Sıcak Tehlikesi ve Sosyoekonomik Kırılganlık Kesişimi
Aşırı sıcakların yarattığı risk yalnızca termometrenin gösterdiği değere değil, o sıcaklıktan korunma kapasitesine de bağlıdır. Örneğin Antalya’da 42 derece sıcaklıkta klimalı iç mekanlarda serinlemek mümkünken, aynı sıcaklık Harran Ovası’nda klimaya erişimi olmayan ve tarlada çalışanlar için çok daha riskli sonuçlar doğurabilmektedir. Bu kapsamda yapılan araştırma, Türkiye’deki her sekiz ilçeden birine denk gelen 120 ilçede yüksek sıcak tehlikesi ile düşük uyum kapasitesinin (yoksulluğun) üst üste bindiğini ortaya koydu.
Sıcak tehlikesi hesaplanırken yalnızca tek bir ölçüt değil; sıcak hava dalgalarının sayısı, süresi, şiddeti, en sıcak gün, tropik gece sayısı ve ısınma hızı olmak üzere yedi farklı gösterge dikkate alındı. Sosyoekonomik kırılganlık analizinde ise TÜİK gelir verileri kullanıldı ve en düşük gelir grubuna daha yüksek ağırlık verildi.
Risk Altındaki Üç Ana Bölge
İlçelerin hem sıcak tehlikesi hem de sosyoekonomik kırılganlık açısından incelenmesiyle belirlenen 120 riskli ilçe şu üç ana bölgede yoğunlaşıyor:
-
Güneydoğu Anadolu Kümesi: Şanlıurfa, Mardin, Batman ile Diyarbakır, Siirt ve Şırnak’ın bir bölümünü kapsayan en geniş küme.
-
Çukurova Kümesi: Adana ve çevresindeki ova kesimi.
-
İç Kesimler ve Vadiler: Aydın, Denizli, Kütahya, Uşak, Manisa ve Afyonkarahisar’ın yayla kesimleri ile Malatya, Elazığ ve Tunceli’nin alçak vadileri. Bu iç bölge kümesi, sıcağın merkezi Güneydoğu’da kalsa da ekonomik kırılganlığın risk alanını iç bölgelere doğru genişlettiğini gösteren dikkat çekici bir bulgu olarak öne çıkıyor.

Tropik Gecelerin ve Bölgesel Farklılıkların Rolü
En düşük sıcaklığın 25 derecenin altına inmediği “tropik geceler”in analize dahil edilmesi risk haritasını belirgin biçimde değiştirdi. Gündüz maruz kalınan ısı stresinden vücudun toparlanabilmesi için gece serinliğine ihtiyaç duyulurken, gece sıcaklıklarının 25 derecenin, gündüz sıcaklıklarının ise 40 derecenin üzerinde seyrettiği Adana, Mersin ve Hatay hattı ülkenin en zorlu koridorunu oluşturuyor.

Buna karşın Antalya, Muğla, Aydın ve İzmir kıyıları ülkenin en sıcak yerleri arasında yer almasına rağmen, görece yüksek gelir düzeyleri ve hizmet ağırlıklı ekonomileri sayesinde daha düşük risk sınıfında kalıyor. Bu bölgelerde temel sorunlar yüksek talep saatlerinde elektrik şebekesinin dayanıklılığı ile mevsimlik tarım ve hizmet işçilerinin korunmasıdır.
Erzurum, Kars, Ardahan platoları ile Tokat, Sivas ve Yozgat gibi iç kesimler ise düşük sıcak tehlikesine sahip olmakla birlikte yüksek sosyoekonomik kırılganlıkları nedeniyle “serin ama kırılgan” kategorisinde yer alıyor.

Alınması Gereken Önlemler ve Öneriler
Araştırma sonuçları, tek tip uyarı eşikleri yerine her ilçenin kendi koşullarına göre hazırlık planları yapılması gerektiğini vurguluyor:
-
Sıcaklık ve kırılganlığın yüksek olduğu ilçelerde kamuya açık serinleme alanları oluşturulmalı, aşırı sıcak saatlerde açık alanda çalışma durdurulmalı ve konutlar için yalıtım ile pasif serinletme desteği sağlanmalıdır.
-
Yüksek gelirli sıcak kıyı ilçelerinde şebeke dayanıklılığı, bina enerji standartları ve mevsimlik çalışanların korunmasına öncelik verilmelidir.
-
Serin fakat kırılgan ilçelerde ise sıcaklıklar daha da artmadan uyum kapasitesinin artırılması gerekmektedir.
Ayrıca erken uyarı sistemlerine gündüz sıcaklıklarının yanı sıra gece eşiklerinin de eklenmesi ve Coprecus bültenine göre 2026 Temmuz ayının küresel kayıtlardaki en sıcak ikinci temmuz olduğu gerçeği göz önüne alınarak ısı planlamalarının bu doğrultuda şekillendirilmesi önerilmektedir.













Yorumlar kapalı.