1. Haberler
  2. Genel
  3. MAVİ HAYALLER VE ÖZGÜRLÜK İÇİN KEYFESEYİR

MAVİ HAYALLER VE ÖZGÜRLÜK İÇİN KEYFESEYİR

Erhan Öztürk ve Sema Akgün, denizin ve doğanın değerini koronavirüs öncesinde keşfeden çiftlerden. Atlas Okyanusu’nu tersten geçen Ege ve Akdeniz’i koy koy dolaşan Öztürk çifti 6 yıldır yelkenlileri KeyfeSeyir’de yaşıyor. Uzun yıllar hastane yöneticiliği yapan anestezi ve yoğun bakım doktoru Sema Akgün, sualtının büyülü dünyasıyla tanıştığından beri iflah olmaz bir deniz tutkunu. Denizde yaşama gönül veren gezgin ve sualtı fotoğrafçısı Erhan Öztürk ise işletme ve pazarlama yöneticisi. Küresel pandemi ilanıyla mavi keşif planlarını ertelediklerini belirten Öztürk, “Özgürlük duygusunun karşılığını vermek için denizde yaşıyoruz. Doğanın kucağında, kaplumbağa misali evimizle seyahat etmek, tüm fotoğraf ve dalış ekipmanlarımızı yanımızda taşıyarak dünyanın her yerinde doya doya gezmek, görmek, yaşamak, hissetmek, dalmak ve fotoğraflamak için teknedeyiz. Dünya seyahatini erteledik ama yıl da 8-9 ay uzun seyirlerle gönlümüzce dolaşıyorduk. Her yıl farklı coğrafyaları keşfetmenin doyumsuz lezzetiyle denizdeydik. Dr. Zafer Türkmen’in başkanlığında güzel işler yapan DADD (Denizlerdeyiz Amatör Denizciler Derneği) rallileriyle muhteşem denizcilerle dostluğumuzu pekiştiriyorduk. Salgın başlayınca geleceği göremez olduk” dedi.

featured
Google'da Abone Ol
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

 

Yasakları tahmin edip yelken açtık

Salgınla seyahat planları dışında değişiklik olmadığını belirten Dr. Sema Akgün ise, “Virüsü yakından takip ediyoruz. Salgın başlangıcında yasakları öngördüğümüz için tekneyi hazırlayıp Göcek koylarını gezdik. Bizim gibi denizde izole birkaç tekneyle dolaşarak yazı ve sonbaharı geçirdik. Hepimiz olabildiğince az karaya çıktık. Çıkarsak ta işlemleri hızlıca bitirip teknemize döndük. Açık havada ve denizde olmamız büyük avantaj. Şehirlerde evlere kapalı kalanlardan daha şanslı, güzelim koylarda doğayla baş başa geçiyoruz süreci. Kış için marinaya geldiğimizde pandemi kabusunu şimdilerde daha yoğun hissediyoruz. Suyun kucağında evde gibi hissediyoruz. Suyun altını da üstünü de ayrı seviyoruz. 6 yıldır bizim evimiz denizler. Atlas Okyanusu’nu tersten geçtik, Sicilya’dan itibaren tüm Adriyatik’i 100’den fazla Yunan adasını dolaştık. Umarız denizin tuzundan ayrı kalmayız” dedi. Salgın nedeniyle plan yapmadıklarını söyleyen Erhan Öztürk, “Sağlık tehdidinin bitmesiyle ekonomik ve sosyolojik çalkantılarla dünya değişecek. Yeni dünyaya nasıl adapte olacağımızı o günkü şartlar belirleyecek. Şimdilik plan yapmadan doğaçlama ve günlük yaşıyoruz” dedi.

KEYFESEYİR…..

Bizler 6 senedir bir  Beneteau 44 Center Kokpit tekne olan teknemiz KEYFESEYİR’de  yaşayan Sema Akgün ve Erhan Öztürk… Sema Akgün; Medikal Doktor… Anestezi ve Yoğun bakımcı kimliğinden sonra uzun seneler hastane yöneticiliği yapmış, Dalış ve sualtı fotoğrafçılığına, yelkenle yaşama gönül vermiş bir gezgin… Erhan Öztürk Ekonomi… İşletme ve Pazarlama yöneticiliği kimliği ile uzun seneler sektöründe önemli bir markayı yönetmiş bir su altı fotoğrafçısı, gezgin ve yelkenli kaptanı…

Virüs tehdidinden dolayı plan yapamaz hale geldik..

Plan yapamaz ve geleceği göremez hale geldik… Kendimiz, sevdiklerimiz ve insanlık için bu hastalık adına duyduğumuz endişe de cabası… Yaşanan küresel felaket yanında bizlerin seyahat özgürlüklerinin kısıtlanması tabi çok önemsiz ama moral motivasyonu bozan bir durum… İşin ekonomik tsunamisini de beklemek ayrıca yıpratıcı…

Neden mi denizdeyiz? 

Özgürlük… Doğanın kucağında, kaplumbağa misali evimizle seyahat etmek, tüm fotoğraf ve dalış ekipmanlarımızı yanımızda taşıyarak dünyanın her yerinde doya doya gezmek, görmek, yaşamak, hissetmek, dalmak ve fotoğraflamak… İlk planımız olan dünya seyahatini bir süreliğine ertelemek zorunda kalsak da her sene 8-9 ay uzun seyirlerde oluyor, gönlümüzce dolaşıyorduk… Her sezon farklı coğrafyaları keşfetmenin doyumsuz lezzetiyle denizlerdeydik. DADD yani Denizlerdeyiz Amatör Denizciler Derneği aracılığıyla tanıdığımız, yine DADD’ın düzenlediği müthiş rallilerle pekiştirdiğimiz denizci dostlarımızla birlikte bu lezzeti paylaşarak yaşamak, günlük hayatımızın ayrılmaz bir parçası oldu…Yeri gelmişken bu derneğin mimarı ve başkanı sayın Dr. Zafer Türkmen’e de bu dostluklar adına şükranlarımızı ayrıca belirtmek isteriz.

Süreci daha az karaya çıkarak geçiriyoruz

Virüsün dünyanın gündemine düşmesinden itibaren haberleri takip ettik. Ülkemizde ilk vakaların görülmeye başlandığı 2020 Mart ayında artık işin ciddiyeti ve insanların korunmaya yönelik davranışlarının yetersiz olacağı, pandeminin şiddeti belli olmuştu. Mart ortasında acele tekneyi hazırlayıp önce Göcek koylarına çıktık. Bizim gibi denizde ve izole olan birkaç tekne ile birlikte dolaşarak geçti tüm yaz ve sonbahar. Hepimiz olabildiğince az karaya çıkıyor, gerekli işlemleri hızlıca halledip, korunma önlemlerine azami dikkat ediyorduk. Açık havada olmamızın avantajı da bizden yanaydı. Virüs bulaşmak için açık havayı pek sevmiyordu. Şehirlerde evlere kapalı kalanlardan çok daha şanslı, güzelim koylarda doğayla baş başa geçti bu aylar. Aralık son hafta marinaya döndük ve maalesef pandemi kabusunu çok daha yoğun hissetmeye başladık.

Deniz deyince…

Bizlerin ve dünyanın yüzde 70′ i su… Suyun kucağında olmak evde olmak gibi bir şey bizim için… Biz bu mavi suyun altını da üstünü de ayrı ayrı seviyoruz… 6 senedir bizim evimiz gerçekten… Umarız denizin tuzundan hiç ayrı kalmayız…

Peki ya salgın sonrası 

Şu anda sonrası için bir plan yapmanın çok da mümkün olmadığını düşünüyoruz… Bu pandemi şimdilik öncelikle bizlerin sağlığı için bir tehdit olsa da, yakın gelecekte ortaya çıkması beklenen ekonomik ve sosyolojik çalkantılarla tüm dünya değişecektir. Bu yeni dünyada her birimizin nasıl adapte olabileceğini o günkü şartlar belirleyecektir. Şimdilik pek plan yapmadan doğaçlama ve günlük yaşamaya devam ediyoruz… Kısaca neyi beklediğimizi bilemeden BEKLİYORUZ…

 

MAVİ HAYALLER VE ÖZGÜRLÜK İÇİN KEYFESEYİR
0







Giriş Yap

Deniz Kartalı ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!