Kurmay Albay Mustafa Kemal Gelibolu Yarımadası’nda
ATATÜRK VE TARİHTE BUGÜN 8 MART
Mod seçin, deneyimini kişiselleştirin.
ATATÜRK VE TARİHTE BUGÜN 8 MART
Kamuoyunda “Montrö Bildirisi” olarak bilinen açıklamada imzası bulunan emekli Tümamiral Cem Gürdeniz, Ankara’daki mahkemeye gönderilmek üzere İstanbul’da talimatla ifade verdi. Cem Gürdeniz , “Üzülerek söylüyorum, bu dava Türk hukuk sisteminin siyasallaştığının göstergesidir. 103 şerefli amiralin ortaklaşa hazırladığı metin bir basın açıklamasıydı. Montrö Boğazlar Sözleşmesi gündemdeydi, bu antlaşmanın neredeyse ortadan kaldırılması gündeme gelmişti. Türk deniz doktrinine hizmetleri olmuş bahriyeli olarak tabii ki metinde ‘Sarıklı Amiral’ eleştirisi olacaktı. Hazırlayan amirali arayıp ‘Beni de dahil edebilirsiniz’ dedim. Anayasanın 26. maddesi gereğince tekil veya çoğul şekilde fikir beyan edebilir. Ukrayna, bugün Türkiye’den boğazları kapatmasını istedi, Montrö Türkiye’nin can simididir. Balyoz davasından 3,5 yıl bu vatan için hapis yattım. Bu davanın siyasi bir dava olduğunu düşünüyorum. Devletimden bu davadan derhal vazgeçmesini istiyorum.” dedi.
Sene 1939, aylardan Ocak,
Ankara’da insanın içine işleyen bir soğuk.
Ulus Meydanındaki Maarif Vekaleti’nin (bugünkü Milli Eğitim Bakanlığı) merdivenlerini 13 yaşında bir çocuk ürkek adımlarla tırmanmakta,
Kalbi heyecandan dururcasına çarparak.
Girişte bir görevli sorar; nereye gidiyorsun?
Vekil Bey’ i görmeye…
Çıkacağı katı ve odasını tarif eder görevli.
Üstünde ince bir ceket ve altı delik ayakkabıları ile utanarak ve sıkılarak Vekil Beyin kapısına ulaşır.
Maarif Vekilinin odacısı (o tarihlerde öyle kapıda masalara kurulmuş özel kalem müdürleri ve sekreterler yoktu) neden geldin? diye sorar.
Çocuk ürkektir, ne diyeceğini de pek bilemez, sadece “Vekil Bey’ i görmeye geldim’ der.
Bekle biraz, otur şu sandalyeye, Vekil Bey dışarda, gelince seni içeri alacağım der görevli.
Vekilin kapısı sonuna kadar açıktır.
1925 – Türk Hava Kurumu, Türkiye’de havacılık sanayisini kurmak; askeri, sivil, sportif ve turistik havacılığın gelişmesini sağlamak için 16 Şubat 1925’te Atatürk’ün emri ile kurulmuş bir dernektir. Atatürk’ün işareti ile kurulduğunda Cevat Abbas Gürer kurucu ve başkan idi ve dernek Türk Tayyare Cemiyeti adını taşımaktaydı; 1935 yılında Türk Hava Kurumu (THK) adını aldı.
Başkomutan Mustafa Kemal Atatürk, İnönü Muharebesi’nin geçtiği alanı ziyaret etti. I. İnönü Savaşı, Kurtuluş Savaşı sırasında 6 Ocak 1921’de iki koldan saldırıya geçen Yunan güçleriyle İnönü mevziinde savunma halinde olan Ankara hükümeti kuvvetleri arasında gerçekleşmişti. Yunan saldırısı İnönü mevkiinde İsmet Paşa komutasında durdurulmuştu. Yaklaşık 2-3 ay sonra gerçekleştirilen 2. İnönü Savaşı’nda ise kazanan taraf biz olmuştuk…
1970’li yıllardaki kargaşa ve terörün önlenmesi için iktidar ile muhalefet önderleri arasında yapıcı bir uzlaşı sağlanmasından yana olan, devlet yönetiminde partizanlığın ve duygusallığın yerini akılcı, çağdaş, ılımlı bir uygulamanın almasını isteyen İpekçi, 1 Şubat 1979 gecesi İstanbul Maçka’daki evinin yakınlarında aracındayken Mehmet Ali Ağca tarafından öldürüldü. Mehmet Ali Ağca’nın verdiği ifade de Abdi İpekçi’ye 5-6 el ateş ettiğini söylemiştir. Ancak olay yerinde 9 mermi kovanı ele geçirilmiştir. Bu da bir ikinci kişinin olduğunu göstermiştir. O da Oral Çelik’tir. Oral Çelik ile Mehmet Şener suikastı beraber tasarlamış, Mehmet Ali Ağca da tetikçi olarak sonradan aralarına katılmıştır. Türk gazeteci ve yazar Abdi İpekçi’yi saygı, sevgi ve minnetle anıyoruz…
24 Ocak 1993 tarihiydi, Uğur Mumcu eşine çok sayıda tehditler aldığını söylüyordu. Dışarıya çıktıklarında eşine arabayı ısıtacağını ve onların beklemesi gerektiklerini söyleyerek onları geride tutuyordu. Belki de ailesini bu şekilde koruyordu. Arabasına yaklaştığında gürültülü sesler duyulmuştu. Uğur Mumcu’nun arabasına bomba yerleştirilmiş ve o yaklaştığında ise patlatılmıştı. Uğur Mumcu suikasta kurban gitmişti. 50 yıllık yaşam, 30 yıllık mücadele böyle son bulmuştu. Hukuk fakültesinin devrimci asistanı, 12 Mart’ın sakıncalı piyadesi, Cumhuriyet gazetesinin usta kalemi böylece susturuldu. Geriye onlarca kitap, yüzlerce makale kalmıştı…
1937 tarihinde Atatürk’ün Kurun gazetesinde Hatay davasıyla ilgili olarak Asım Us imzasıyla yayımlanan üçüncü başyazısı:
“…Dostlarımızın kendilerine düşen vazifeyi yapmaları pek lüzumlu olduğu inancındayız. Biz dostluğa lâyık ve lâzım olduğu kadar hürmette, hak ve menfaatlere azamî riayette kusur etmiyoruz. Fakat Türkiye Cumhuriyeti’ne eski Osmanlı İmparatorluğu’nun bir uzantısı gözü ile bakılarak ona karşı dejenere bir politika izlendiği ve hâlâ bu sevdada yaşayan diplomatların siyasette hakim olduklarını görürsek bunun yalnız isabetsiz değil, aynı zamanda tehlikeli bir meslek olduğunu söylemekten de kendimizi alamayız.”
Ocak 1923’te, İzmit’te halka şöyle sesleniyordu: “Memlekete bakınız! Baştan sona kadar harap olmuştur. Memleketin kuzeyden güneye kadar her noktasını gözlerinizle görünüz. Her taraf viranedir, baykuş yuvasıdır. Memlekette yol yok, memlekette hiçbir uygar kurum yoktur. Memleket ciddi düzeyde viranedir, memleket kalplere acı ve keder veren, gözlerden kanlı yaş akıtan feci bir görüntü arz ediyor. Milletin refah ve mutluluğundan söz etmek mümkün değil. Halk çok fakirdir, sefil ve çıplaktır.”
ATATÜRK VE TARİHTE BUGÜN 17 OCAK
1923 – Mustafa Kemal Paşa, Gebze’de askeri birlikleri teftişi sırasında, Birinci Ordu Komutanı Nurettin Paşa’ya talimat veriyor. Mustafa Kemal Paşa. İstanbul gazetecileriyle yaptığı basın toplantısını İzmit Kasrı’nda 16/17 Ocak 1923 günü saat 9.30 da gerçekleştirdi.
İMEAK Deniz Ticaret Odası Başkan Adayı ve Vapur Donatanları ve Acenteleri Derneği Başkanı Recep Düzgit, Gemi Acenteleri Yönetmeliği süreci hakkında kapsamlı bir kamuoyu duyurusu yayımladı. Açıklamada, yönetmeliğin taslak aşamasından yargı sürecine kadar geçen iki yıllık süreçte elde edilen somut kazanımlar vurgulanırken, konunun seçim malzemesi yapılmasına tepki gösterildi.
Ukrayna’nın açıklamasına göre Rusya, önceki gün, Odessa limanından ayrılan bir tahıl gemisini hedef aldı. Hindistanlı, Ukraynalı ve Suriyeli 18 mürettebatın 10’u hayatını kaybetti. Geminin Türk bir şirkete ait Golden Leo gemisi olduğu ortaya çıktı. Cumhuriyet, Dışişleri kaynaklarına ve Rusya Büyükelçiliğine konuyu sordu ancak yanıt alamadı. Emekli tümamiral Yankı Bağcıoğlu ise yetkili makamlara çağrı yaptı, Deniz Kuvvetleri’ni andı.
Uluslararası ilişkiler hukuku ve hariciye tarihi, devletlerin bağımsızlık hamlelerini, ikili diplomatik münasebetlerini ve teşrifat uygulamalarını anlık öznel yorumlar üzerinden değil; kurumsallaşmış evrensel kurallar, uluslararası mütekabiliyet ilkesi ve birincil arşiv vesikaları üzerinden değerlendirir. Son dönemde kamuoyunda tartışmaya açılan, 1920 yılındaki Bursa’nın işgali sırasında yaşanan menfur hadiseler ile 1930 yılındaki Ankara ziyareti arasında nedensellik bağı kurmaya çalışan ve o dönem üzerinden geliştirilen bazı retorikler, uluslararası hukuk ve hariciye literatürü ile temelden çelişmektedir. Geçmişteki gayrimeşru bir askeri işgal eylemi ile egemen bir devletin başkentinde mütekabiliyet esasına göre icra edilen diplomatik kabulleri aynı düzlemde değerlendirmek, uluslararası ilişkiler disiplininin bilimsel metodolojisine aykırıdır. Özellikle resmi devlet protokolünü gündelik ve sığ tabirlerle yorumlayarak, Cumhuriyetimizin kurucu kadrolarına ve ilk hanımefendilerinden Mevhibe İnönü’nün aziz hatırasına yönelik üstü kapalı iddialarda bulunulması, hariciye tarihinin belgeleri karşısında nesnel bir okuma hatasından ibarettir.
Arşividen Osmanlı tarihine ışık tutan nadide bir görsel seçkiyi gün yüzüne çıktı. 1909 yılında yayınlanan Şehbal mecmuasının 6. sayısında yer alan ve 10 Mayıs 1909 tarihinde gerçekleşen Sultan V. Mehmed Reşad’ın “Kılıç Kuşanma” (Cülus) törenini belgeleyen 3 fotoğraf, dönemin siyasi atmosferini tüm ayrıntılarıyla yansıtıyor.
Bu web sitesinde en iyi deneyimi yaşamanızı sağlamak için çerezler kullanılmaktadır.
Deniz Kartalı ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!
