Tüm denizlerimizin derinliklerindeki zenginliklerinin yanında koyları ve kıyılarıyla birlikte korunması için çabalayan gerçek deniz adamı Mehmet Baş'ın anlatıldığı belgesel Exxen TV platformunda. UNESCO'nun kültür taşıyıcısı sembol isimlere verdiği Yaşayan İnsan Hazinesi listesine girmesi arzulanan Aksona Mehmet, usta sualtı belgeselcisi Savaş Karakaş'ın çektiği Son Süngerci adlı belgesel ile anlatılıyor.
Boston Türk Belgesel ve Kısa Film Yarışması Mansiyon Ödülü – 2012
1. Bodrum Deniz Filmleri Festivali, Gösterim Seçkisi – 2014
2. Bodrum Deniz Filmleri Festivali, Gösterim Seçkisi – 2015
2. Foça Uluslararası Arkeoloji ve Kültürel Miras Belgesel Film Günleri, Gösterim Seçkisi – 2019
Her sünger seferine doğumu bekler gibi büyük bir heyecan, endişe ve umutla hazırlanılırdı. Nisan’da dualarla, bilinmeze dümen tutardı tekneler. Sünger seferleri sırasında aynı tekneyi paylaşan denizciler aylar süren bir kader arkadaşlığı da yaşarlardı. Efsane kaptanlar dağarcıklarındaki sünger tarlalarını diğerlerinden saklamak için türlü numaralar çevirirdi. Suya giren her dalgıç ekmek parası peşindeydi. Hep daha derine, daha büyük, daha çok süngereydi yolculuk. Bodrum süngerciliğinin yaşayan efsanesi Aksona Mehmet, Bodrum’dan başlayıp Kos’a, ardından da süngerin ve süngerciliğin başkenti Kalimnos’a uzanan bir sefere çıkıyor.. Ege’de, son süngercinin ve son süngerlerin hikayesi şimdi Exxen’de.
Çanakkale Kepez Limanı ile Yunanistan’ın tarihi ve turistik adası Limni (Lemnos) arasında hizmet veren feribot seferleri, bölgede yaşanan yoğun ilgi ve özellikle Limni Adası’ndan gelen baskın talep üzerine uzatıldı. Limnos Express firması tarafından yürütülen karşılıklı deniz ulaşımı, alınan yeni kararla birlikte 30 Eylül 2026 tarihine kadar devam edecek. CENK İŞVER ÇANAKKALE’DEN BİLDİRİYOR
Ukrayna’nın açıklamasına göre Rusya, önceki gün, Odessa limanından ayrılan bir tahıl gemisini hedef aldı. Hindistanlı, Ukraynalı ve Suriyeli 18 mürettebatın 10’u hayatını kaybetti. Geminin Türk bir şirkete ait Golden Leo gemisi olduğu ortaya çıktı. Cumhuriyet, Dışişleri kaynaklarına ve Rusya Büyükelçiliğine konuyu sordu ancak yanıt alamadı. Emekli tümamiral Yankı Bağcıoğlu ise yetkili makamlara çağrı yaptı, Deniz Kuvvetleri’ni andı.
Uluslararası ilişkiler hukuku ve hariciye tarihi, devletlerin bağımsızlık hamlelerini, ikili diplomatik münasebetlerini ve teşrifat uygulamalarını anlık öznel yorumlar üzerinden değil; kurumsallaşmış evrensel kurallar, uluslararası mütekabiliyet ilkesi ve birincil arşiv vesikaları üzerinden değerlendirir. Son dönemde kamuoyunda tartışmaya açılan, 1920 yılındaki Bursa’nın işgali sırasında yaşanan menfur hadiseler ile 1930 yılındaki Ankara ziyareti arasında nedensellik bağı kurmaya çalışan ve o dönem üzerinden geliştirilen bazı retorikler, uluslararası hukuk ve hariciye literatürü ile temelden çelişmektedir. Geçmişteki gayrimeşru bir askeri işgal eylemi ile egemen bir devletin başkentinde mütekabiliyet esasına göre icra edilen diplomatik kabulleri aynı düzlemde değerlendirmek, uluslararası ilişkiler disiplininin bilimsel metodolojisine aykırıdır. Özellikle resmi devlet protokolünü gündelik ve sığ tabirlerle yorumlayarak, Cumhuriyetimizin kurucu kadrolarına ve ilk hanımefendilerinden Mevhibe İnönü’nün aziz hatırasına yönelik üstü kapalı iddialarda bulunulması, hariciye tarihinin belgeleri karşısında nesnel bir okuma hatasından ibarettir.
Arşividen Osmanlı tarihine ışık tutan nadide bir görsel seçkiyi gün yüzüne çıktı. 1909 yılında yayınlanan Şehbal mecmuasının 6. sayısında yer alan ve 10 Mayıs 1909 tarihinde gerçekleşen Sultan V. Mehmed Reşad’ın “Kılıç Kuşanma” (Cülus) törenini belgeleyen 3 fotoğraf, dönemin siyasi atmosferini tüm ayrıntılarıyla yansıtıyor.
Yorumlar kapalı.