
Akdeniz bölgesinde etkisini yitirmeden 30 Temmuz’da Bodrum Yarımadası’nda başlayan orman yangınlarıyla mücadele vatandaşların katılımıyla sürüyor. Bodrum’da yaşayan ya da tatil için gelen vatandaşlar Kıyıkışlacık, Fesleğen ve Umurça gibi semtlerin okul, kütüphane veya parklarında örgütlenerek yangınla mücadele eden ekiplere ulaştırıyor. Orman memurları ve itfaiye ekiplerinin temel günlük ihtiyaçlarının hazırlanmasının yanında otomatik ağaç testeresi, jenoratör, el ve kafa lambası, güç ünitesi, yangın söndürme tüpü gibi ihtiyaçları belirleyen gönüllüler bir an önce bölgeye gönderilmelerini de sağlıyor. Hemen her meslek ve yaş grubundan gönüllülerin oluşturduğu yardım ekipleri ormanlık alandaki ihtiyaç listesini sosyal medya üzerinden paylaşarak 2-3 saatte temin edilmesini başarıyla yerine getiriyor. Merkezlerde 24 saat nöbet tutan gönüllüler özellikle kamyonet ya da pic-up gibi araç sahiplerinin kendileriyle sürekli irtibat halinde kalmalarını istiyor.

Karakeçili dağ yörüklerin köyünde hüzün var
Öte yandan Bodrum Yarımadası’nın en yüksek dağ köylerinden Gökbel’de yaşayanlar 3 gün boğuştukları alevlerin ardından hüzünlü bir bekleyişe başladı. 280 metre yüksekliğiyle Milas ilçesine bağlı köyde Karakeçili yörükleri yaşıyor. 4 kuşaktır dağ köyünde yaşayan yörükler, 50 yıl önce devlet izniyle diktikleri fıstık çamlarının kızıl çamlarla birlikte yanışını hüzünle izlediklerini belirtiyorlar. Mazı ve Çökertme arasındaki yüksek tepede kaldıkları için devlet yetkililerinin kendilerini görmezden geldiğini savunan köylüler, yangını kendi imkanlarıyla söndürdüklerini belirtti. Köylülerden Songül Filiz, “İlk günden itibaren kızılçamların yanmaması için nöbete başladık. Gece süren nöbetlerimiz sırasında alevler köyümüze yaklaştı. Köyün gençleri el aletleriyle ormana daldı. Sadece bir tanker ve orman itfaiyesinin yardımıyla söndürmeye başladık. Havadan söndürme istedik ama gelmedi. Kızılçamlarımızla birlikte bölgemizi zenginleştiren ve arılarımız için gerekli fıstık çamları kül oldu. Çok üzgünüz” dedi.


Canımıza bir şey olmadı ama canımız yandı
Çocukluğunda dikilen fıstık çamlarının yanmasına engel olamadığını söyleyen Mehmet Karaaslan ise, göçerlik geleneğinde doğayı tüm canlılarıyla çok sevmek olduğunu belirtirken yaşam kaynakları olan zeytin bahçelerinin de yandığını söyledi. Karaaslan, “Evimiz yanmadı ama yuvamız olan ormanımız yandı. Canımıza bir şey olmadı ama canımız yandı. Yaban domuzları, tilkiler nereye gelecek artık? Fıstık çamlarını kurtaramadık oysa bu ağaçlar bizim hem geçmişimiz hem geleceğimizdi” dedi.

Gecenin içinden çıkan Hatice Teyze
Gece Kemerköy Linyitli Kömür Santrali’ne yaklaşan alevler bölgenin tamamen boşaltılmasına neden oldu. Kızılçam ağaçlarıyla örülü orman dokusunun hemen önünde yer alan santralin önündeki dinlenme tesislerinde ortaya çıkan 87 yaşındaki Hatice Özen şaşkınlık yarattı. Elindeki bastonla yürümekte güçlük çeken yaşlı kadın torunlarına ulaşmak istediğini ve onlar gelene kadar sandalyede oturarak bekleyeceğini söyleyince ikna çabaları başladı. Torunlarına ulaşmadan yerinden kalkmayacağını söyleyen Hatice Özen’i gazeteciler ikna etti. Bölgenin boşaltılması için yoğun çaba sarf eden jandarma ekipleri Hatice Özen’i sandalyesiyle birlikte taşıyarak yangın bölgesinden uzaklaştırdı.

Alevler santrale çok yaklaştı
Muğla’nın Milas ilçesine bağlı Kemerköy linyit santralinin çok yakınına alevler 15.00 sıralarında ulaştı. Ormanlık alanda süren alevler 630 MW kurulu gücü ile ortalama yıllık 2.642 GWh elektrik üreten santralin hidrojen tanklarını tehdit etti. Ters yönden esen rüzgarın etkisiyle alevler ormanlık alandan santrale doğru ilerleyince büyük panik yaşandı. Santralin 4 hidrojen tankının boşaltıldığı öğrenilirken, iş makineleri santral dışında hendekler kazdı. Yerleşim yerlerine çok yakın olan santral boşaltılırken, itfaiye ekipleri aralıksız söndürme çalışması yürüttü. Su tankerleri santral çevresindeki her yere soğutma uygularken alevlerin sıçrama ihtimaline karşı çevresi de boşaltıldı.




















