Sualtı görüntüleme konusunda çok başarılı isimler yetiştiren Türkiye'de düzenlenen yarışmalar pek çok yeteneğin de ortaya çıkmasını sağlıyor. Dünya Serbest dalış Şampiyonlarımızdan Bilge Çingigiray'ı Kaş'ta düzenlenen Altın Palet Sualtı Görüntüleme şampiyonasında görüntüleyen Murat Orkun, sualtı fotoğrafçılığının sabır ve zaman gerektiren bir branş olduğunu hatırlattı.
Türkiye Sualtı Sporları Federasyonu tarafından ülkemizi temsil edecek sualtı görüntüleme milli takımımızın belirlenmesi için Kaş’ta düzenlenen Altın Palet Sualtı Yarışması, büyük heyecana sahne olmuştu. Dünya Sualtı Sporları Konfederasyonu’nun (CMAS) uluslararası yarışmalarına katılacak milli takımımızın seçildiği kampta derinlere dalan sualtı fotoğrafçısı Murat Orkun, iki dalda madalya aldı. Modelli geniş açıda milli serbest dalış sporcumuz ve dünya rekortmeni Bilge Çingigiray’ı görüntüleyen Murat Orkun, sualtı fotoğrafçılığının güzelliklerini ve zorluklarını anlattı. Orkun, “Bu fotoğrafı çekmeden önce modelin sol tarafına alttan yedek hava kaynağı ile dalış arkadaşım Fırat Kartal sürekli hava gönderdi. Babıl olarak adlandırılan baloncuklar kameranın önünden saniyede bir geçerek bu güzel görüntüyü oluşturdu. Bilge’nin estetik duruşu ve başarılı nefes tutması güneşin arkadan gelmesiyle birleşince bu fotofraf ortaya çıktı. salıncakta dinlenen Bilge ise bir deniz kızı gibi davranarak ustalığını kanıtladı.” dedi.
Bilindiği gibi Ağustos 1914’te, o günlerde “Büyük Savaş” olarak anılan I. Dünya Savaşı başladığında Osmanlı Devleti, Türk-İtalyan ve Balkan savaşlarının ağır sonuçlarını henüz atlatamamıştı. Üsküp, Selanik ve Manastır gibi Balkanların önemli merkezleri kaybedilmişti. İngiltere ve Fransa’nın Rusya ile yakınlaşması, Osmanlı’nın ise II. Abdülhamit döneminden beri gelişen Almanya ilişkilerine daha fazla önem vermesine yol açtı. Bu yakınlaşmanın sonucu olarak 2 Ağustos 1914’te, İstanbul’daki Alman elçisi ile Rusya’ya karşı gizli bir savunma ittifakı imzalandı ve aynı gün seferberlik ilan edildi. 29 Ekim 1914’te Osmanlı donanmasına katılan Yavuz Sultan Selim ve Midilli’nin Karadeniz’de Sivastopol ve Odessa limanlarını bombalamasının ardından, Rusya 2 Kasım 1914’te Osmanlı’ya savaş ilan etti ve böylece Osmanlı Devleti fiilen savaşa girdi. Bu süreçte İngiliz donanması da Çanakkale Boğazı önlerinde bulunuyor ve 3 Kasım 1914’te boğaz girişindeki tabyaları bombardımana tutuyordu.
Merhaba Dostlar;
Çocukluk yaşlarımdan buyana çizgi roman okumayı oldum olası hep sevmişimdir. Her ne kadar o dönemlerde bu yayınlar yanlış bir tespitle zararlı yayın diye adlandırılsa da, okuma alışkanlığı edinmemde çizgi romanların önemli katkısı olduğunu yadsıyamam. Zaman içerisinde teknolojinin ilerlemesi ile çocukluğumda severek okuduğum, çizgi roman kahramanlarını sinema sahnesinde muhteşem efektlerle izleme imkanına ulaştığım kırklı yaşlarımda hala bu kahramanlara sempati beslemekten kendimi alamam.
Ne zaman seçim sürecine girilip oy isteyen adaylar ortaya çıksa, başımı dinlemek için kendimi edebiyat denizinin tuzlu sularına atarım. Orada yüzerken ilginç bulduğum metaforlar yani benzetmelerin başında edebiyat dünyasının düşsel varlıkları gelir. Bunlardan biri ‘Fastitocalon’ yani Canavar Balina, adını duydunuz mu bilmiyorum, Aziz Brendan söylencesinde, Binbir Gece Masalları’nda veya ‘Acaibü’l Mahlükat’ isimli eserde eski denizcilerin gözleriyle şahit olduğu, okyanusların derinliklerinden gelen ve her türlü kötülüğü acımasızca yapan devasa bir kaşalot olarak anlatılır. Eski Ahit ‘Süleyman’ın Meselleri’nde ise kahpeliğin simgesidir. Piri Reis bile o meşhur dünya haritasında fastitocalon canavarını göstermiştir.