marsilya Limanı’na ulaştı. Marsilya’dan onu doğruca “Saint Pierre” zindanına sevk ettiler. Saint Pierre’de yerli olmayan tutukluların uzun süre tutmak adet olmadığından üç mahkumla birlikte Marsilya’nın kuzeyinde, Paris yakınlarında ki Provasisi şehrinde bulunan Merkez Hapishanesi’ne gönderildi. Fransa Hükümeti, Mart 1921’de tüm kürek mahkumları gibi onu da cezasını çekmek üzere Fransız Guyanası’na gönderme kararı aldı, yani meşhur Papillon ‘’Kelebek ‘’ filmi ile ünlenen Şeytan Adasına, yani Cehennem adasına….

KURU GİYOTİN denen Fransız Guyanası’nda şartlar o kadar zordu ki hayatta kalabilmek için mahkûmların hem beden hem de akıl sağlığının çok güçlü olması gerekiyordu. 12 gün süren yolculuk sonunda Fransız Guyanası’na varıldı. Bu mahkumların içinde İstanbul’un Fatih Semtinin bıçkın delikanlısı olan Tahir oğlu Polis Mehmet Cemil Efendi de vardı. O yolculuk kelimenin tam anlamıyla bir felaketti. Gemide isyan çıkarmalarından korktuklarından 12 gün boyunca hayvan muamelesi görmüşlerdi. Bu mahkumlarının içinde her türlü milletten adamlar vardı. Artık Mehmet Cemil yok 45090 no’lu mahkum  vardı. İki firar girişimi,  türlü işkenceler acılar… Ancak yeni Türkiye Cumhuriyeti onu unutmadı , Adnan Adıvar Bey konuyu basının gündeminde tuttu , Fransız makamları nezdinde girişimlerde bulunuldu, firarlar cezasını katlamıştı. Nihayet 1929 da bizzat Mustafa Kemal Atatürk ün girişimleri ile Patris isimli vapurla İstanbul’a geri döndü.

Polislik mesleğine geri döndü ancak Şeytan adasında yaşadığı travmalar ağır izler bırakmıştı. Pasaport memurluğuna verilmişti o dönem evlendi. Anadolu’da çeşitli yerlerde nahiye müdürlüğü yaptı. Bir gece ada halüsinasyonuyla eşini boğmaya kalkınca boşandı ve hastaneye yatırıldı. Sadece 44 yaşında hayata veda etti. Allah Rahmet Eylesin….

MURAT SAVAŞ/SAVUNMA SANAYİ-STRATEJİ-GELECEĞİ BAKIŞ

İstanbul’dan Şeytan Adasına Uzanan Öykü…POLİS MEHMET CEMİL EFENDİ
0







Giriş Yap

Deniz Kartalı ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!