Kendilerine gemi görevi verilmez, o dönemin gemi koşulları gereği, ama o ‘’mavi tutkusuyla’’ kızlar arada mavi tura çıkarlar kendi imkanlarıyla, hayatlarındaki mavi eksiklerini tamamlar bir şekilde onlar da…
Kadınlara Deniz Kuvvetleri’nin kapısını açan bu cesur Atatürk kızlarını, epey aradan sonra, 1992 yılında, alınacak diğerleri ve diğerleri izler. Ancak bu sefer bir farkla, denizin kıyı birliklerinde değil, gemilerde görevlendirilmek üzere…
Denizle ilgilenen, denizi seven, hayatına deniz katan herkesin bir mavi hikayesi vardır. Benimki de Tuna nehri ve Atatürk hikayeleriyle geçen çocukluğum… Küçükken çadır kampında geçti yazlarım; Dağlarda kızılcık, böğürtlen toplayıp yüzerek, sahilde taş, midye kabuğu toplayarak… Şanslı çocuklardık. Şansmış meğer yaşanan o dengeli huzur….Balkan göçmeni bir aileden geliyorum, Tuna Nehri kıyısından göç etmişler, denizsiz kalamamışlar haliyle ve çözüm Saros Körfezi sahili…Tabiatla iç içe olmanın da en güzel çözümü, çadır kampı. Uyanır uyanmaz denizde yüzünü yıkamak o serinlikte, dünyanın en güzel şeylerinden biri….Kanının damarlarında dolaştığını hissedersin gerçekten…
Sonra kahvaltı ve kitap saati, öğleden sonra deniz ve spor (spor derken balıkçı kayığından uzağa atlama, yüzme yarışı (kafalar sahilden nokta görünene kadar), plajda birbirini yakalamaca ve 2 direğin üzerine tutturulmuş bir filede plaj voleybolu veya dağ/tepe tırmanışı) , duş akşam yemeği sonrası aile yürüyüşü, arkadaş toplanmaları…En güzel tarafı da bunları saate bakmadan, tabiatın belirlediği zamana uyarak yapmaktı sanırım. Tabi anneciğimizin, yaşadığı pek çok zorluğu hissettirmeden, bize yaşattığı sakin ve keyifli geçen o yaz günleri çok keyifli birer anı oldu şimdi…Kardeşimle gazete kağıtlarından yaptığımız gemilerin pınarlarda süzülüşünü seyrettiğimiz o tatlı anlar….
Sonra haliyle zorlamadan edindiğimiz bu doğal kondisyonumuza, disiplinli çalışmamız ve çok kıymetli antrenörlerimizin aktardığı değerleri de ekleyerek, milli sporcu seviyesinde bayrağımızı dalgalandırdığımız o Dünya şampiyonası/kupası yarışları… Yine mavi ile buluşma heyecanı ile seçilen, bir su sporu olan kürekle hayatı artırma heyecanı hevesi… İnsan dayanıklılığının sınırı zorlamasıyla, doğayla uyumlanan kusursuzluğa en yakın hissettiğiniz o derinlik halidir kürek, diyor ’’Kürek çocukları’’ kitabında Daniel James Brown. Tavsiye ederim konusu her ne kadar kürek olsa da, yokluktan gelen hayatların birleşerek çoğalması ve Olimpiyat şampiyonluğuna giden zorlu yolu anlatıyor. Gerçekten de geçmişimiz, geleceğimizi yaratıyor her anında…
Bu sene Türkiye Kürek Federasyonu sporcusu (FBLi sporcu) Elis ÖZBAY bir ilki yaşatacak bize. İlk defa bir kadın kürekçimiz olimpiyat yolunda. Gururluyuz. Tüm bu yaşanan yaşanacak heyecanları, umutları Ulu Önderimiz Başkomutanımız Mustafa Kemal ATATÜRK’ün eşsiz vizyonuna ve silah arkadaşlarıyla birlikte bize hediye ettiği haklara borçluyuz.
Cumhuriyet Donanması’nın "Altın Çocuğu" olarak anılan, 20. Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Özden Örnek, vefatının 8. yıl dönümünde Rahmi M. Koç…
İspanya’dan yola çıkan ve İtalya üzerinden takviye alan Küresel Sumud Filosu, 26 Nisan’da Gazze’ye insani yardım ulaştırmak amacıyla denize açıldıktan…
Türk Loydu Vakfı’nın 71. Olağan Genel Kurulu, 29 Nisan 2026 tarihinde Türk Loydu Merkez Binası’nda gerçekleştirildi. Mevcut başkan Oral Erdoğan…
Gazze'ye insani yardım için giden Sumud Filosu, Yunanistan açıklarında İsrail'in hedefi oldu. Sumud Filosu, İsrail'in 20 Türk aktivisti alıkoyduğunu duyurdu.…
Plüton, 2006 yılında Uluslararası Astronomi Birliği tarafından “gezegen” statüsünden çıkarılarak “cüce gezegen” olarak yeniden sınıflandırılmıştı. Bu karar, kamuoyunda yankı uyandırmıştı.…
Greenpeace Türkiye, Küresel Sumud Filosuna katılan Arctic Sunrise gemisinde yerini aldı. Greenpeace Türkiye’den Barış Eceçelik, Greenpeace’in gemisi Arctic Sunrise ile…