Ankara’dan deniz görünmez

İstanbullu bir arkadaşımız vardı, en çok onun gözleri dalar giderdi bulutumsu ufka, İçimizden biri, mutlaka “Ankara’dan denizi göremezsin” diye takılırdı deniz sevdalısına.

0
28
Levent Akson
Havadan Denizden

 

Merhaba Dostlar, 1960‘ lı yılların ikinci yarısı, gençlik yıllarımız, doğup büyüdüğüm şehir… Ankara.

Evimiz Kızılay’da, Ankara’nın en çukur bölgesi,
Kışın, kömür dumanları çöker şehrin üzerine,
Sanki Ankara’nın tüm dumanları toplanmıştır Kızılay’ın üzerinde,
Nefes alamazsınız,
Böyle akşamlarda şehirden kaçmak, nefes almak için yer ararsınız,
Tek bir şansınız vardır; Çankaya,
Ankara’nın en yüksek tepesi,
Bir arkadaşınızın arabası vardır, arkadaş oldukça da nazlı,
İkna turları, benzin parasına ortak olmak ve dört – beş arkadaş doluşup Çankaya’ya çıkmak,
Paramız varsa biraz da çekirdek almak,
Arabanızı park edip oturma banklarının olduğu küçük bir alanda, tepeden Ankara’yı izlemek kömür dumanları arasından,
Konuşmadan, belli belirsiz ufka bakmak,
Yoğun kömür dumanlarının oluşturduğu bulut, ufuk çizgisi gibi görünürdü ve dünyamız bu ufuk çizgisi ile sınırlıydı,
İstanbullu bir arkadaşımız vardı, en çok onun gözleri dalar giderdi bulutumsu ufka,
İçimizden biri, mutlaka “Ankara’dan denizi göremezsin” diye takılırdı deniz sevdalısına. Konuşmadan bu sahte ufuk çizgisine bakılır, arabaya doluşur mahallemize dönerdik.
Denize çıktığımda iç sesimi duyan olmuştu
Yüksek Denizcilik Okulu’nu bitirip denize çıktığımda, Tanrı sanki iç sesimi duymuş ve beni o gün ülkemizin en büyük gemisinin köprü üstüne koymuştu,
Denizde, o noktada olabilecek en yüksek yer, Köprü Üstü,
Pırıl pırıl bir gökyüzü ve ince bir ufuk çizgisi,
Dalar giderdim,
Günlerden bir gün, çok sevdiğim gemi kaptanım, bu dalgınlığımı fark etmiş olmalı ki kahvesini yudumlarken unutamayacağım şu öğüdü verdi ; “ ufkun ötesini görebildiğin sürece başarılı bir kaptan olursun “.
Ne büyük şans idi böyle beybabalar ile çalışmak…
Ufkun ötesini görmeyi istemek için mutlaka denizde çalışmak, denizci olmak gerekmiyor,
Ancak, her nedense Tanrı bu kabiliyeti denizcilere biraz daha fazla vermiş, bakınız; Kumpas ve Ergenekon soruşturmaları, tutuklanan Amiral ve Denizci Subay sayısı…
Güzel Ankara’mın yine çukur bir bölgesinde konuşlanmış bir bakanlık var; T.C. Ulaştırma ve Alt Yapı Bakanlığı…
Denizcilik Bakanlığı ?????

İki ay önce adı; T.C. Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı idi.
Denizcilik ismi kaldırıldığı gibi Müsteşarlığı da kapatıldı.
Devletimiz büyüktür, güçlüdür elbette, isterse “ denizcilik “ kelimesini Türkçe Sözlükten de kaldırabilir ancak… Ufak bir sorun var; bu ülkenin deniz gücü ve denizcilik gücü ile ilgili sorunları ne olacak? Sanırım olduğu yerde kalacak, çünkü ülke olarak, bu güne kadar denizciliği ekonomik ve sosyal kalkınmanın itici gücü olarak kullanmak hükümetlerin aklına gelmediği gibi bu son karar ile de tamamen silinmiştir.
Nüfusunun yüzde 60’ının, sanayi alt yapısının yüzde 80’inin deniz kıyısında yoğunlaştığı, karasal yüzölçümü 780 bin km2 iken mavi vatan alanı 460 bin km2 olan bir ülkeden,
Bugün, Türk ve Yabancı Bayrak altında 27 milyon ton taşıma kapasitesine sahip bir deniz gücünden,
48 ‘i tam donanımlı 175 adet liman ve iskeleden,
300 kızağa sahip 71 tersaneden ve 3.6 milyon dwt gemi inşa kapasitesinden,
14 bin balıkçı teknesinden, bunların sorunlarından,
Giderek tükenen balığımız ve haşin balık avcılığımızdan,
274 balıkçı barınağından,
6.5 milyar dolarlık deniz turizminden,
Karadeniz ve özellikle Doğu Akdeniz’de deniz dibi madenciliğinden,
Sorunları içinde sıkışıp kalan Denizcilik Öğretim ve Eğitiminden söz edebilecek ya da bu denizcilik gücü sorunlarını dile getirebileceğimiz bir makam var mıdır?
Görünen o ki; Hayır.
Sayın Bakan ve Yardımcılarının “ Kanal İstanbul “ gibi bir cinayeti işlemek, deniz ve denizcilik gücü ile ilgili sorunları bir dönem suyun akışına bırakmak gibi misyonları olduğunu düşünmek dahi istemiyorum.
Ankara’nın üzerine bazen bir bulut çöker, kirli bir havadır, size nefes aldırmaz, en çok da çukur bölgelerde,
İktidar ve Ana Muhalefet Partilerimizin, Ankara’nın en çukur bölgesinde olmaları sizce bir tesadüf müdür?
Üzerlerine çöken kirli bir hava mı yoksa ölü toprağı mıdır?
Ankara’dan deniz görünmez.
Tanrı kimseyi şaşırtmasın,
Ne demiş Orhan Veli;
Gemliğe doğru
Denizi göreceksin,
Sakın şaşırma…

CEVAP VER