Son Gelişmeler

Yeni Haberler

Genel

TÜRK KABOTAJ HAKKI NEDİR?

Fransızca “cabotage” kelimesinden dilimize geçen “kabotaj”ın genelgeçer anlamı; bir devletin karasularında, nehirlerinde, göllerinde ve limanları arasında deniz ticareti, yük ve yolcu taşımacılığı ile tüm liman hizmetlerini sadece kendi bayrağını taşıyan gemilere ve kendi vatandaşlarına tanıma ayrıcalığıdır. Uluslararası deniz hukukunda genel bir ilke olarak kabul edilen bu hak, devletlerin denizlerindeki hükümranlık (egemenlik) ve ekonomik bağımsızlık haklarının en temel unsurlarından biridir. Kabotaj hakkı sadece yük ve yolcu taşımakla sınırlı değildir; tüm deniz ticaretini, römorkaj ve kılavuzluk gibi liman hizmetlerinin tamamını, balıkçılık ve su ürünleri avcılığının ulusal kurallarını, su altı hizmetlerini, hatta karasularında yapılacak arama-kurtarma operasyonlarının bayrak devletine hasredilmesini getiren bir birtakım hak ve menfaatlerin bütünüdür.

Mavi Vatan

TÜRK DENİZCİLİĞİNİN 100 YILLIK ROTASINDA 100 DENİZCİ

Büyük önder Mustafa Kemal Atatürk’ün büyük bir öngörü ve cesaretle emperyalist ülkelere meydan okuyarak ilan ettiği Türk kabotaj Hakkı tam 100 yaşında. 19 Nisan 1926 tarihinde TBMM’de 815 sayılı kanunla kabul edilen ve 1 Temmuz 1926’da henüz 3 yaşındaki Türkiye Cumhuriyeti’nde yaşayan Türk halkına armağan edilen Türk Kabotajı’nın 100. Yaşı için 3 denizci bir prestij kitabı hazırladı. Sivil deniz tarihçisi Ali Bozoğlu, deniz kültürü tutkunu Kaptan Ömer Asmalı ve gazeteci Gökhan Karakaş’ın 2 yılda hazırladığı esere, Türk denizciliğine halen katkı sunan 50 denizci ve 50 konuşmacı toplam 100 kişi görüş bildirdi. İMEAK Deniz Ticaret Odası katkılarıyla yayınlanan eserde, denizciliğimize iz bırakan merhum 34 duayenin yanı sıra 12 denizcilik makalesi de yer alıyor. Dünyanın ilk halkla ilişkiler vapuru Karadeniz’in seyahati, uluslararası ilk deniz hukuku zaferimiz Bozkurt-Lotus Olayı, ilk ve tek denizcilik bakanlığı denemesi, mitolojiden güncel denizciliğe, Lozan Antlaşması, Montrö-Türk boğazları Sözleşmesi, Mustafa Necati ve Türk denizciliği gibi konulardaki makaleler de eseri adeta bir ansiklopediye dönüştürüyor.

Genel

SÖMÜRGECİ KİBRİN SAHADAKİ MAĞLUBİYETİ: GENERAL HARİNGTON KUPASI

Mondros Mütarekesi’nin ardından İtilaf Devletleri tarafından fiilen işgal edilen İstanbul, sadece askeri ve idari bir tahakkümün değil, aynı zamanda derin bir kültürel hegemonya mücadelesinin de merkezi olmuştur. Britanya işgal yönetiminin şehre kendi kurumlarını, yaşam tarzını ve özellikle modern spor pratiklerini enjekte etme gayreti, işgali meşrulaştırma ve yerel halk üzerinde entelektüel-fiziksel bir üstünlük kurma stratejisinin temel parçasıydı. Sosyolojik açıdan spor, hegemonik güçlerin sömürgeleştirme süreçlerinde kitleleri pasifize etmek ve kendi kültürel mükemmellik illüzyonlarını pekiştirmek adına başvurdukları en işlevsel enstrümanlardan biridir. Nitekim işgal kuvvetlerinin kendi askeri birimleri arasında kurduğu ligler ve düzenlediği turnuvalar, başlangıçta bu emperyal özgüvenin yeşil sahalardaki provası niteliğindeydi. Ancak yerli spor kulüplerinin, bilhassa da milli mücadelenin cephe gerisindeki lojistik ve moral üssü haline gelen Fenerbahçe’nin bu organizasyonlara dahil olması, sahadaki güç dengesini ve müsabakaların ideolojik muhtevasını radikal bir biçimde dönüştürmüştür.

Genel

BOYDAN BOYA ORTA ASYA VE SİBİRYA İÇİN TEKER DÖNER

​Türkiye’nin önde gelen motosiklet gezginlerinden ve Deneme Tahtası kanalının yaratıcısı, sınırları zorlayacak yeni bir kıtalararası yolculuğun startını verdi. Toplamda 25 bin kilometreden fazla sürmesi beklenen dev rota kapsamında ünlü gezgin, Türkiye’den yola çıkarak Rusya’yı boydan boya geçecek, Sibirya’nın en uç noktası olan Magadan’a ardından deniz yoluyla Japonya’ya ulaşacak. Motosiklethabercileri.com’un paydaşlarından Erkin Yeşil-Deneme Tahtası’nın bu yeni rotası, hem lojistik zorlukları hem de rota üzerindeki coğrafi çeşitlilikle oldukça iddialı görünüyor. Sibirya’nın 15 Ağustos gibi erken bir tarihte kış moduna girmesi, özellikle Magadan rotasında zamanlama hassasiyetini bir “hayatta kalma” meselesine dönüştürüyor.

Genel

YENİ JEOPOLİTİK DÖNEMİN ‘DENİZLERİN FETHİ ÇAĞI’ RAFLARDA

Dünya siyasetinin yeni merkezi artık karalar değil, okyanuslar. Uluslararası sistemin en temel kabullerinden olan “denizlerin serbestisi” ilkesinin sorgulandığı ve yeni bir paylaşım mücadelesinin başladığı bir dönemde, Aydınlık Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Tevfik Kadan’ın kaleme aldığı “Denizlerin Fethi Çağı” adlı kitap, okuyucularla buluştu. Kaynak Yayınları etiketiyle yayımlanan eser, sadece denizcilik sektörünü değil, dünya düzenini şekillendiren jeopolitik kırılmaları merak eden herkes için kapsamlı bir başvuru kaynağı niteliği taşıyor.

Genel

İKLİM KRİZİ SUALTINDA BAŞLIYOR

Saros Körfezi’nde Denizin Altında Mesaj: “İklim Krizi Burada”
Basın Bülteni

İklim değişikliğiyle mücadele için enerji dönüşümü üzerine çalışmalarda bulunan 350 Türkiye, yeni kampanyası Gerçek Sebep: Fosil Yakıtlar kapsamında Saros Körfezi’nde dikkat çekici bir eylem gerçekleştirdi. Dalgıçlar, denizin altında açtıkları “İklim krizi burada” pankartıyla iklim krizinin artık yalnızca geleceğe dair bir tehdit değil, bugün denizlerin altında da gözlemlenebilen bir gerçek olduğunu vurguladı.

Genel

HARBİYE’DEN TÜRK GEMİ BROKERLIĞININ KÜRESEL YÜKSELİŞİ YANSIDI

Küresel denizcilik dünyasının en prestijli etkinliklerinden biri olan Bosphorus Shipbrokers’ Dinner, 7. edisyonuyla yine İstanbul’u deniz ticaretinin odak noktası haline getirdi. Gemi Brokerleri Derneği (GBD) ev sahipliğinde gerçekleşen bu dev organizasyon, dünyanın dört bir yanından gelen sektör liderlerini, armatörleri ve brokerları bir araya getirdi.

Genel

1926… TÜRK DENİZCİLİĞİ’NİN MAVİ DEVRİM YILI

Türk milleti, tarihte eşine az rastlanır bir mücadeleyle anayurdunu işgalden kurtarmış ve küllerinden yepyeni bir Cumhuriyet kurmuştu. Anadolu aydınlanması tüm hızıyla sürerken, Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk, gerçekleştirdiği devrimlerin toplumsal yansımalarını titizlikle gözlemliyor; aynı zamanda sınırlarının ötesindeki küresel gelişmeleri ve stratejik dengeleri yakından takip ediyordu. Başlı başına bir başkaldırı olan Millî Mücadele’nin ardından kurulan Türkiye Cumhuriyet’i, artık son prangalarını kırmak, hatta emperyalist düzene denizlerde bir kez daha meydan okumak için hazırdı. 1926 yılı, henüz üç yaşındaki bir devletin denizcilik alanında gerçekleştirdiği devrim niteliğindeki uygulamalarıyla çağı yakaladığı, hatta aşmaya başladığı bir yıl olacaktı.

Genel

DENİZ KÜLTÜRÜ YASAKLA DEĞİL AŞKLA GELİŞİR… MERİÇ KÖYATASI YAZDI

1 Temmuz 1926 Kabotaj Kanunu’nun kabul tarihidir. Türk milletine kendi denizlerinde egemen olma hakkını veren kanunun 100’üncü yılındayız. Bir ülkenin deniz gücü, sadece donanması ile ölçülmez.

Mavi Vatan kavramının geliştiren Emekli Amiral Cem Gürdeniz, geçtiğimiz hafta yayınlanan bir yazısında şöyle ifade etmişti: “Türkiye’nin jeopolitik doktrini olan Mavi Vatan vizyonu, yalnızca donanma gücü veya ticari tonajla değil; denizle kurulan organik bağın bir “yaşam kültürü” haline gelmesiyle tahkim edilebilir. Bu bağlamda denizcileşme, milyonlarca vatandaşın gerek kıyılara gerekse amatör tekneler üzerinden denizin kendisine erişiminin önündeki engellerin kaldırılmasını gerektiren bir kamu politikasıdır.”

Genel

KARADENİZ’İN FANTASTİK RENGİ UZAYDAN GÖRÜNTÜLENDİ

Karadeniz’in yüzeyi, her yıl ilkbahar sonundan yaz başına kadar milyarlarca mikroskobik canlının etkisiyle turkuaz renge boyanıyor; uzmanlar, bu doğa olayının deniz ekosisteminin sağlığını gözler önüne serdiğini belirtiyor.







Giriş Yap

Deniz Kartalı ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!