Fotoğrafın gücüyle toplumsal mesajlar veren Ahmet Dayıoğlu, hayatını balıkçılık yaparak kazanan bir çifti görüntüleyerek deniz yaşamının güzelliklerini ve zorluklarını bir kez daha hatırlattı. Bodrum-Mazıköy’de Şahlan isimli ahşap tekneleriyle her sabah erkenden Ege Denizi’ne açılan durdu ve Hüseyin Karagöl çiftini gözlemleyerek fotoğraflayan Ahmet Dayıoğlu, “Bizim kahramanımız Durdu Teyze. Eşi Hüseyin Amca ile sabaha karşı çıkıyorlar, kıyıdan uzaklara açılıp ağ atıyorlar. Sonra teknede kahvaltı yapıp biraz uyuduktan sonra ağı toplayıp dönüyorlar. 4-5 saat sürüyor dönmeleri. Ben de dönüşlerini kollayıp çekiyordum. Deniz emekçilerin zorlu ve dingin hayatlarına güzel bir örnek olan bu çift aynı zamanda Anadolu’nun kültürel zenginliğinin de kanıtı” dedi.
Ahmet Dayıoğlu, “Onlar Anadolu’nun kadim geleneğini günümüze kadar getiren gerçek kültür taşıyıcıları. Ağlarını saldıkları denizden aldıkları balıkları doğaya saygılı şekilde satıp ekmeklerini çıkartırken maviliklerin sunduğu güzelliklerin de sembolü” dedi.
Çin, 44 yıl sonra hem bilinen ilk denizaltı tabanlı füze denemesini hem de nükleer enerjili bir denizaltından yapılan ilk füze denemesini gerçekleştirdi. Pasifik Okyanusu’nda gerçekleşen test füze atışına, Japonya ve Avustralya tepki gösterdi.
Ukrayna’nın açıklamasına göre Rusya, önceki gün, Odessa limanından ayrılan bir tahıl gemisini hedef aldı. Hindistanlı, Ukraynalı ve Suriyeli 18 mürettebatın 10’u hayatını kaybetti. Geminin Türk bir şirkete ait Golden Leo gemisi olduğu ortaya çıktı. Cumhuriyet, Dışişleri kaynaklarına ve Rusya Büyükelçiliğine konuyu sordu ancak yanıt alamadı. Emekli tümamiral Yankı Bağcıoğlu ise yetkili makamlara çağrı yaptı, Deniz Kuvvetleri’ni andı.
Uluslararası ilişkiler hukuku ve hariciye tarihi, devletlerin bağımsızlık hamlelerini, ikili diplomatik münasebetlerini ve teşrifat uygulamalarını anlık öznel yorumlar üzerinden değil; kurumsallaşmış evrensel kurallar, uluslararası mütekabiliyet ilkesi ve birincil arşiv vesikaları üzerinden değerlendirir. Son dönemde kamuoyunda tartışmaya açılan, 1920 yılındaki Bursa’nın işgali sırasında yaşanan menfur hadiseler ile 1930 yılındaki Ankara ziyareti arasında nedensellik bağı kurmaya çalışan ve o dönem üzerinden geliştirilen bazı retorikler, uluslararası hukuk ve hariciye literatürü ile temelden çelişmektedir. Geçmişteki gayrimeşru bir askeri işgal eylemi ile egemen bir devletin başkentinde mütekabiliyet esasına göre icra edilen diplomatik kabulleri aynı düzlemde değerlendirmek, uluslararası ilişkiler disiplininin bilimsel metodolojisine aykırıdır. Özellikle resmi devlet protokolünü gündelik ve sığ tabirlerle yorumlayarak, Cumhuriyetimizin kurucu kadrolarına ve ilk hanımefendilerinden Mevhibe İnönü’nün aziz hatırasına yönelik üstü kapalı iddialarda bulunulması, hariciye tarihinin belgeleri karşısında nesnel bir okuma hatasından ibarettir.
Arşividen Osmanlı tarihine ışık tutan nadide bir görsel seçkiyi gün yüzüne çıktı. 1909 yılında yayınlanan Şehbal mecmuasının 6. sayısında yer alan ve 10 Mayıs 1909 tarihinde gerçekleşen Sultan V. Mehmed Reşad’ın “Kılıç Kuşanma” (Cülus) törenini belgeleyen 3 fotoğraf, dönemin siyasi atmosferini tüm ayrıntılarıyla yansıtıyor.
Yorumlar kapalı.