
YUNUSLARA ÖZGÜRLÜK PLATFORMU
TBMM’de Hayvanları Koruma Kanunu’nda planlanan değişikliklerin yer aldığı yasa teklifi konuşulurken Türkiye’deki 10 yunus parkının kapatılmayacağı yönünde açıklamalar yapılmıştı. TBMM Hayvan Hakları Araştırma Komisyonu’nda alınan tavsiye kararlarının aksine yunus parklarının ticari faaliyetlerine izin verileceğine dair açıklamalar, hayvan hakları savunucularının yanı sıra meslek örgütleri tarafından da tepkiyle karşılanmıştı. Görüşmeler sürerken Ceviz Otizm Araştırmaları ve Toplumsal Savunma Derneği milletvekillerine yazdığı mektupta yunuslarla yüzmenin ‘terapötik etkisi’ olmadığını belirtmiş ve yunus parklarının kapatılmasını istemişti.1976’da kurulan Türk Psikologlar Derneği (TPD) TBMM’deki ilgili komisyonlara ve milletvekillerine iletilmek üzere Yunuslara Özgürlük Platformu aracılığıyla bir açıklama yaparak tartışmaya katıldı.

Türk Psikologlar Derneği
“Türler arası eşitliğe dayalı bir sistem kurulmalı”
TPD Genel Merkez Yönetim Kurulu adına Genel Koordinatör Aras Onur’un imzasıyla paylaşılan 5 sayfalık mektupta, uygulamanın insanlara ve hayvanlara zarar verebileceği belirtildi. TPD,“ Özel gereksinimli çocukların tedavisi için mevcut yunus parklarının kapatılmaması ya da yeni yunus parklarının açılması bilimsel gerçeklikten uzak bir yaklaşımdır; çünkü yunusla tedavinin özel gereksinimli çocukların tedavisinde herhangi bir yararının olduğu kanıtlanmış bir bilgi değildir. Aksine yunus parklarında tedavi başlığı altında gerçekleşen eylemler çocuklara ve hayvanlara zarar verme potansiyeline sahiptir. Karşılıklı bir zararın yanında özel gereksinimli çocuğu olan ailelerin maddi ve manevi olarak sömürülmesine de zemin hazırlayabilmektedir. Bilimsel veriler ışığında ve türler arası eşitliğe dayanan bir şekilde hareket edilmesi gerekmektedir” denildi.

Bilimsel veri bulunmuyor
TPD “Psikologlar olarak biliyoruz ki yunus destekli terapilerle birlikte otizmin tedavisinin gerçekleştiğine ilişkin bilimsel bir veri yok. Ayrıca bir türün iyilik halinin sağlanması için başka bir türün şiddete uğraması, sömürülmesi, en temel hakkı olan yaşam hakkı ihlaliyle karşı karşıya gelinmesi kabul edilemez bir gerçekliktir. İnsan-hayvan-doğa ilişkisinin eşitlikçi bir düzlemde sağlanması gereklidir. Bu ilişki sağlanırken tüm tarafların iyilik hali göz önünde bulundurulmalıdır. Hayvanlarla sağlıklı iletişim konusunda okul öncesi dönemden itibaren eğitimler verilmelidir. Bu eğitimler okul müfredatına konulmalıdır” şeklinde açıklama yaptı.

Yunuslar yüksek strese maruz kalıyor
TPD, doğal yaşam alanlarından esir alınarak özgürlükleri yok edilen yunusların insanlar gibi kırılgan grupta olduğunu belirtirken terapiye giden çocukların psikolojik ve fizyolojik zorlukları olduğunu hatırlattı. Terapi yönteminin çok pahalı olduğu da belirtilirken, eğitim adıyla yunuslara ölü balık yedirilmesi, dar havuzlarda yüzmeleri, yüzgeçlerinin aktiviteler sırasında zarar görmesi, doğum süreçlerinin sekteye uğraması gibi pek çok sorunun peşlerinden geldiği de eklendi. Yunusların doğal olmayan yaşam ortamlarının yarattığı stresle erken öldükleri, otizmli çocuklarında yüzme sırasında stres birikimiyle yunuslar tarafından yaralanabileceği vurgulandı. Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi, Tohum Otizm Vakfı, Anadolu Üniversitesi Engelliler Araştırma Enstitüsü ve ABD Ulusal Otizm Merkezi gibi pek kurumlar raporlarında, yunusla terapi faaliyetinin bilim insanlarınca desteklenmediğini ve insanlar için son derece tehlikeli olduğunu ortaya koymuştu.




















