1. Haberler
  2. Deniz Kartalı Denizcilik Programlar
  3. Kadın Balıkçı Necla Reis “Katırtırnağı Sarıyer İncir Beykoz’da avlanın der bizlere”

Kadın Balıkçı Necla Reis “Katırtırnağı Sarıyer İncir Beykoz’da avlanın der bizlere”

8 bin 337 km uzunluğundaki kıyılarıyla elverişli balıkçılık yapılmasına imkan sağlayan ülkemizde ağlarını denize salan balıkçılardan biri de 59 yaşındaki Necla Köseoğlu. 4 kuşaktır ekmeğini denizden çıkaran bir ailenin kızı olarak Rumeli Kavağı’ndan İstanbul Boğazı’na açılan Necla Reis’in miçoları ise torunları 8 yaşındaki Mert ve 4 yaşındaki Rüzgar. 38 yıldır Kıble’ye alışık olan İstanbul Boğazı bereket saçan günlerindeki gibi ağlarımızı palamutla doldurmadı ama 4 çift (8 adet) tekir ile yüzümüzü güldürdü. Hiçbir seyir cihazı ve balık bulucusu olmadan geleneksel yöntemlerle avlanan Necla Reis, “Ben bıraksam da deniz beni bırakmaz, genlerimde balıkçılık var” diyor.

featured
Google'da Abone Ol
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Koronavirüs salgını nedeniyle teknesini Mart sonundan itibaren Rumeli Kavağı’nın çekek yerine çeken Necla Reis, 1 Eylül’ü yani balık av sezonunun açılmasını engin maviliklere bakarak bekleyen balıkçılardan biri. Tarım ve Orman Bakanlığı’na kayıtlı yaklaşık 20 bin balıkçı teknesinden olan Kıble ile 46 yıldır İstanbul Boğazı’nda ‘Vira Bismillah’ diyen Necla Köseoğlu, 1900’lü yıllardan beri İstanbul’un deniz kültürü içinde yer alan bir balıkçı ailesinin temsilcisi. Bakanlığın verdiği balık avı ruhsatına sahip az sayıdaki kadından olan Köseoğlu, amatör denizci belgesi ve kısa mesafe telsiz belgeleriyle genlerindeki deniz sevdasını kanıtlıyor. Halen denizi ve balığı yüzyıl önceden gelen ve kuşaktan kuşağa kendisine aktaran geleneksel bilgilerle yürüten 59 yaşındaki Necla Köseoğlu’nun 7 metrelik teknesi Kıble İstanbul Boğazı’nda seyir cihazı ve balık bulucu olmadan avlanmasının aracı. Hiçbir teknolojik cihaz kullanmadan 46 yıldır boğazın hırçın sularına ağ atan Necla Reis ile çıktığımız balık avında iki gönüllü miçonun bize eşlik etmesi avın şenlikli geçeceğinin göstergesiydi.

“Katırtırnağı Sarıyer İncir Beykoz’da avlan demek”

8 yaşındaki Mert Köseoğlu ve 4 yaşındaki Rüzgar Tarı anneannelerinin talimatlarını uygularken çocukluğun verdiği yaramazlığı araya koymayı ihmal etmiyor.  Rumeli Kavağı Balıkçı Barınağı’nın sıkışık düzen teknelerinin arasından çıkmaya çalışan Necla Reis’in ‘iskele halatını çöz’ talimatını Mert kolayca yerine getiriyor. Kıblenin dümenini maharetle idare eden Necla Reis, arkada kalan balıkçılara ‘Tekneleri arkamdan birbirine bağlayın reisler’ diye seslenirken, küçük torun Küçük Miço Rüzgar köprü üstü denilen kumanda merkezindeki yerini alıyor.

Büyük Miço Mert ise teknenin pruvasında(ön tarafında) hesaplanmayan bir engel olup olmadığını kontrol için beklerken, korunaklı liman arkamızda kalarak İstanbul Boğazı’nın hırçınlığı merhaba diyor. İklim değişikliğinin sonucu olarak halen soğumayan deniz suyu keşişleme, kıble, lodos ve karayel rüzgarlarına alışıklığıyla ilerliyor. Güneyden estiği için kıble adını alan sıcak rüzgarın ismini taşıyan tekneyi kumanda eden Necla Reis, balığa ulaşmak için denizi nasıl dinlediğini anlatıyor. “Boğazın neresinde ne zaman avlanacağımı dedem Ahmet babam Yakup’a anlatmış. Babamdan öğrendiğim şu, karadaki işaretlerde balığın yerini ve zamanını belli eder. Sarıyer’de katır tırnağı olduğunda (Mayıs) Rumeli Kavağı ile boğaz çıkıyı arasında ağ atardık. Böğürtlen ve incirler açınca (Eylül) Anadolu kıyılarına gider Poyrazköy- Fil Burnu’nda avlanırız. Yani doğanın sesini dinleriz. Denizin altındaki ekmeğimizi bulmak için topraktaki işaretleri bekleriz. Yüzyıllardır değişmedi ve her seferinde doğru çıktı”

Necla Reis’in Martısı Zeynep

Kıble, Garipçe ve Rumeli Feneri kıyılarını iskelesine aldığında (soldan geçtiğinde) boğazın rengi Karadeniz’in koyuluğuna yaklaşan bir tona ulaşmaya başladı. Necla Reis, 8 gün önce sarıp sarmaladığı ağlarını fora etmeden önce son kontrolü yapmak için Sarıyer Büyük Liman’a giriyor. 38 yıldır boğazın bereketini kendisine sunan Kıble’nin havuzluk kısmında ağları açarken Mert ve Rüzgar fırsatı değerlendirerek denize giriyor. Balıklama atlayışın hakkını geren iki miço anın tadını çıkartırken Necla Reis, “Ağların denizde salınması için doğru atılması gerekli. Tek başına ava çıkan bir kadın olarak en zoruda ağ atarken oluyor. Çünkü, ağın şamandırasını denize atarken tekne akıntıyla yol alıyor. Tek başına olunca şamandırayı acele denize bırakıp köprü üstüne koşmak zorundayım. Bu hız yarışında denize düşmemek için azami dikkat göstermek gerek. Torunlarım ve en zor kısımda bana yardım ediyorlar. Mert ağ atıp toplamayı, Rüzgar tekneye kumanda etmeyi çok seviyor. Onlara bu fırsatı verdiğimde mutlu oluyorlar” diyor. Bu sırada yanımıza yaklaşan martı sürüsünün içinden birinin teknenin yanında yüzmesi dikkatimi çekiyor. Necla Reis, “2 yıldır yanımdan ayrılmaz adı Zeynep. Genellikle tek başıma olduğum için teknenin etrafında dolaşır bana eşlik eder” diyor.

 

“Haydi karşıya Fil Burnu’na gidiyoruz”

3 yaşından beri yüzdükleri için kolayca Büyük Limanın kumsalına çıkan çocuklar, anneannelerinden gelen ‘Haydi Fil Burnu’na gidiyoruz’ sesini duyar duymaz kendilerini denize atıyor. Kulaçlarıyla Kıble’ye gelen 2 çocuk görev yerlerine geçiyor. Rüzgar köprü üstünde dümene geçerken, Mert denizdeki çıpanın(demirin) alınması için hazır bekliyor. Beykoz’un en kuzey sahili sayılabilecek Fil Burnu, bin yıllar öncesinden gelen doğayla dost avlanma şekli dalyan balıkçılığının da yapılmasına imkan veriyor. Berrak mavilik metrelerce derinliği gösterirken, balıkların yuvalanma ve göç alanı geniş bir meranın varlığına işaret ediyor. Necla Reis’in büyük miço Mert’e verdiği ‘Fora’ komutu, 20 metre uzunluğundaki ağın şamandırasının denize atılması demek. Ucundaki demir ağırlıkla dibe batan ağa dolmasını dilediğimiz balık palamut. Bereketli sulara sahip Fil Burnu’nda sadece bir gırgır teknesinin olması ve Ağustos ayından itibaren kendisini boğazda gösteren palamudun ağlarımıza gelmeyeceğini düşündürürken Necla Reis, “Tekir tutsak yeter. Tekirde çok lezzetli ve tercih edilen balıktır. Palamut şimdi Karadeniz’de zaten hava da çıkabilir. 2 saat bekleyeceğiz bu sırada bir de çapari yapalım” sözlerinin hemen ardından ikinci ağda denize salınıyor.

“İyi balıkçı olmak için iyi denizci olmalısın”

Küçük bir alana yayılan iki ağı beklerken Kıble’nin yönünü Karadeniz’e çeviriyoruz. Uluslararası gemi trafiğinin mola vermediği İstanbul Boğazı’ndan çıkmakta olan 220 metrelik bir petrol tankerini gören Necla Reis, “Boğazda balıkçılık yapmak için sadece ağ atmayı bilmek yetmez. Gemilere yol vermeyi bilmek, rüzgarın yönüne göre dönüşe geçmek, gemi trafiğine göre dümen tutmak gerekli. Kıyı Emniyetine ve hava durumuna bakmadan denize açılmam. Seyir yardımcısı kullanmam ama sert rüzgarda çıkmam. Karşıya geçerken sıramı beklerim. İyi balıkçı olmak için önce iyi denizci olmalısın derdi babam” diyor. Vira Bismillah diyerek saldığımız ağları beklerken Poyrazköy ve Anadolu Feneri’ne ulaşıyoruz.  Bekleyiş sırasında Necla Reis’in köprü üstünden denize attığı çapari peşimizden gelirken, İstanbul Boğazı bitiyor Karadeniz karşımıza çıkıyor. Daha açığa gitmeyeceğimizi söyleyen Necla Reis, “2 kızımı da balık avlayarak büyüttüm, okuttum. Ebru’ya tekir başlayınca ayakkabını alacağım dediğimde Eylül ayını beklerdi. Yani bizim hayatımızı deniz ve balık şekillendirdi. 48 yıldır denizdeyim ve tekir avlamayı severim. Güzel, lezzetli tercih edilen balıktır. Hiç mahcupta etmez beni” diyor.

“Koronavirüs arası denizi kendine getirdi”

Ağların başına geldiğimizde Necla Reis’in kakıcı verdiği Mert ağların güverteye çekilmesi için yardımcı oluyor. Makaraya geçirilen ağ güverteye dökülürken, tahmin ettiğimiz gibi palamut yerine tekirin geldiğini gösteriyor. Necla Reis, “Koronavirüs denizi biraz kendine getirdi. Doğayı yeniledi. Karadeniz’de balıkçılar palamudu güzel yakalıyor. Ağlardaki yengeç ve iskorpit gibi türleri temizleyip denize atacağız. Bir tavalık tekir çıkar bu ağdan. Eskiden ev geçindirirdik balıkla ama şimdi mazot parasına çıktığımız oluyor. Eşim balığı bırakmadan önce Akçakoca’ya kadar gider güzel av yapardık. Şimdi yalnız avlanıyorum ama bırakamıyorum denizi. Zaten denizde beni bırakmaz. Severek gönülden yapıyorum balıkçılığı. Çocuklarım balıkçılık yapmayacak ama ben hiç bırakmayacağım balıkçılığı. Keyfini ve zorluğunu yaşıyorum ama yaşam tarzım bu. Geleneksel balıkçılık denizin dostudur” diyerek son cümlelerini kurarken, miçolara Rumeli Kavağı’na döndüğümüzün habercisi olan komut geliyor.

Demiri alın çocuklar limana dönüyoruz”

Kadın Balıkçı Necla Reis “Katırtırnağı Sarıyer İncir Beykoz’da avlanın der bizlere”
0







Giriş Yap

Deniz Kartalı ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!