
36 Yıllık Tecrübe Deniz Avukatlarıyla Buluştu
Esenyel Hukuk Bürosu’nun genç avukatları, Türk gemi kurtarmacılığının duayen isimlerinden Kaptan Ömer Asmalı’nın gerçekleştirdiği bilgilendirme seminerleri ile sahadaki pratik tecrübelerini artırdı. Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü’nde 36 yıl boyunca çeşitli kademelerde görev yaptıktan sonra deniz kurtarma uzmanı olarak emekli olan Kaptan Ömer Asmalı, seminer kapsamında gemi kurtarma operasyonları, çatma/çarpışma vakaları, deniz kazaları sonrası teknik süreçler ve sahadaki acil müdahale dinamikleri hakkında detaylı paylaşımlarda bulundu. Deniz sektöründeki pratik saha bilgisi ile hukuki süreçlerin ayrılmaz bir bütün oluşturduğunu vurgulayan Kaptan Ömer Asmalı, “Birçok meslek birbiriyle bağlantılı, hatta birbirlerinden beslenmektedir. Hayatımızın neredeyse bütün alanlarına giren hukuk sistemi ve dolayısıyla hukuki konular, günümüzde deniz üzerindeki sorunların çözümünde de en büyük argümandır. Deniz hukuku alanında uzmanlaşan genç ve idealist avukatlarla deneyim ve bilgilerimi paylaşmak bana büyük bir gurur verdi.” dedi.

“Deniz Hukuku Canlı ve Dinamik Bir Alan”
Meslek içi eğitimlerin ve teknik saha bilgisinin deniz hukukundaki önemine dikkat çeken Esenyel Hukuk Bürosu Kurucusu Avukat Selçuk Esenyel ise, “Hukuk sürekli kendini geliştirmeyi gerektirirken, dünya jeopolitiğinin ve küresel ticaretin vazgeçilmezi deniz hukuku konusunda alanında yetkin isimlerle çalışmak bizim için büyük bir ayrıcalık. Kaptan Ömer Asmalı’nın eşsiz tecrübeleri, genç meslektaşlarımızın sahadaki teknik süreçleri ve denizcilik dinamiklerini çok daha derinlemesine kavramasını sağladı. Esenyel Hukuk Bürosu olarak, müvekkillerimize uluslararası standartlarda, hızlı ve sürdürülebilir hukuki çözümler sunmak adına eğitime ve uzmanlaşmaya yatırımlarımızı kararlılıkla sürdüreceğiz.” diye konuştu.

Kaptan Ömer Asmalı, genç deniz hukukçulara şu sözlerle seslendi.
“İnsanoğlunun olduğu her alanda bir anlaşmazlık, aykırı düşünceler ve ya fikir ayrılıkları olabilir. Bu uyuşmazlıklar antik çağlardan bu yana mensubu olduğu toplumun yapısı gereği ya akil kişi/kişiler, ya da adı her ne olursa olsun bu iş için kurulmuş kurum ve kuruluşlar tarafından çözümlenirdi. Günümüzde adliyelerde hâkim ve savcılar tarafından hüküm verilmekte ve yasal olarak kişinin durumu ne olursa olsun avukat tutma hakkı tanınmaktadır. Her meslek grubunun kendisine has bir dokusu, incelikleri ve özellikleri vardır. Eğitim kurumlarında bunları teorik olarak öğretirler. Pratikte ise staj ve sonra gelen iş eğitimleri esnasında pekiştirilir. Gerek pratik gerekse teorik bilgilerin gereğince alınması kişiyi mesleğinde zirveye doğru taşıyacaktır. Eğitim sadece ofiste veya kapalı bir mekânda değil sahada da gözlemleyerek alınması gerekmektedir. Ancak, burada karşımıza çıkan sorun meslek eğitimi sadece meslektaşlardan mı alınması gerekir. Bunun cevabı çoğunlukla hayır olmaktadır. Birçok meslek birbiriyle bağlantılı ve adeta birbirlerinden beslenmektedir.

Hayatımızın nerede ise bütün alanlarına giren hukuk sistemi ve dolayısıyla hukuki konular günümüzde avukatlık mesleği altında icra edilmektedir. Günümüzde adliyelerde hâkim ve savcılar tarafından hüküm verilmekte ve yasal olarak kişinin durumu ne olursa olsun avukat tutma hakkı tanınmaktadır. Bu nedenle birçok meslekte branşlaşmaya önem verilmektedir. Bunun en güzel örneği tıp mesleğindedir. Hukukta da branşlaşma önem kazanmıştır. Birçok hukuk bürosu bünyesindeki avukatları farklı alanlarda seçmekte ve eğitim aldırmaktadır. Burada deneyim çok önemlidir. Bir insanın hayatı bütün mesleki deneyimleri elde edecek ömre sahip değildir. Bu nedenle mesleğiyle ilgili savunma yapacağı konularla ilgili kişilerden yardım alması şüphesiz onu konuya hakimiyeti bakımından önemli kişi kılacaktır. Gemi kurtarma nedir, karaya oturan, yanmakta veya su almakta olan veya kontrolsüz sürüklenen gibi olaylarda kurtarma kaptanı veya kurtarma firması hangi operasyonları yapar? Kazazede geminin ve firmasının yapması gereken aksiyonlar ne olmalıdır? Bu sorulara cevap vermeye çalışırken, Türk Ticaret Kanunu ve Türk Boğazları Deniz Trafik Düzeni Yönetmeliği gibi otorite hükümlerin pratikte nasıl uygulandığını anlatmaya çalıştım. Genç hukukçuların öğrenme ve ileri gitme arzusu beni mutlu etti” dedi.





















