
Von Sanders Soruyor
“Çare kalmadı mı?
Tüm cephelerde durum gittikçe daha kritik bir hal almakta olduğundan ve düşman sürekli olarak yeni takviye birliklerini karaya çıkarmakta olduğundan 5nci Ordu komutanı Mareşal Liman von Sanders bu bölgedeki tüm birlikleri tek bir komuta altında toplamak için 7 Ağustos günü Anafartalar Grup Komutanlığı’nı oluşturdu. Yeni grup komutanlığına derhal karşı taarruza geçmesi emredilmişti. Grup komutanı bunun henüz yeni gelmiş olan yorgun takviye birliklerinin düşmana kırdırılmasına neden olacağını belirterek emri yerine getirmedi. Bu sırada; 19uncu Tümen Kumandanı Albay Mustafa Kemal eldeki kaynakların gerektiği gibi kullanılamadığını düşünüyor ve durumu çok kritik olarak değerlendiriyordu. 8 Ağustos’ta Kuzey Grubu Komutanı Tümgeneral Esat (Bülkat) Paşa’yı arayarak von Sanders’in durumun hassasiyeti konusunda uyarılmasını istedi. Bunun üzerine; Von Sanders akşamüzeri ordu Kurmay Başkanı Piyade Yarbay Kazım (İnanç) Bey vasıtasıyla Mustafa Kemal’i arayarak görüşlerini aldı ve durumu kurtaracak “Çare kalmadı mı?” diye sordu. Mustafa Kemal, “Bütün mevcut kuvvetlerin taht-ı kumandama verilmesinden başka çare kalmadı.” cevabını verdi.
Anafartalar Grup Komutanlığı gibi büyük bir silahlı gücün bu kadar kritik bir anda bir Albay’a verilmesinde tereddüt gösterilerek, “Çok gelmez mi?” dendi. Mustafa Kemal hiç tereddüt etmeden cevap verdi; “Az gelir!”
5nci Ordu Komutanı von Sanders 25 Nisan’daki çıkarma sırasında Mustafa Kemal’in tamamıyla kendi inisiyatifi ile karşı saldırıya geçerek büyük bir tehlikeyi önlediğini çok iyi hatırlıyordu. Genç Türk subayının düşmanını kıyıya kadar geri süren ve mevziini taviz vermeden koruyan askeri kabiliyeti dikkatini çekmişti. Mustafa Kemal’in askeri dehasından çok etkilenmiş olan von Sanders aldığı cevaptan sonra, onun üstleneceği herhangi bir görevi başarmak azminden artık hiç şüphe duymuyordu. Mustafa Kemal’i Anafartalar Grubunun yeni komutanı olarak atadı.

Askeri deha Mustafa Kemal durumu tersine çeviriyor
Sayıca üstün düşman kuvvetleri karşısında büyük kayıplar yaşamış ve mevcut durumu belirsiz olan kuvvetlerin böyle kritik bir anda komutasını almak çok büyük sorumluluk gerektiriyordu. Mustafa Kemal bu şartlar altında dahi iftiharla bu sorumluluğu kabul etti ve derhal Anafartalar Grup Kumandanlığı karargâhına hareket etti. Gece yarısını biraz geçerken karargâha vardığında onu karşılayan subaylar arasında Anafartalar Grup Komutanlığı yaptığı dönem boyunca yaveri olarak görev yapan, daha sonradan 1944 yılında Türk Hava Kuvvetlerinin kuvvet komutanlığı haline geldiğinde ilk Hava Kuvvetleri Komutanı olacak Piyade Üsteğmen Mehmet Zeki (Doğan)’da bulunuyordu. Bağlı birliklerin durumu hakkında bilgi toplayan Mustafa Kemal düşmana karşı taarruza geçilmesi için gerekli emirleri verdi ve 9 Ağustos sabaha karşı saat 4:30’da birliklerinin başında cephenin en önünde bu taarruzu bizzat kumanda etti. Bir seri taarruz sonucunda düşman kuvvetleri geri atıldı ve sahile doğru sürüldü. Düşmanın Arıburnu bölgesinde ilerlemesi tamamıyla durdurulmuştu, artık savunmada olan taraf düşmanın kendisiydi.

9 Ağustos akşamüzeri Mustafa Kemal ve beraberindeki subaylar önemli bir başka taarruzu idare etmek üzere at sırtında Conkbayırı’na doğru hareket ettiler. Ertesi gün sabah saat 4:30’dan biraz önce Mustafa Kemal cephenin en önündeki siperlerden birinden taarruz emrini verdi. Bir karşı taarruz başlatıldığının anlaşılmaması için taarruz öncesi hazırlık için top atışı yaptırmadı. Sessiz bir karşı taarruz yapmak, böylece düşman donanmasının ve topçularının ateşini askerlerinin üzerine çekmemek istiyordu. Düşmanın ilk siperleri sadece süngü saldırısı ile alındı. Bir süre sonra düşmanın bütün birlikleri Türk karşı saldırısı nedeniyle alarm durumuna geçmişti ve düşman şarapnel mermileriyle Conkbayırı’na ölüm yağdırıyordu. Bu mermilerden biri Mustafa Kemal’in bulunduğu yerin çok yakınında patladı ve bir şarapnel parçası göğsüne isabet etti. Patlamanın etkisiyle kalkan toz toprak yatıştığında yaverleri Mehmet Zeki (Doğan) ve Sami (Yanardağ) onun elinin göğsünde olduğunu görerek telaş ettiler. Şarapnel parçası Mustafa Kemal’in göğüs cebindeki saatine çarparak onu parçalamış ve sekip gitmişti. Şarapnelin saati ezerek parçaladığı yerde meydana gelen kan oturması dışında herhangi bir hasar yoktu.
General Hamilton çifte yenilgiyi tadıyor
Düşman ordusunun komutanları hem insan gücü hem de silah gücü olarak sayısal üstünlüklerine rağmen bir sonraki hareket tarzı için tereddüt içinde davranırken ve cephenin gerisinde güven içindeki karargâhlarından isteksizce bazı emirler verirken, Mustafa Kemal askerlerinin başında cephenin en önünde emrindeki birlikleri zafere taşımıştı. 10 Ağustos’ta gün batarken, Arıburnu ve Anafartalar’da düşmana tattırılan çifte yenilgi İngiliz General Hamilton tarafından planlanan harekâtın tam bir fiyasko ile sonuçlandığını gösteriyordu.

Anafarta: Açık alanda çok rüzgar alan yer





















