Suyun bu doğasından alınan ilhamla şöyle der Sufiler:
“Seninle uğraşan hiç kimseyle uğraşma,
eğer uğraşırsan onunla aynı yerde kalırsın.
Etrafından dolanıp devam et yoluna.”

Fotoğraf: Ozan Güzelce
Engel Tanımaz Bir Yolunu Bulup Aşar
Diyelim ki dağdan akan su
önüne çıkan kayanın etrafından dolaşamayacak bir yola denk geldi.
O zaman ne yapar,
birikip üstünden aşar.
Yok eğer bu da olmuyorsa sabırla kayayı damla damla delmeye başlar.
En büyük gücü: Sabır
Kayayı delmeyi başaran suyun kuvveti değildir, damlaların sürekliliğidir ki buna da “sabır” derler.
Sabretmek hiçbir şey yapmadan oturmak değildir.
“Sabır dikenin içinde gülü,
gecenin içinde gündüzü hayal edebilmektir.” der
Şems-i Tebrizi.
Suyun doğası imkansızın bile başarılabileceğini,
bunun için sabırlı ve istikrarlı olduğunu öğretir.
Kayayı delen su
elbette yine yoluna devam eder.
Su hep akar…
Bilir ki aktıkça temizlenir.
Bazen dere kenarlarında su birikintileri oluşur, akmayan su bulanır, çamurlaşmaya başlar.

Üzerine pislik birikir ve Sufiler bu yüzden derler ki:
“Sen su gibi ak.
Her daim yenilen.
Her gün yenilen.
İki günün aynı olmasın.
Dünü dünde bırak yeni şeyler öğren.”
Yenilenmekten korkmaz
Mesela su değişimden hiç korkmaz.
Ama insanlar değişimi sevdiklerini söyleseler de aslında bundan çok korkarlar.
Su değişimi ne güzel de anlatır.
Bazen yağmur olur,
bazen kar olur,
bazen buz olur,
bazen buhar olur.
Buhar olduğunda çıkar gökyüzüne yağmur olup iner yine yeryüzüne…
Ayrıca su uyumludur
Çay bardağına koyduğunda çay bardağının şeklini alır,
kovaya koyduğunda kovanın…
Sürekli bulunduğu yere uyumlanır ama doğası hiç değişmez.
Her yere her şeye uyum sağlar.
Unutma ki dünyada her zaman doğaya uyum sağlayanlar hayatta kalır…
Uyum sağlayanlar esnektir çünkü.
Değişime direnenlerse katı.
Fırtına en sert en güçlü ağaçları devirir ama esnek fidanlara,
otlara hiçbir şey yapamaz.
O yüzden esnek olanlar, uyum sağlayanlar hayatta kalır.
Aynı zamanda akışa teslim olur.

Teslimiyet içindedir.
Çünkü bilir ki bütün dereler eninde sonunda büyük denizlere, okyanuslara akar.
Bu elinden geleni yaptıktan sonra hayatın akışına teslim olmaktır.
Su berraktır, şeffaftır.
Olduğu gibidir yani.
Paylaşımcıdır.
Hep besleyicidir.
İnsanları, hayvanları, doğayı besler.
Hayatı başlatandır.
Su olan her yerde bitkiler vardır,
hayvanlar vardır,
insanlar vardır.
İşte suyun bu yapısından dolayı Sufiler birbirlerine
“Su gibi ol Azizim” derler.




















