1. Haberler
  2. Genel
  3. KKTC Başkonsolosu Çınar:“Harekat acıların sonu özgürlüğün başlangıcıdır”

KKTC Başkonsolosu Çınar:“Harekat acıların sonu özgürlüğün başlangıcıdır”

Kıbrıs Adası’na barış getirmek için Türk Silahlı Kuvvetleri’nin 20 Temmuz 1974 tarihinde yaptığı harekâtın 46’ıncı yılı kutlanırken, KKTC’nin İstanbul Başkonsolosu Seniha Birand Çınar, konuştu. Çınar, “Harekat bizim için 1963’ten 1974’e kadar çektiğimiz acıların sonu, özgürlük ve barışın da başlangıcı oldu. Annem, Kanlı Noel’den sonra 11 yıl boyunca evin bodrumuna saklanıp tehlikenin geçmesini beklediklerini anlatırdı” dedi.

featured
Google'da Abone Ol
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

21 Aralık 1963 tarihinde Kanlı Noel olarak nitelendirilen günün ardından başlayan olaylar Kıbrıs adasında yaşayan Türklere baskı ve katliama varmıştı. Adada yaşayan Rumların 11 yıl boyunca sürdürdüğü şiddet sonucu 103 Türk köyü boşaltılırken 450 Kıbrıs Türkü sivil kayıp listesine girmişti. Adadaki Türklerin hayatlarını sürdürmesi ve adaya barış getirmek için harekete geçen Türkiye, 20 Temmuz 1974 günü düzenlediği Barış Harekâtı ile dünyayı hayranlıkta bırakacak bir askeri zafere imza attı. 46 yıl önce Türk Kara, Hava ve Deniz Kuvvetleri’nin organize harekatıyla adada yaşayan Türkler özgürlüklerine kavuştu. Harekat sonucu ada, Yunanistan destekli EOKA darbesinin işgalinden de kurtarılmış oldu. Harekattan 9 yıl sonra 15 Kasım 1983 tarihinde kurulan KKTC’nin İstanbul Başkonsolosu Seniha Birand Çınar, hissettiklerini anlattı.

 

Harekat ile aynı yaşta olan ve ailesinin anlattıklarıyla bugünleri kıyasladığında neler yaşandığını daha iyi anladığını söyleyen Çınar, “1963’ten sonra 11 yıl boyunca Kıbrıslı Türkler, imkansızlıklar içinde Kurtuluş Savaşı benzeri bir mücadele vermişti. Kıbrıslı Türklerin Anayasal hakları gasp edilip azınlık statüsüne indirgenmeye çalışılmıştı. Rumların bu girişimini kabul etmeyince katliamlar yaşanmış, Kıbrıslı Türk devlet yetkilileri görevlerinden uzaklaştırılmış veya görev yerlerine gitmeye çalışanlar silah zoruyla engellenmişti. 1964- 1965 yolları arasında toplam 103 Türk köyü yakılınca büyük bir kitlesel göç yaşanmış, Adadaki Türkleri geri dönmeyecek şekilde göndermek için organize baskı ve şiddete başvurulmuştu. Türkiye’nin Kurtuluş Savaşı’nda olduğu gibi sayısız kahramanlıklar yaşanmıştı. Otobüse bindiklerinde Türk oldukları anlaşılmasın diye kendi dillerini konuşmaktan bile çekinen Türkler, hayatları tehlikede olduğu için 11 yıl boyunca tedirgin yaşamışlardı” dedi.

Katliamla Dohni’den Taşkent’e sürülen Türk Kadınları

 

Lefkoşa’ya bağlı Taşkent köyünün Kıbrıslı Türklerin yaşadıklarının kanıtı olduğunu belirten Çınar, “O yıllarda bugün Rum kesiminde kalan Dohni isimli köyde tüm Türk erkekleri katledilmiş. Kalan kadınlar ise bugünkü Taşkent köyüne sürülmüş. Bugün bile katliamın, sürgünün ve acının izlerini bu köyde yaşayan kadınlar anlatır. Birleşmiş Milletler Temsilcisi General Ortega’nın Kıbrıslı Rumların 1963 Aralık-1964 Mayıs tarihleri arasında yaktıkları köyleri ve can kayıplarını anlattığı Ortega Raporu bile dikkate alınmamış. Birleşmiş Milletler’e ulaşmadan 1965’te rapor ortadan kaldırılmış. Annem ve babam, uzun yıllar savaş korkusunun izlerini üzerlerinde taşıdılar. Bu yüzden Türk Silahlı Kuvvetleri’nin 1974 Harekatı bizim için acıların sonu özgürlük ve barışın başlangıcıdır. Türkiye’nin müdahalesi sadece Kıbrıslı Türklere değil Rumlar’a da barış getirmiştir” dedi.

“Makarios Yunanistan’ı şikayet etmişti”

 

Çınar, “ Katliam ve baskılardan sorumlu Başbakan III. Makarios, harekattan kısa süre önce Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ne giderek Yunanistan’ın adaya işgal etmek üzere olduğunu şikayet ederek yardım talebinde bulunmuştu. Bu hep unutulan bir konudur. Büyüklerimizin yaşadıklarını dinledikçe bugünlere nasıl geldiğimizi daha iyi anlıyorum” diye konuştu.

 

Doğu Akdeniz denkleminde Türkiye ile tam dayanışma içerisindeyiz. 

 

Türkiye’nin ve KKTC’nin Doğu Akdeniz’de deniz yetki alanlarında uluslararası hukuktan doğan hakları olduğunu vurgulayan Çınar, iki Türk devletinin bölgede ortak amaçlar üzerine birlikte hareket etmekten ödün vermeyeceğini söyledi. Çınar, “Biz 2011’den beri GKRY’ne Birleşmiş Milletler denetiminde ortak komisyon kurulmasını teklif ediyoruz. Adadaki hem Rumların hem Türklerin haklarının belirleneceği ve sismik araştırmaların nasıl yapılacağı konusunda birlikte karar verilmesi gerekli. Ama Rum tarafı her türlü anlaşma ya da müzakere için KKTC’yi muhatap kabul etmiyor. 1960’lardan beri Kıbrıslı Türklerin haklarını gasp etmeye çalışan GKRY’nin tavrı hep aynı. Ama 3 sondaj gemisiyle bizde haklarımızı koruduğumuzu kanıtlıyoruz. Doğu Akdeniz’de hidrokarbon zenginliği Kıbrıs adasının ortak değeridir. İki halkında birlikte değerlendirmesi için haklarımızın tanınması kaydıyla KKTC olarak iş birliği yapmaya hazırız. Hidrokarbon arayışında yine eşitlik ve paylaşım ilkeleriyle hareket ediyoruz. Adadaki doğal kaynakların bir kriz değil iş birliği fırsatına dönüştürülmesi önemlidir. Doğu Akdeniz’de Türkiye ile ortak adım atmaya devam edeceğiz” dedi.

Seniha Birand Çınar

1974 yılında Lefkoşe’de doğan ve pek çok Avrupa kentinde diplomatlık yapan Çınar, “Paris’te görev yaptığım dönemde duyduğum Napolyon’un ‘Dünya tek ülke olsaydı başkenti İstanbul olurdu’ sözünü çok duymuştum. Şimdi bu şehirde görev yapmanın gururunu yaşıyorum. Nişantaşı’na gittiğimde Paris görüyorum, Taksim’de Newyork’un canlılığına şahit oluyorum, Moda’ya gittiğimde ise kent dokusuyla Lizbon karşımda duruyor. Medeniyetlerin beşiği bu şehir Kıbrıslı Türklerin de dünyaya açılan kapısıdır. Bu büyülü kentte görev yapmak çok güzel” dedi.

Kulaçlar KKTC’ye Doğru Atılacak

Öte yandan İstanbul Yıldızlar Yüzme Kulübü, harekatın 46’ıncı yılı nedeniyle Mersin’den Kıbrıs’a kadar yüzecek. 90 kilometrelik parkurun sonunda yüzücüler, Anamur’dan aldıkları Türk bayrağını Lefkoşa’da Yavuz çıkartma plajında KKTC Sahil Güvenlik Komutanlığı yetkililerine teslim edecek. Devlet eski Bakanı Kürşat Tüzmen’in de aralarında bulunduğu ekipte Ahmet Nakkaş, Tarkan Tüzmen, Faruk İlgüy, Osman Akkuş ve Kubilay Çimen bulunuyor.

Dost Ateşiyle Batan Muhrip: TCG Kocatepe

TSK’nın 3 kuvvetinin ortak harekâtıyla adaya çıkıldıktan bir gün sonra 21 Temmuz 1974’te hazin bir olay yaşanmıştı. Harekata karşılık vermek için Yunanistan’dan yola çıkan bir konvoyu durdurması için Girne açıklarındaki TCG Adatepe, TCG Kocatepe ve TCG Mareşal Fevzi Çakmak gemileri görevlendirildi. Konvoyun Yunanistan’dan hiç hareket etmediği öğrenilirken istihbaratı değerlendiren Türk uçakları hedef bölgede Türk gemileriyle karşılaştı. Anonslara Türkçe karşılık almasına rağmen Ankara’dan gelen ateş açma emrini yerine getiren savaş uçakları 3 muhribe saldırdı. Dost ateşiyle batan TCG Kocatepe’de 67 Türk askeri şehit oldu.

KKTC Başkonsolosu Çınar:“Harekat acıların sonu özgürlüğün başlangıcıdır”
0







Giriş Yap

Deniz Kartalı ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!