1. Haberler
  2. Genel
  3. Topal Ördek Pompeo Ziyaretinin Düşündürdükleri…Mehmet Asal’ın Kaleminden

Topal Ördek Pompeo Ziyaretinin Düşündürdükleri…Mehmet Asal’ın Kaleminden

Türkiye'ye kısa bir ziyaret yapan Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Dışişleri Bakanı Mike Pompeo'nun arkasında bıraktığı düşünceleri Mehmet Asal yorumladı. batı ülkelerinin Türkiye'ye karşı ortak hareket etmesi gerektiğini söyleyen ve Türk basınında ziyaretinin içeriği hakkında detaylı bilgi verilmeyen Pompeo'nun ziyaretini yorumlayan Deniz Kuvvetleri Komutanlığı eski Genel Sekreteri ve Washington eski Deniz Ateşesi Asal, " Yani sanırsınız ABD; son derece liberal, laik, demokrat, tüm dinlere ve ırklara eşit mesafede duran dünyanın en adil ve demokrat ülkesi. Japonya’da Hiroşima ve Nagazaki’de 500000’den fazla sivil halkı öldüren, Vietnam, Afganistan, Irak ve tüm Ortadoğu’yu birbirine katan, Filistin’i yıllardır işgal edip binlerce masum insanı öldüren İsrail’i himaye eden, daha 40 sene önce ülkesindeki siyahları ön kapılardan otobüslere almayan ABD sanki uzaydan dünyaya yeni gelmiş, başka bir ülkeymiş gibi. Emperyalist, Irkçı ve ayrımcı, Siyahilere, sarı ırka ve tüm göçmen ve mültecilere apayrı bir gözle bakıp onları aşağılayan ABD’nin “önce aynaya bakması ve kendi ülkesindeki ırkçılık, İslam düşmanlığı ve nefret suçları gibi insan hakları ihlallerine gereken hassasiyeti göstermesi gerekmez mi?" ifadelerini kullandı.

featured
Google'da Abone Ol
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Görevi 2 ay sonra sona erecek olan, Cumhuriyetçi Parti mensubu, ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo 17 Kasım 2020 günü Türkiye’ye geldi. Pompeo Batı tabiri ile aslında bir “Topal Ördek”. Bunun en önemli nedeni ise Pompeo’nun seçimi yitirmiş ve devir teslimi bekleyen yönetimler için kullanılan “topal ördek” konumunda olması. Pompeo’nun sırasıyla Fransa, Türkiye, Gürcistan, İsrail, Birleşik Arap Emirlikleri, Katar ve Suudi Arabistan’ı ziyaret edeceği biliniyor. Ancak bir Topal Ördek’le de olsa ABD’nin bu yolla Türkiye’ye çok ciddi mesajlar vermek istediği ve gerekirse ilişkileri koparabileceği sonucunu da çıkarabiliriz. Pompeo’nun, 2022 seçimlerinde Senato için yarışacağı, Kansas’taki Yunan ve Evanjelist oylarını toplamayı hedeflediği de düşünülünce, Pompeo henüz resmi bir adaylık açıklaması yapmasa da Trump’ın seçimleri kaybetmesinin ardından gelecek Senato seçimlerine aday olmasına kesin gözüyle bakılabilir.

Bu noktada unutulmamalıdır ki; Sovyetler Birliğinin dağılması ile birlikte artık NATO eski değer ve öneminde değildir. Her ne kadar Trump’ın aksine Biden NATO’ya önem atfetse de. ABD’nin İncirlik dışında Irak, Suriye’nin Kürtlerin elinde olan kesimleri, Girit ve hatta Kıbrıs Rum kesiminde yeni üsler oluşturulabileceği düşünülürse Türkiye’nin elinin de İncirlik konusunda eskisi kadar güçlü olmadığı, özellikle dışa bağımlılık nedeniyle ekonomik olarak kolaylıkla batıyı ve ABD’yi dışlayamayacağı dikkate alındığında mevcut durumun meydan okumaya uygun olmadığı görülecektir. En azından enerji bağımlılığı sona erdirilinceye kadar Türkiye olarak uzlaşmaz görünmemeye dikkat etmekte fayda vardır.

 

Paris’te Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Dışişleri Bakanı Jean Yves le Drian ve diğer üst düzey yetkililerle görüşen Pompeo, Tiflis’te Gürcistan’ın hem Cumhurbaşkanı hem başbakanı hem de dışişleri bakanı ile bir araya gelecektir.

Pompeo İstanbul’da Fener Rum Ortodoks Patriği’yle güya Türkiye ve bölgedeki dini meseleleri görüştü. Siyasi ya da diplomatik bir görüşme planlamadı.

Pompeo böylelikle ABD’nin tüm dünya genelinde dini özgürlükler konusunda sözde güçlü duruşunu vurguladı. Bu arada Rüstem Paşa cami ziyareti de yaptı ki bu da Patrikhaneye çok yakın konumda bir cami olması ve güya bir araştırma da İstanbul’daki en güzel camilerden biri çıkması nedeniyle seçilmiş farklı bir dine ait ibadet yeriydi.

ABD Uzaydan Yeni Gelen bir Ülke mi?

Yani sanırsınız ABD; son derece liberal, laik, demokrat, tüm dinlere ve ırklara eşit mesafede duran dünyanın en adil ve demokrat ülkesi. Japonya’da Hiroşima ve Nagazaki’de 500000’den fazla sivil halkı öldüren, Vietnam, Afganistan, Irak ve tüm Ortadoğu’yu birbirine katan, Filistin’i yıllardır işgal edip binlerce masum insanı öldüren İsrail’i himaye eden, daha 40 sene önce ülkesindeki siyahları ön kapılardan otobüslere almayan ABD sanki uzaydan dünyaya yeni gelmiş, başka bir ülkeymiş gibi. Emperyalist, Irkçı ve ayrımcı, Siyahilere, sarı ırka ve tüm göçmen ve mültecilere apayrı bir gözle bakıp onları aşağılayan ABD’nin “önce aynaya bakması ve kendi ülkesindeki ırkçılık, İslam düşmanlığı ve nefret suçları gibi insan hakları ihlallerine gereken hassasiyeti göstermesi gerekmez mi”?

Misafir yabancı devlet adamlarının ziyaret ettikleri ülkelerdeki dini cemaatlerin temsilcileriyle bir araya gelmelerinde normal olarak bir sakınca yoktur. Ancak birçok farklı inanca yüzyıllardır ev sahipliği yapan ve dünyada özel bir konuma sahip olan ülkemizi ziyaret eden Pompeo’nun maksadı hiç de bu kadar temiz ve saf değildir. Ayasofya’nın ibadete açılması ABD ve Batıya atılmış müthiş bir tokat olmuş ve ABD bunu hazmedememiştir. Türkiye’nin son derece olağan karşılanması gereken Rusya ile yakınlaşmasını da sindirememiştir. Kıbrıs Rum kesimi S-300’leri Rusya’dan alıp daha sonra Yunanistan’ın Girit adasına konuşlandırdığında sesi çıkmayan ABD’nin konu Türkiye ve S-400 olunca bu öfkesini ve düşmanlığını anlamamak için aptal olmak gerekir.

Özellikle askerimizin başına çuval geçirebilecek, Ordumuzun tüm Atatürkçü Laik subaylarının KUMPAS Planları ile tasfiyesini Washington’da CIA ile müştereken organize ettirecek, kozmik odamıza sızıp tüm ÇOK GİZLİ planlarımızı çaldırtacak ve ağır aksak da olsa işleyen demokrasimizi 15 Temmuz 2016 da yok etmeye çalışacak kadar gözü dönmüş, Türk düşmanı olmuş, Emperyalist, sömürgeci, çıkarcı ABD’yle ilişkilerimizin aslında 16 Temmuz 2016 günü verilecek kesin bir ültimatom ile kesilmesi gerekirdi. Bunları ASLA unutmadan şimdi gelelim bugüne;

Pompeo neleri amaçlamaktadır;

  1. a)   Yedi ülkeyi ziyaret edip siyasi temaslarda bulunurken Türkiye’yi “ES Geçmesi” son derece saygısız, diplomatik teamüllere aykırı, 70 yıllık ilişkilerini ve Türkiye’nin bugüne kadar ki fedakarlıklarını hiçe sayan, bir müttefike asla yakışmayacak ve aslında da kabul edilemez bir tavırdır. Bu tavır yeni değil son dönemde sıkça ABD’den gördüğümüz bildik bir davranıştır, ama yine de çok saygısız, aşağılayıcı ve kabul edilemez bir durumdur.
  2. b)   Demokrat Obama Türkiye’deki 15 Temmuz darbesine CIA ve Fetullah Gülen aracılığı ile taraf olmuş Türkiye’de mevcut Atatürkçü ve Laik anlayışı yıkmaya, iktidarı değiştirmeye kalkışmıştır. Trump ve Pompeo ise bu işin elebaşı Fetullah Gülen’i himayelerine alarak ve koruyarak aslında ABD’nin tüm Devlet olarak Türk düşmanlığını tasdik etmiş, onlarca yıl Türk-Amerikan ilişkilerinde onarılmayacak yaralar açılmasına vesile olmuştur. İleride tarih kitapları bu dönemi bir ibret vesikası olarak yazacak ve Emperyalizmin acımasızlığının en bariz örneği olarak vereceklerdir. Tıpkı Çanakkale Savaşları ve Sevr gibi. Böylelikle Türkiye; ABD’de Yönetime kim gelirse gelsin Türkiye’yi sadece çıkarları için kullanmak istediklerini, Türk Halkına, demokratik sistemine ve yönetimine en küçük bir saygı duymadıklarını anlamıştır. Bir dönem bu ülkede de  bazılarının Amerikan Mandası istediklerini düşündükçe tüylerimizin diken diken olmaması mümkün mü?
  3. c)    Trump döneminde ABD Başkanı ve Pompeo Türkiye’yi tamamen gözden çıkaramazken, Biden ve ekibi Türkiye ile ilişkileri bitirmek ya da Türkiye’ye ceza vermek gerekir tarzında bir mesaj vermeye çalışmaktadır. Böylece yeni yönetimin ekmeğine yağ sürüyor görüntüsü vermektedir, Acaba gerçekten öyle mi?
  4. d)   Bu ziyaret Trump döneminde gerçekleşiyor olsa da ziyaretin etkileri Biden dönemine yansıyacaktır. Pompeo Türkiye ile ABD arasında bu konuyu kriz haline getirerek Biden’a kötü bir miras bırakmak istiyor olabilir.  Trump, Biden konusunda Türkiye’yi krize meyilli görüp bundan da istifade etmek istemiş de olabilir. Aslında bu iki davranış ilk bakışta birbiriyle çelişkili gibi görülse de her hâlükârda Cumhuriyetçilere yarayacak niteliktedir.
  5. e)   ABD; Ortadoğu, Akdeniz ve Kafkaslardaki son girişimleri, Rusya ile yakınlaşması ve Batı’dan farklı görüşleri nedeniyle aklınca Türkiye’yi aşağılamaktadır,
  6. f)    Son dönemde daha şiddetli bir şekilde Batı Avrupa’da ortaya çıkan ve ABD’nin de bu konuda başı çektiği şekilde Türkiye Düşmanlığı ve karşıtlığını körüklemekte ve bu yolla da tüm Türk Halkına bir mesaj vererek Erdoğan ve AKP karşıtlığı oluşturmaya çalışmakta, ilk seçimde AKP’nin gideceği hesapları yapmaktadır,
  7. g)   Amerika da ki Demokratlara ve Biden Yönetimine yeşil ışık yakarak önceki dönemde çok iyi bir Dış Politika yürüttüğü izlenimi yaratmaya çalışmaktadır,
  8. h)   Rüstem Paşa Cami ziyareti ile bunu örtmeye çalışsa da tüm davranış ve görüşlerinin altında saklanamayacak ölçüde bir İslamafobi yatmaktadır, .
  9. i)     En önemlisi de ABD’de yaşayan Rum ve Ermeni Lobilerine, 1924 seçimleri için mavi boncuk dağıtmaktadır.

SONUÇ:

Pompeo’nun ziyaretindeki sözde aşağılamalar ve ABD’nin son dönemdeki yaklaşımları asla kabul edilebilir değildir.

“Uluslararası ilişkilerde Dostluklar değil menfaatler vardır”  gerçeğinden hareketle;

TÜRKİYE olarak soğukkanlı davranmalı ancak hiçbir Emperyalist ülke ve özellikle ABD ile Dostluk kurulamayacağını bir daha unutmadan ve aklımızdan çıkarmadan, belli bir politik, ekonomik ve askeri güce ulaşıncaya kadar sabırla, öfkelenmeden, bağımsızlık çerçevesinde dış politikayı itidal ile sürdürmeli, bu dönemde herkesi karşımıza almak yerine tezlerimizi destekleyen müttefikler bulmaya çalışmalı, ılımlı bir “Dış Politika” yürütmeliyiz.

Tıpkı Mustafa Kemal Atatürk’ün 1920-1938 politikaları gibi.

 

WASHİNTON ESKİ DENİZ ATEŞESİ VE DENİZ KUVVETLERİ ESKİ GENEL SEKRETERİ

MEHMET ASAL

 

Topal Ördek Pompeo Ziyaretinin Düşündürdükleri…Mehmet Asal’ın Kaleminden
0







Giriş Yap

Deniz Kartalı ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!