
3 farklı akıntı sistemiyle dünyanın kendini temizleyen ender alanlarından Saros Körfezi’nin antik çağdaki ismi Melas Kolpos. Dünyaca ünlü Fransız belgesel yönetmeni Jacques-Yves Cousteau’nun barındırdığı 234 türden canlı çeşitliliğine hayran kaldığı Saros Körfezi, Kuzey Ege’nin en hareketli turizm merkezlerinden biri olarak ekonomiye büyük katkı sağlıyor. 2010 yılında Özel Çevre Koruma Alanı ilan edilen bölgede Saros Gönüllüleri’nin havayı, denizi ve toprağı kirleten taş ocaklarına karşı sürdürdükleri mücadele sonucu yeni ruhsat verilmemesi sağlanmıştı.
Taş ocakları tehlikesinin ardından projelendirilen ve ihale aşamasına geçiler Saros FSRU Gemi İskelesi’nin denizdeki yaşamı olumsuz etkileyeceğini belirten bin 38 kişiden oluşan gönüllüler Edirne Bölge İdare Mahkemesi’nin yürütmeyi durdurma kararı vermesini sağlamıştı. Danıştay’da temyiz için bekleyen dava sürerken 45 binin üzerinde ıslak imzaya rağmen doğal gaz liman inşaatı başladı.

Tarla sahibinin inşaattan haberi yok
Değerli ekolojik alan Saros’un Edirne-Keşan bölgesine yapılmak istenen doğal gaz limanı için ilk kazmanın vurulduğu arazinin sahibi Mehmet Zeybek, kendisinin onayı alınmadan başlayan inşaatı protesto etti. Tarlasına aniden iş makineleri geldiğini belirten Sazlıdere köyü sakini Mehmet Zeybek, “Davalar devam ederken kimsenin onayı alınmadan inşaata başlamaları çok garip. Arazim hakkında acele kamulaştırma kararı verildi. Bir tebligat bile yapılmadan arazimde çalışmalara başladılar. Keşan Kaymakamlığı aracılığı ile jandarmaya ve Cumhuriyet başsavcılığına giderek ilgililer hakkında suç duyurusunda bulundum” dedi.

Mahkeme kararı beklenmeden inşaata başlanmasına tepki gösteren Trakya Platformu Dönem Sözcüsü Avukat Bülent Kaçar, “Bu inşaat hukuksuzdur. Saros FSRU Limanı, körfezin doğal yapısına, turizm potansiyeline, uluslararası sözleşmelere, bilime, hukuka ve ÇED yönetmeliğine aykırıdır. 113 sayfalık Bilirkişi Heyet Raporu bilimsel olarak bunu kanıtladı. Edirne İdare Mahkemesi de projenin hukuka aykırı olduğu hükmetti.
Tarım arazileri geriye döndürülemez şekilde tahrip oluyor. 5403 sayılı yasaya göre korunması gereken tarım arazilerinde ve anayasayla korunan orman varlıklarımıza bu tahribat yayılacak. Edirne İdare Mahkemesi yürütmeyi durdurma talebimizi kabul ederse Saros Körfezi doğal kıyı kuşağı ve tüm canlılar kadim varlıklarını devam ettirebilecektir” dedi.

“Deprem gerçeği görmezden geliniyor”

Projenin Ganos fay hattına çok yakın ve deniz çayırlarının yaşam alanında olduğunu vurgulayan Kaçar, “Liman 1. derece deprem bölgesi içindedir. Aktif fay hattı projenin 6 kilometre açığından geçiyor. Deniz içinde çökel denilen yapı var ve çok tehlikeli sığ bir zemin olduğu uzmanlar tarafından raporlarda belirtildi. Projede Anayasa’ya da aykırılık söz konusu. ÇED raporunda 17 kilometre boru hattının yanan orman alanlarından geçirileceği belirtilirken, 6 bin ağacı kesileceğinden bahsediliyor. Yasalara göre yanan orman alanı sadece ağaçlandırılabilir. Bilimsel uyarılara, bilirkişi raporlarına, mahkeme kararlarına uymak yerine hukuksuz olarak ikinci ÇED sürecini halkın katılımı olmadan yazılı itirazlara rağmen ısrarla devam ettirmek yasal ve ahlaki değil” diye konuştu.


























Yorumlar kapalı.