Talip Özcengiz - KAHVE MOLASI
  • 33 Yazı
  • 0 Yorum

Talip Özcengiz - KAHVE MOLASI - Tüm Yazıları

Genel

DENİZ KIZLARI..HAYAL Mİ GERÇEK Mİ… KAPTAN TALİP ÖZCENGİZ İLE DERİNLERE İNELİM

“İnciler, ağlayan deniz kızlarının gözyaşlarıdır…”

Bir KAHVE MOLASI’nda daha yine beraberiz. Bu ilginç konuya, “balıklama atlamadan” önce köşemizdeki yazıları görselleriyle süsleyen ve yayına hazırlayan, denizin en az üstü kadar altına da sevdalı, muhabir gazeteci, su altı fotoğrafçısı, dalgıç Gökhan KARAKAŞ kardeşimize, buradan gecikmiş bir teşekkür yollamayı borç biliyorum.

DENİZİ KORUMAK İKİ ANAHTARLA AÇILAN BİR KAPIDIR. SIRASIYLA; SEVMEK VE SEVDİRMEK ! “SEVEN KORUR, GERİSİ YALAN OLUR”.

Deniz Kültürü

KASAP HAVASI MI HASAPİKO MU?..KAPTAN TALİP ÖZCENGİZ KALEMİNDEN EGE’NİN İKİ YAKASI

BİR DE KOMŞUNUN ŞU MEŞHUR “SİRTAKİ” DANSI VAR…İSTANBUL’UN KURTULUŞ SEMTİNDE DOĞMUŞ DİYORLAR BU DANS İÇİN. DOĞRU MUDUR?

Dans; bütün kültürlerin en temel yapı taşlarından biridir. Bu KAHVE MOLASI’nda sizinle beraber, komşuda ve ülkemizde çok yaygın bir dans olan KASAP HAVASI, komşudaki adıyla HASAPİKO dansına bir göz atacağız. Ardından da biraz SİRTAKİ yapacağız. Haydi bakalım, oturmaya mı geldik. Okuyalım hep beraber…

En yaygın bilindiği şekliyle; Osmanlı zamanında İstanbul’da yaşayan Ortodoks Arnavut kasaplarının 1900’lü yılların başlarında “HASAPİKO” yani “KASAP” adını verdikleri, hayvanları kesmeden önce yaptıkları bir nevi “vicdan rahatlatma ritüeli” olduğu rivayet ediliyor, bu dansın özü olarak. Komşuda “HASAPİKO ARGO” (Ağır Kasap), “HASAPİKO GRİGORO” (Hızlı Kasap) şeklinde türevleri vardır. Bizde de yaygın olarak “KASAP HAVASI” olarak bilinir. Trakya Ve Marmara bölgesinden çıkarak bütün ülkeye yayılmıştır. En geleneksel haliyle, ceketlerin ortaya atılarak etrafında dönüldüğü, en klasiğinden en modernine, bütün düğünlerin sonlarına doğru oynanan “olmazsa olmaz” kapanış danslarından biridir. (Hatta halk arasında Kasap Havası’na Sepet Havası da denir ülkemizde. Orkestra Kasap Havası’na geçtiği zaman artık davetlilerin yavaş yavaş dağılma zamanı gelmiş demektir.) Bu dansın Bulgaristan ve Sırbistan’da da “KASAPSKO” ismiyle anılması bu ülkelerde yaygın bir nüfus olan Arnavut nüfusa bağlı olabilir.

Yazarlar

DİLLERDEKİ EZGİ “YİĞİDİM ASLANIM”… KAHVE MOLASI’YLA BİRAZ DERİNLERİNE İNELİM Mİ ?

“Eskiden yeterdim kendime, Artardım bile, Şimdi ne yapsam nafile! …
Ve Kim demiş ‘can eskimez’ diye, Bu can tedirgin tende, Can da eskimiş, Ben de..” diyerek bir selam yolluyor bize, Eskici şiiriyle, ölümsüz şairlerimizden Bedri Rahmi EYÜBOĞLU…
GÖZYAŞININ; DİNİ, DİLİ, MİLLİYETİ YOKTUR değerli dostlar. bütün insanlar; birbirleri ve diğer bütün canlılar ile beraber barış ve uyum içerisinde yaşama seçeneğini tıklayana kadar dünya gezegeni, her seferinde bıkıp usanmadan bütün gerekli dersleri insanoğluna tekrar tekrar vermeye devam edecek, bundan hiç ama hiç şüpheniz olmasın. Bu bağlamda şiirler ve şarkılara-hiç bir işe yaramıyor gibi gözükse de-çok büyük iş düştüğü düşüncesindeyim.

Şimdi gelelim dillerden düşmeyen bu efsane “YİĞİDİM ASLANIM” şarkısının detaylarına kısaca bir göz atalım mı beraber?

Kaptan Talip Özcengiz’in duygu yüküyle…

Genel

TABİATIN İNSANOĞLUNA HEDİYESİ ZEYTİN… KAPTAN TALİP ÖZCENGİZ YAZDI

SİZE BU NİMETİ “S I K M A D A N” ANLATACAĞIM. SÖZ!
Ne zaman bir sofrada önüme bir zeytin gelse, aklıma o gelir. Değerli sınıf arkadaşım, 1982 mezunu rahmetli KAPTAN ÖZGÜR ÜNSAL. Güler yüzlü, altın kalpli, sessiz ve sakin, yanınızda olmasından her zaman mutluluk duyacağınız bir insan. Cenaze töreninde kulağıma çalınan, aklıma yüreğime kazınmış şu sözlerini yaşadığım sürece unutmam mümkün değil. Hastanede kaldığı uzun süreler boyunca, kendini biraz iyi hissettiği bir anda yakınlarına söylediği şu sözler; “Neyi özledim biliyor musunuz? Zeytin yemeyi…” Her aklıma geldiğinde boğazıma bir yumruk yemiş gibi olduğum bu sözlerine karşılık, bir söz verdim kendime teselli olarak. O günden itibaren boğazımdan geçen ilk zeytin hep Özgür’ün oldu. İlk olarak, önce onun o güzel ruhunu besledim, sonra kendimi…Unutulmadıkça ölüm yoktur. Işıklar içinde uyu, tertemiz yürekli kardeşim benim…
ZEYTİN

Merak ederdim hangisi diye
Aylardan en ağırı
Meğer haziranmış
Doluştuk bir cami avlusuna
Denizci dostlar bir arada
Duyan koşmuş
Hepimiz ayakta
Bir tek Özgür
Yatıyor yanımızda
Sefer bitmiş
Artık demir atmış sonsuzluğa
Son zamanlarında
Zeytin yemeyi çok özledim demiş kardeşim
Düğümlendi boğazım
Yağdı yağacak nemli gözlerim
Zeytin
Boğazımdan bundan sonra nasıl geçecek bakalım
Ömrümün geri kalanında
Her zaman gülen o dost yüzü
Yardıma gelecek muhakkak
Bütün denizlerde
Özgürsün artık Özgür
Darısı bir gün başımıza
Özgür Kaptan
Adam gibi adamdı
Önce insan
Sonra kaptan
Bir yıldız oldu artık gökyüzünde
Yol soran denizcilere yardım etmek için*

Genel

DENİZ HER ŞEYİ İTİRAFA GELDİĞİN MAHKEME SALONUNA BENZER…TALİP ÖZCENGİZ DUYGU YÜKÜYLE

ŞİİR BUKETİ…KÜÇÜK BİR YILBAŞI HEDİYESİ…
Her zaman olduğu gibi acısıyla tatlısıyla demek isterdim ama, maalesef daha çok acılarıyla bir yılı daha geride bırakmak üzereyiz. İnsanlar sevdiklerini kaybetti ve kaybetmeye devam ediyor. Ayrı düştüler. Özlem içindeler. Sarılmak unutuldu. Önce onlara özlemek sarılmanın yarısıdır diyerek bir teselli verelim. Sonra da denizden topladığım şiirlerimden bir ‘ŞİİR BUKETİ’ sunayım size. Küçük bir YILBAŞI HEDİYESİ olarak ve kabulünü rica ederek. Yine küçük bir KAHVE MOLASI kadar… (Yılbaşı’dır. Çocukluğumuzda sadece büyüklere ikram edilen-veya büyükler öyle sanıyordu-yaldızlı, top şeklinde, içi likörlü nostaljik çikolatalardan da atın ağzınıza bir tane, eğer arzu ederseniz ve seviyorsanız eğer tabi. Hem biraz nostalji olur, hem de iyi gider kahveyle. Yanaklarınız al al olsun, yine inşallah. Üzerinize titreyenlerin hayali “ne çok koşuşturdun yine” diye bağırsın hepinize. Sırtınıza sokulan bir bez ve sırtınızdan alınan bir terli mendilde saklıdır bütün hayatın sihri…)

Genel

YOLCU GEMİSİNDE YOLCU OLMAK!..KAPTAN TALİP ÖZCENGİZ’DEN YAŞAM NOTLARI

ANILAR DİYARINDA, BİR DENİZ MASALI YAŞAMAYA GİDECEĞİZ, SİZLE BERABER!
Karantina günlerindeyiz. Gözle görülmeyen bir virüs dünyada 1,5 milyon insanın canını aldı ve almaya devam ediyor. İzin alarak gelebildiğim ofisimizin penceresinden, PİRE Limanı’nın boşta kalan bütün rıhtımlarını doldurmuş denizaşırı yolcu gemilerinin hüzünlü manzarasına dalıp gittiğim bir sırada kapı çaldı. “Kırk yıllık hatırı bitmiş kahvesini tazelemeye gelmiş” çok değerli bir dostum, Fizyoterapist Efstratios Skotiniyadis eşikte duruyordu. Aristo’dan, yaşadığımız günlere çok uygun bir sözü ile güzel bir sohbet başlattı aramızda. “Sabır acıdır, meyvesi tatlıdır.” Kahvelerimizi yudumlarken, ne olacak bu gemilerin hali çok yazık oluyor şeklindeki sohbetimize, Brezilya’lı yazar Paulo Coelho’nun “Bir tekne limanda emniyettedir ama teknenin amacı bu değildir” sözleri damgasını vurdu. Kahveler ile birlikte üzerimize çökmüş karamsar hava artık iyice dağılmışken telefon çaldı. Milano’da yaşayan, yine çok eski bir ortak dostumuz yelkenci Renay Kurban hattın ucundaydı. Sanki sohbetimizi duymuş gibi o da bize ilk öğretmen Yunan filozof Aristo’ya üstadı Platon’dan miras kalmış şu sözlerini bir kere daha hatırlattı. Dünyada üç tip insan vardır. Canlılar, ölüler ve denize açılanlar!

Genel

RADYO DALGALARININ EFENDİSİ TELSİZCİ NİKOS KAVADİAS. Kaptan Talip Özcengiz Kahve Molası’nda Anlatıyor…

Ömrü boyunca telsiz zabiti (Radyo Operatörü) olarak ticaret gemilerinde çalışmış, komşunun çağdaş şairlerinden Nikos KAVADİAS, misafir oluyor bugün KAHVE MOLASI’na…
Şöyle sesleniyor dünyaya “Denizci KAVADİAS” !
Yetenek, bil diye söylüyorum.
İnsan olmaktır.
İşte ben buna yetenek diyorum.
Biz de ona ve köpüklere karışmış bütün denizcilerin ruhuna bir selam yolluyoruz buradan, yabancı değil, ilk öğretmen Aristo’dan;
Dünyada Üç Çeşit İnsan Vardır:
Yaşayanlar
Ölüler
Ve denize Açılanlar!”…

Çevre kirliliği

YÜK GEMİSİNDE YOLCULUK, MÜMKÜN MÜ ACABA? KAPTAN TALİP ÖZCENGİZ YAZDI

KAHVE MOLASI seferlerine yine anılar diyarından ilginizi çekeceğini düşündüğüm bir konu ile devam etmek istiyorum. Bu seferimizde, “BİR YÜK GEMİSİNDE YOLCU OLARAK SEYAHAT ETMEK MÜMKÜN MÜ ? Mümkünse nasıl olur? İşte bunu tecrübe edeceğiz. Sizi kırk yıl kadar geriye götürerek hikayemize başlıyoruz…

Genel

30 METRE YÜKSEKLİKTEKİ DALGADA SÖRF YAPMAYI HAYAL EDEBİLİR MİYİZ? TALİP ÖZCENGİZ İLE KAHVE MOLASI

BAZILARI HAYAL ETMEKLE KALMIYOR!
Surf(Sörf) yapmak-yani dalgaların üzerinde kaymak-çok zevkli aynı zamanda zor bir spor. Çok bilinen şekliyle, rüzgar ve dalga sörfü olarak ikiye ayrılır. Bu molamızda size, “DALGA SÖRFÜ”nde POSEYDON’un yakın akrabalarından biriyle yaptığım çok özel bir söyleşiyi aktaracağım. Söyleşinin adı “DALGALARIN EFENDİSİ”. Kemerlerinizi bağlayın diyeceğim ama diyemiyorum. Ne havadayız ne karada. Bir dalga tepesinde, yalınayak başıkabak, adına sörf tahtası denen bir tahta parçası üzerindeyiz, vallahi de billahi de hepsi o kadar. Allah sizi inandırsın…
Soru: İyi Günler Değerli Konuklarım. Hepinize merhaba. KAHVE MOLASI’na hoşgeldiniz. Bugün size Poseydon’un yakın akrabalarından biri Garrett McNamara’yı (Garet Maknamara) tanıtmak istiyorum. Merhaba, Hoş geldiniz Maknamara. Size nasıl hitap edelim istersiniz?
Cevap: Hoş bulduk. Lakabım GMAC (Ci-Mek) ama bana Garet diyebilirsiniz.

Genel

İŞTE SİZE BAŞKA BİR AKDENİZ MUCİZESİ TİRHANDİL… TALİP ÖZCENGİZ İLE KAHVE MOLASI

BANA SORARSANIZ DENİZLERİN KARAKAÇANI!

Tirhandil; 2000 yıl boyunca değişmeden günümüze kadar gelen, 4 ila 25 metre boy aralığında “denizci” bir Akdeniz tekne formudur. Tarihsel kayıtları en eski 17.yüzyıl ortalarına kadar giden bu teknelerin anavatanı Girit ve oradan Yunanistan ana karasına yakın Saron ve Argonis körfezleri arasındaki Hidra ve Spetsez adalarıdır. (Hidra adasından Lefteris Gripeos bilinen en eski tirhandil ustası olup Ege’de büyük nam salmıştır.) Suyun bir yakasında tirhandiller varken, diğer yakasında ise “pereme”(perama) olarak dilimize yerleşmiş, İzmir ve çevresinde imal edilen, tek direkli ve çift yelkenli, boyları 10 ila 15 metre civarında yük taşıma tekneleri kullanılıyordu. Tirhandil formuna benziyen, yine başı kıçı bir bahriye nakliye teknelerine ise “çekeleve” deniyordu. Ülkemizde tirhandiller, başta Bodrum olmak üzere Marmaris ve Bozburun’da üretilmiştir. (Aklın yolu bir değil midir zaten? Denizciler, zaman içerisinde denize en uygun formu bulmuş ve onu geliştirmişler. Zaten, Akdeniz’e kıyısı olan her ülkenin ve kültürün, kendi lisanında bu tekne formuna verdiği isimleri burada sıralamaya kalkarsak, kahvemiz buz gibi olur.)







Giriş Yap

Deniz Kartalı ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!