1. Haberler
  2. Genel
  3. Bathonea Balıkçılığın Merkeziydi

Bathonea Balıkçılığın Merkeziydi

Tarihi boyunca medeniyetlere başkentlik yapan İstanbul’un geçmişini aydınlatan Avcılar”ın Küçükçekmece Gölü kenarında yürütülen Bathonea kazıları, koronavirüs pandemisi nedeniyle kısıtlı imkanlarla yürütülürken önemli keşiflere imza atıyor. 75 kişilik bilim heyetinin katıldığı kazılar, 2020 yılına bin yıl önce Afrika kıtasından geldiği düşünülen bir insana ait kafatasının bulunmasıyla girmişti.

featured
Google'da Abone Ol
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Cumhurbaşkanlığı kararıyla Kültür ve Turizm Bakanlığı ve Kocaeli Üniversitesi adına Doç. Dr. Şengül Aydıngün’ün başkanlığında Küçükçekmece Gölü-Avcılar kıyısında sürdürülen Bathonea kazıları, İstanbul’un tarih öncesi ve tarihi dönemlerine ait önemli ipuçları vermeye devam ediyor. 2008 ve 2009 yıllarında dünyanın en büyük arkeolojik keşifleri listesine giren Bathonea’da bir Afrikalıya ait olduğu düşünülen kafatası bulunmasıyla arkeolojik çalışmalar 4 yıllık aranın ardından aynı heyecanla sürüyor. Kültür ve Turizm Bakanlığı’ndan alınan izinle bilim heyeti ekibine katıldığımız arkeolojik alanda bilim insanlarının ve genç üniversitelilerin İstanbul’un tarihini aydınlatmak için gösterdiği çabaya şahit olduk.

“Hocam bir kadeh buldum”

Sena Gürelsu’nun ‘Açma’ sorumlusu Sercan Öngen ile konuşurken heyecanını arttıran bir buluntuya kavuştuğunu anlıyorum. Sena, “Şengül hocam, kil tabakası üzerinden bir toprak alet çıkıyor” sözleri, ekibin pek çok üyesinin dikkatini çekiyor. Diğer açmalardaki öğrenciler ve akademisyenlerde buluntuyu incelemek için gelirken Sena, malayı bırakıp hassas fırçayı eline alıyor. Kil tabakanın üstündeki pek çok toprak kabın içinden altı gözüken buluntu, kolayca kendini Sena’nın ellerine bırakıyor. Kazı başkanı Doç. Dr. Şengül Aydıngün’ün hızlı adımlarla gelerek açma çukuruna inmesiyle ekip gözlerini deneyimli arkeoloğa çeviriyor. Doç. Dr. Aydıngün, “Çok güzel, daha önce bulduğumuz cam parçanın devamı. Eksik parçayı tamamladınız tebrikler” sözleri arkeoloji ekibin yeni buluntular için daha çok çalışmasını kamçılıyor” sözleri herkesi mutlu ediyor.

 

Kazı Başkanı Aydıngün:

“Depremler ve savaşların ardından tekrar kurulan Bathonea”

Bathonea Kazı Başkanı Doç. Dr. Şengül Aydıngün, İstanbul Cerrahpaşa Üniversitesi, Celal Bayar Üniversitesi, İstanbul Medeniyet Üniversitesi’nin yanı sıra Polonya Bilimler Enstitüsü ve Alman Arkeoloji Enstitüsü’nden pek çok uzmanla süren kazıları Milliyet’e anlattı. Aydıngün, “Bu yıl ağırlıklı olarak alanda İstanbul’un Roma ve Bizans dönemlerindeki liman yapılarını çalışıyoruz. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın belirlediği COVİD 19 kurallarına göre kazıya çok dikkatli başladık adeta heyetçe karantinadayız. Dışarıyla temasımız oldukça sınırlı. Kısa sürede yeni bilgiler edindik.  10-11. yüzyılda yaşanmış büyük bir depremin izlerine dair kanıtlar bu yılın önemli bilgilerinden. En alt tabakada M.Ö. 2000’li yıllara ait izler var. Anadolu’nun içlerinden Hititler, Ege’den Mikenler, Akdeniz’den Kıbrıs (Alasia) ve Balkanlardan gelen Tunç Çağı topluluklarının seramik, heykelcik ve kurşun figürinlerini önceki yıllardaki bulmuştuk. Bu tabakanın üzeri büyük bir doğa olayı ardından deniz yükselmesi ya da sismik bir hareket ile (tabaka çökmesi) kapanmış. Neredeyse bin yıl kadar bölgede hiç yaşam izi olmamış” dedi.

Bathonea’da Balıkçılık

Aydıngün, M.Ö 7’inci yüzyılda bölgeye antik Yunan’dan gelen toplulukların yeniden yerleştiğini ve liman olarak kullanmaya başlandığını vurguluyor. Antik fener ve taş iskeleler bu döneme ait. Aydıngün, “Gölün kuzeyindeki Firuzköy Yarımadası’nda kıyılarda limanın teraslarının izleri var. Sonrasında Romalılar ve özellikle İmparator Konstantin hatta ardından gelen oğullarının bu yarımadada imar faaliyetleri olmuş onlara ait yapıların kalıntıları İstanbul merkezde bile pek kalmadı ama burada oldukça net görüyoruz. Bunlar, sarnıçlar, antik liman yapıları, havuzlar, saray manastır martiryon gibi anıtsal eserler.  Göl, balıkçılık ve kuş avcılığı için zengin imkanlar sunuyor. Bathonea’nın en önemli geçim kaynaklarından ve devletin vergi kaynaklarından biri balıkçılık ve balık sosu Garum üretimi. Yıllık 150 bin ton balığın burada tutulduğu biliniyor. 5’inci yüzyılda zirve yapan ticaret 7. yüzyılın ikinci yarısıyla azalıyor. Bizans, güneyde Arap ve Sasani batıda ise Bulgar kavimleri ile savaş yaşamış ve ticari çöküş yaşanmış. İstanbul’un temel ihtiyacı tahıl ve zeytin yağının Akdeniz limanlarından, Kıbrıs’tan bakırın, Afrika’dan abanoz, fildişi, deve kuşu yumurtasından lüks prestij ürünleri taşıyan gemilerin gelmemesi Teodosius Limanı gibi Bathonea’nın da hareketli ticaret hayatını söndürmüş. Fakat, Bathonea Limanı 9-11.yüzyıllar arasında kuzeyden gelen Viking ve Varangianlar (Rus Viking) ile yeniden canlanmış. Bu kez Baltık ülkeleri ile canlı bir ticari dönemin varlığı, kazılarda ele geçen amber, kemik ve bronz eserlerle kendini kanıtlamakta” dedi.

Bathonea Balıkçılığın Merkeziydi
0







Giriş Yap

Deniz Kartalı ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!