Çok uluslu enerji şirketlerinin boy gösterdiği ve zengin hidrokarbon yataklarıyla dikkat çeken Doğu Akdeniz’de sismik araştırmalar yapan MTA Oruç Reis'e donanmanın 5 gemilik bir filo ile eşlik ettiği açıklandı. 1 fırkateyn ile 4 korvetin sürekli takip ettiği MTA Oruç Reis'e F 16 savaş uçakları da havadan tam koruma sağlıyor. Ayrıca deniz karakol uçakları ve helikopterleri de bölgede devriyelerini sıklaştırdı.
Yeni Navtex ilanıyla birlikte Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki deniz yetki alanlarında sismik araştırma faaliyetine başlayan MTA Oruç Reis araştırma gemisine Türk Deniz Kuvvetleri tarafından refakat ve koruma sağlanıyor. Türk Deniz Kuvvetleri Komutanlığı Aksaz Deniz Üssü’nden kalkan Barbaros sınıfı bir fırkateyn ile 4 korvet MTA Oruç Reis’in çevresinde tam koruma sağlarken insansız hava araçları ve uçaklarla da destek sağlanıyor. Türk hava Kuvvetleri Komutanlığı’na bağlı F 16 savaş uçakları da Oruç Reis’i koruyan filoya havadan desteğini kesintisiz sürdürüyor.
Gemi, Yat ve Hizmetleri İhracatçıları Birliği tarafından bu yıl XV. (15.) kez düzenlenecek olan Ulusal Gemi ve Yat Tasarım Yarışması’nın detayları belli oldu. Türk denizcilik sektörünün tasarım gücünü artırmak ve endüstriyel tasarıma olan ilgiyi desteklemek amacıyla gerçekleştirilen yarışmanın bu yılki ana konusu “Römorkör Tasarımı” olarak belirlendi. Sektörün geleceğine yön verecek özgün projelerin yarışacağı organizasyon için son başvuru tarihi 4 Eylül 2026 olarak açıklandı.
Ukrayna’nın açıklamasına göre Rusya, önceki gün, Odessa limanından ayrılan bir tahıl gemisini hedef aldı. Hindistanlı, Ukraynalı ve Suriyeli 18 mürettebatın 10’u hayatını kaybetti. Geminin Türk bir şirkete ait Golden Leo gemisi olduğu ortaya çıktı. Cumhuriyet, Dışişleri kaynaklarına ve Rusya Büyükelçiliğine konuyu sordu ancak yanıt alamadı. Emekli tümamiral Yankı Bağcıoğlu ise yetkili makamlara çağrı yaptı, Deniz Kuvvetleri’ni andı.
Uluslararası ilişkiler hukuku ve hariciye tarihi, devletlerin bağımsızlık hamlelerini, ikili diplomatik münasebetlerini ve teşrifat uygulamalarını anlık öznel yorumlar üzerinden değil; kurumsallaşmış evrensel kurallar, uluslararası mütekabiliyet ilkesi ve birincil arşiv vesikaları üzerinden değerlendirir. Son dönemde kamuoyunda tartışmaya açılan, 1920 yılındaki Bursa’nın işgali sırasında yaşanan menfur hadiseler ile 1930 yılındaki Ankara ziyareti arasında nedensellik bağı kurmaya çalışan ve o dönem üzerinden geliştirilen bazı retorikler, uluslararası hukuk ve hariciye literatürü ile temelden çelişmektedir. Geçmişteki gayrimeşru bir askeri işgal eylemi ile egemen bir devletin başkentinde mütekabiliyet esasına göre icra edilen diplomatik kabulleri aynı düzlemde değerlendirmek, uluslararası ilişkiler disiplininin bilimsel metodolojisine aykırıdır. Özellikle resmi devlet protokolünü gündelik ve sığ tabirlerle yorumlayarak, Cumhuriyetimizin kurucu kadrolarına ve ilk hanımefendilerinden Mevhibe İnönü’nün aziz hatırasına yönelik üstü kapalı iddialarda bulunulması, hariciye tarihinin belgeleri karşısında nesnel bir okuma hatasından ibarettir.
Arşividen Osmanlı tarihine ışık tutan nadide bir görsel seçkiyi gün yüzüne çıktı. 1909 yılında yayınlanan Şehbal mecmuasının 6. sayısında yer alan ve 10 Mayıs 1909 tarihinde gerçekleşen Sultan V. Mehmed Reşad’ın “Kılıç Kuşanma” (Cülus) törenini belgeleyen 3 fotoğraf, dönemin siyasi atmosferini tüm ayrıntılarıyla yansıtıyor.
Yorumlar kapalı.