Bilindiği üzere iki ayrı devlet Ukrayna ve Rusya. Ancak tarih içinde bu iki mevcut toplumların geçtiği süreç ve olaylar ve kültürel kimlik iç içe geçmiş durumda. Ukrayna toplumu bir kimlik bunalımında ve de o topraklarda yaşanan siyasi istikrarsızlık, ki sonucu da sosyo-ekonomik iniş çıkışlar olarak tezahür ediyor. Sovyetler Birliğinin çökmesinden sonraki Amerikanın ısrarı ile süren NATO'nun doğuya doğru düzenli genişlemesinde Rusya sınırına dayanmak için son iki ülke kaldı, Belarus ve Ukrayna. Hem bu NATO eğilimi ve de Amerikanın dünyada kendine hasım arama alışkanlığı, zaten tarih boyu Zenofobik yaşamış Rus slavlarının psikolojik reaksiyon olarak bunu hasmane bir tutum olarak algılamalarına da sebep oluyor.
Bunun sadece bir paranoya olduğunu düşünebilir miyiz? Bence pek değil. Amerikan dış politikasının şekillenmesinde çok etkili olan Şahinler yani Pentagon’un algısında en iyi savunma saldırıdır filozofisi ağırlıklı bir stratejidir. Bu sebeple doğuya doğru bir genişleme Avrupa demokrasileri için kabul edilebilir bir savunma ve de Rusya’yı köşeye sıkıştırma, ayıyı kafesinde tutma prensibidir. Avrupalılar ise bu saldırgan stratejiye karışık duygular ile bakmaktadır. Büyük abiler, Almanya Fransa doğuya genişleme neticesinde Rusya ile aralarında daha çok buffer zone yani tampon ülkeler oluştuğu için işlerine gelmekte, ancak bu gerilim politikası sonucu aynı zamanda Avrupa soğuk savaştan sonra unutulan tekrar bir battle theater yani savaş alanı olması ihtimalini artırması ve Avrupa üzerinde bir nükleer savaş karabasanını çağrıştırması sebebiyle ve keza enerji ithali ile ekonomik olarak ilişki içinde oldukları Rusya ile arayı çok da bozmamak istemeleri sebebiyle karışık duygular ve yaklaşımlar içindedir.
Ruslar ise, bilhassa Amerikanın yakın zamanda orta menzilli balistik nükleer füze anlaşmasından kendi insiyatifi ile ayrılmasından sonra, NATO’nun doğuya doğru genişlemesini de göz önüne alarak birlikte tehditi değerlendirdiklerinde, Ukrayna’nın NATOya girmesi ve Ukrayna topraklarına orta menzilli balistik füze yerleştirildiğinde, artık Moskova’nın bir nükleer saldırı karşısında yakın mesafe, az reaksiyon zamanı ve balistik yörünge ve de orta menzilli füzelerin bir pre-emptive strike’dan küçük ve kolay saklanabilir olmalarından dolayı isabetli vurulmalarından bağışıklıkları sebebiyle savunulamaz duruma düşeceğini düşünüyorlar ki, gerçekten de durum öyle.
Bu durumda, Rusya ne düşünüyor?
Mevcut askeri yığınak ve mobilizasyon bunla mı ilgili, yoksa bunla başlayıp sonunun nerede biteceği belli olmayan bir ‘game theory’nin başlangıç safhası mı? Bilindiği üzere dünyada satrançın en iyi oynandığı ve halkının kültürüne mal olmuş bir coğrafyadır Rusya.
Askeri harekat olarak en geniş kapsamlı ve de politik sonuçları en derin olandan başlamak üzere aksiyon-amaç ilişkisi içinde en hafif olanına kadar tüm opsiyonları yazalım.
Olası Amaçlar
1- Rusya’nın SSCB’nin yıkılmasından sonra günümüze kadar sürekli gerileyen mevcut sınırlarını ve kültürel etkisini son 300 yıl önceki tarihi sınırlarına yani Polonya düzlüğü nehirlerine, Karpatlar doğal engeller sınırına taşımak. Ve bunları kayıtsız-şartsız geri dönülmemek üzere tesis etmek.
2- Moskova’yı ve nüfusun yoğun olduğu batı Rusya düzlüğünü vurulma menzilinden çıkarmak
3- Karadeniz’in kuzeyini Tuna nehri ağzından Kırım’a kadar tamamen ele geçirip Rus ana karasına yapılabilecek güney-kuzey aksından bir düşman ‘expeditionary campaign’e tamamen kapatmak.
4- Avrupa ile bağları kuvvetli ve oraya eğilimi daha çok olan Batı Ukraynayı, Rusya İmparatorluğu çarlık zamanındaki eski ismi ‘Novyrassiya’, yani ‘Yeni-Rusya’ olan, Rusça konuşulan ve ekonomik kültürel olarak daha çok Rusya ile ilişki içinde olan Doğu Ukrayna’dan ayırmak, iki ayrı devlet haline getirmek. Endüstrinin gelişmiş ve Ukrayna ekonomisi içinde büyük paya sahip olduğu Doğu Ukrayna’da Rus yanlısı bir yönetim oluşturmak.
5- Dnieper Nehri’ni NATO’nun saldırı ve genişlemesi için bir doğal sınır haline getirmek.
6- Karışıklık yaratarak sosyal tansiyonu arttırarak mevcut hükümeti devirerek Rus yanlısı hükümet kurmak.
7- Uluslararası bir karışıklık ve gerilim yaratarak Ukrayna’nın tüm işgali tehlikesini ortaya ihtimal olarak koyup, yukarıdaki amaçlardan birine razı etmek.
8- Uluslararası bir karışıklık ve gerilim yaratarak Ukrayna’nın tüm işgali tehlikesini ortaya koyup Donbass ayrılıkçı topraklarını Rus toprağı haline getirmek.
9- Mevcut gerilim politikasından, son zamanlarda Minsk Ateşkesi’nden ayrılma eğilimi gösteren Ukrayna hükümetini Minsk hizasına getirmek ve bu konuda da garantör ülkelere görevlerini yerine getirmediklerinde ne tür tehditlerin kendilerine yönebileceğini ve de bu tehditlerin bölge ile sınırlı kalmayıp topyekün bir güvenlik sorunu haline gelebileceğini hatırlatmak.
10- Tüm bu ihtimalleri akla getirip, NATO’nun doğuya doğru genişlemesinin tüm NATO üyeleri ülkeler nezdinde ne tür sonuçlar doğurabileceğini hatırlatmak, hissettirmek, böyle düşünüşlerin oluşmasını sağlamak.
11- Putin’in kendi politika arenasında güç gösterisi ile liderlik tazelemesi, olası senaryoların Rusya’da toplumsal birliği ve lidere olan ihtiyacı artırması eğilimini güçlendirmek.
12- Rusya’nın kağıt kaplan olmadığını, kararlı ve savaşma kapasitesi olduğunu göstermek.
Olası aksiyonlar
1- Aksiyon : Tüm Ukrayna’nın işgali ve Rus toprağı yapılması.
2- Aksiyon: Tüm Ukrayna’nın işgali, düzenli geri çekilme ve kukla Rusya yanlısı bir hükümetçe yönetilmesi.
3- Aksiyon : Ukrayna’nın Dinyeper’in doğu kıyısındaki topraklar ve Zaparojye – Doğu Karpatlar – Transnistra enklave kuzey ucu hattını güneyi olmak üzere tam işgali ve Rus toprağı yapılması.
4- Aksiyon : Ukrayna’nın Dnieper nehrinin doğu kıyısındaki olmak üzere tam işgali ve Rus toprağı yapılması
5- Aksiyon : Sadece Karadenize kıyısı olan Odessa, Nikolaev, Kherson oblast/vilayetlerinin Transinitradan doğuya ve Kırımdan batıya ve de Odessaya yakın bir noktadan amfibi harekat ile destekli tam işgali ve Rus toprağı yapılması .
6- Aksiyon : Luhansk ve Donbass ayrılıkçı bölgelerine askeri harekat ile yerleşip ilhak için güven altına almak.
7- Aksiyon: İşgal harekatına girişmeden ayrılıkçı bölgeler civarındaki Ukrayna kuvvetlerini sınır ötesinden stand-off vuruş menzilinde kalarak havadan ve füzeler ile vurarak Minsk ateşkesinden daha ağır şartlarda yeni bir ateşkese zorlamak.
8- Aksiyon : Mevcut askeri yığınak ve mobilizasyonu yukarıdaki amaçlardan birinin tatmin edici olduğu dereceye kadar korumak, gerekirse daha agresif olup arttırmak, mesela kadame kademe nükleer mobilizasyon.
9- Aksiyon : Mevcut askeri yığınak ve mobilizasyonu sona erdirmek, iyi niyet gösterisi olarak .
Savaş ve politika bir satranç oyunudur.
Batı demokrasilerinin zaafiyeti çok sesli ve çok başlı olmalarıdır
Zaman kısıtlamalı satranç ancak iki kişinin oynayabileceği bir oyun. Putin ve Rusya’nın yukarıdaki amaç ve aksiyonlar için çabuk karar alabileceği bir kurgu ve mekanizma varken, nükleer savaş senaryosu dışında NATO ve batının tüm bu kararları demokratik veya prosedürel olarak bazı mekanizmalardan geçirmeleri uzlaşı ve ortaklık kültürü içinde kendi çıkar paylaşımları üzerinde anlaşarak ve dolayısı ile hem gecikme hem de isabetli karar alma hedefinden uzaklaşma haline geliyor.
Bu da satranç oyununda bir zaaf haline geliyor.
Bekleyip göreceğiz.
ALPER GERGİN
Uzak Yol Kaptanı ve Serbest Girişimci -alpergerginbiz@gmail.com
Orta Doğu’da yaşanan jeopolitik gelişmeler, küresel kruvaziyer turizminde yeni bir rota değişimini beraberinde getirdi. Bölgedeki güvenlik riskleri nedeniyle 2026–2027 ve 2027–2028 sezonlarına yönelik sefer programları yeniden düzenlenirken, Akdeniz uluslararası kruvaziyer turizminin önemli alternatif merkezlerinden biri haline geliyor. Orta Doğu’da devam eden jeopolitik gerilimler ve bölgesel güvenlik endişeleri, dünya kruvaziyer sektörünün gelecek dönem planlamalarını doğrudan etkiliyor. Özellikle Basra Körfezi ve Kızıldeniz’de planlanan seferlerin iptal edilmesi veya farklı destinasyonlara yönlendirilmesi, uluslararası kruvaziyer turizminde yeni bir hareketlilik oluşturdu. Sektörde faaliyet gösteren birçok uluslararası operatör, 2026–2027 ve 2027–2028 sezonlarına ilişkin programlarını yeniden düzenlerken gemi kapasitelerinin bir bölümünü Akdeniz, Avrupa, Karayipler ve Güney Amerika gibi alternatif bölgelere kaydırdı. Sea Genesis Group Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Yazıcı, yaşanan gelişmelerin Akdeniz’deki rekabeti artırabileceğini belirterek Türkiye’nin bu süreçte önemli fırsatlarla karşı karşıya olduğunu değerlendirdi.
İMEAK Deniz Ticaret Odası’nın dört şubesinde 1 ve 2 Ekim’de gerçekleştirilen seçimlerde, resmî olmayan sonuçlara göre mavi listeler üyelerin tercihi oldu. İskenderun’da üç, Kocaeli’de iki listenin yarıştığı seçimleri Mavi Liste kazanırken, Karadeniz Ereğli’de ve Aliağa’da tek listeyle seçime katılan ekipler güven tazeledi.
İran ile Irak arasında 22 Eylül 1980’de başlayan ve sekiz yıl süren savaş, Türkiye’nin yakın siyasi tarihinde eşine az rastlanan bir eşzamanlılıkla kesişir. Bu tarihten yalnızca on gün önce, 12 Eylül 1980’de Türk Silahlı Kuvvetleri “Bayrak” kod adlı harekatla yönetime el koymuş, Türkiye Büyük Millet Meclisi feshedilmiş, siyasi partiler kapatılmış ve ülke Milli Güvenlik Konseyi yönetimine girmişti. Türkiye, kendi demokratik rejimini askıya aldığı günlerde, iki komşusunun birbirine karşı topyekûn bir savaşa giriştiğini izlemek zorunda kaldı. Bu çakışma, savaşın Türkiye’ye etkilerini salt bir dış politika meselesi olmaktan çıkarıp, ülkenin iç rejimi, ekonomik yönelimi, basın düzeni ve güvenlik mimarisiyle iç içe geçmiş bir meseleler yumağına dönüştürmüştür. İran-Irak Harbi, Türkiye’nin girmediği, fakat sekiz yıl boyunca her gün içinde yaşadığı bir savaş olarak, hem dış politikanın manevra alanını belirlemiş hem de iç siyasetin ekonomik ve güvenlik gündemini doğrudan şekillendirmiştir.
Arşividen Osmanlı tarihine ışık tutan nadide bir görsel seçkiyi gün yüzüne çıktı. 1909 yılında yayınlanan Şehbal mecmuasının 6. sayısında yer alan ve 10 Mayıs 1909 tarihinde gerçekleşen Sultan V. Mehmed Reşad’ın “Kılıç Kuşanma” (Cülus) törenini belgeleyen 3 fotoğraf, dönemin siyasi atmosferini tüm ayrıntılarıyla yansıtıyor.