KİMSE ŞAŞIRMASIN…. İSTANBUL’DA SU KITLIĞI KAPIDA
Yağışların azalmasıyla birlikte İstanbul’a su sağlayan barajlardaki doluluk oranı bugün itibarıyla yüzde 20’nin altına gerileyerek son 16 yılın aynı dönemine göre en düşük seviyeye indi.
Mod seçin, deneyiminizi kişiselleştirin.
Yağışların azalmasıyla birlikte İstanbul’a su sağlayan barajlardaki doluluk oranı bugün itibarıyla yüzde 20’nin altına gerileyerek son 16 yılın aynı dönemine göre en düşük seviyeye indi.
Anadolu toprakları 30 Ekim 1918’de imzalanan Mondros Mütarekesinden hemen sonra yapılan sözde Paris Barış Konferansıyla birlikte yer yer işgal edildi. 13 Kasım 1918’de İstanbul’un fiili işgali ve 15 Mayıs 1919’da İzmir’in işgali halk arasında büyük tepkiyle karşılandı. Mustafa Kemal Paşa’nın Samsun’a çıktıktan sonra bazı arkadaşlarını İstanbul’a gönderdi. Son Osmanlı Mebusan Meclisine başkan seçilmek istiyordu. Mebuslar Meclisi sadece Misak-ı Milli sınırlarını belirleyen ahdı kabul ettiler. Misak-ı Milli sınırlarının belirlenmesi İtilaf Devletlerini sinirlendirmişti. 16 Mart 1920’de İstanbul’u resmen işgal ettiler. İşgal ile birlikte Mebuslar Meclisi kapatıldı bazı milletvekilleri Malta’ya sürüldü. Mustafa Kemal Paşa 23 Nisan 1920’de 115 Mebus ile meclisi açtı. 20 Ocak 1920’ye kadar Halkçılık program ve tasarıları hazırlandıktan sonra 23 madde ve 1 Ek madde ile Kanuni Esasi’yi kabul ettiler. Bu kanunla birlikte Egemenlik millete ait oldu.
Çinli arkeologlar, Beijing’de UNESCO Dünya Mirası Alanı olan Badaling Çin Seddi’nin batı kısmındaki bir binanın kalıntılarından, 59 antik taş el bombası ortaya çıkardı. Arkeologlar, binanın Çin Seddi boyunca silahların saklandığı bir depo olduğuna inanıyor. Belediye Arkeoloji Enstitüsü araştırmacılarından Shang Heng, “İlk kez Çin Seddi boyunca önceki algılarımızı değiştiren böyle bir silah deposu bulundu” dedi.
Değerli okurlarımız, ben bu eseri yazarken Rotary Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde Bilgisayarlı Muhasebe son sınıf öğrencisiydim. Bir 19 Mayıs 2019 akşamında romanımı yazmaya başladım. O sıralarda İskenderun Gazetesi’nde köşe yazarlığı yapıyordum. İleriki zamanlarda köşe yazarlığını bıraktım, üniversite sınavlarımdan dolayı sadece 15 sayfa yazıp romanımı bir kenara bıraktım. 2020 yılında Osmaniye Korkut Ata Üniversitesi’ni kazandıktan sonra yazmaya devam ettim. O zamanlarda Türk Dili ve Edebiyatı dersimiz vardı. Kitabıma ilk olarak Türk Dili ve Edebiyatı Öğretim Üyesi Murat GÖK (Allah rahmet eylesin) bakıp değerlendirmeler yapmıştı. Daha sonrasında Türkiye Cumhuriyeti Tarihi alanından Ebru Güher hocamız çeşitli değerlendirmelerde bulundu. Romanımı 2021 yılı Nisan ayında tamamladım. Aynı yılın Haziran ayında yayınlandı. Şu anda; Kitapyurdu, Kitapseç, N11, Hepsiburada gibi çeşitli internet sitelerinde satışı yapılmaktadır. 2021 yılı Eylül ayında İzmir Bakırçay Üniversitesi’ne geldiğimde Doç. Dr. Süleyman AŞIK hocamız kitabımla ilgili değerlendirmelerde bulundu. Kitabımla ilgili söyleşilerde ve imza günlerine katıldım ve katılmaya devam etmekteyim. 2023 yılında iki adet tiyatro metni yazdım, ikinci kitabımın yazımına başladım, Kanal Ses Tv’de Rotamız Tarih ve Sanat adlı programı kurarak Moderatörlüğünü üstlendim ve aynı zamanda Sarı Zeybekler Gazetesi’nde Kültür Müdürlüğünü yürütmekteyim. Son olarak ise Ne var Ne yok Gazetesi ve Deniz Kartalı internet gazetesi köşe yazarıyım.
Karar:
Bugün yaşadıklarımız, geçmişte yaşadıklarımızın sonucudur. Gelecekte yaşayacaklarımız ise bugün yaşadıklarımızın bir sonucu olacaktır. Ben hep böyle düşünmüşümdür. Romantik deyimiyle “anı yaşa” tabiri kişiler için kulağa hoş gelse de bir devletin, bir ulusun ve insanlığın beka ve devamlılığının sağlanması bu kadar basit değildir ve olmamıştır. İspatımı? Tarih.
Okullarda din dersleri kaldırılarak yerine ahlak bilgisi dersleri Din ve devlet işlerinin ayrılmaya başlamasıyla birlikte; laisizim,...
Anı tarzında yazılmış romanımızın yazarı Musa Cevat Şakir Kabaağaçlı, namı diğer Halikarnas Balıkçısı, 1890 yılında Girit’te doğmuş 1973 yılında İzmir’de hayata gözlerini yummuştur. Yazar Musa adını; doğum gecesi annesinin rüyasında gördüğü Musa Peygamberden, Cevat ismini Sadrazam olan amcası Cevat Paşa’dan, Şakir ismini de tarihçi, yazar ve vezir olan babası Mehmet Şakir Paşa’dan almıştır. Romanımızın kahramanı olan Mahmut ismindeki Bodrumlu zatta, adeta çocukluğundan beri denizci olma arzusuyla yanıp tutuşan Cevat Şakir’in hayata bakışının izleri görülmektedir. 1911 Trablusgarp Savaşı öncesi ve sonrasında geçen romanımız, Cevat Şakir’in kaleme aldığı ilk romanı olup 1945 yılında yazılmış ve 1946 yılında basılmıştır.
TARİHTE ERMENİLERİN VARLIĞI
Ermeni halklarının eski geçmişleri Küçük Asya ve İran platoları arasında yayılan Ermeni Yüksek Platosunda şekillenmiştir. Bölgenin güney sınırını Mezopotamya oluşturmakta, kuzeyde ise Küçük Kafkasya Dağları yer almaktadır. Ermeniler aslen İndo-Germen milletlerindendir. M.Ö. 3-4. Bin yıllarında Ermeni halkı şekillenmeye başladı M.Ö. 1. Bin yılda bu şekillenme kuruluşla tamamlandı. Sümer devleti kayıtlarına göre İncil’de geçen Ararat- Hayastan’la (Ermenistan) bütünleşen Arat’ta erken devlet oluşumu belirmiştir. Bu halklar kendilerini “HAY” olarak betimlemişler bu isim eski dönem kaynaklarında yer almıştır. Daha sonra bu halklara yabancı kaynaklarda Armen halkı yaşadıkları şehre Armenia ismi verilmiştir. Hitit kaynaklarına bakıldığında ise Armenia’nın kuzey ve doğusunda Hayasa krallıklarının varlığından bahsedilmektedir. M.Ö. 200’lü yıllara kadar Ermenistan’da Haykazunların Yervanduni sülalesi hüküm sürmeye başladı. Ermenistan adından Akemenik Kralı 1. Darius Behistun yazıtlarında eski Farsça ve Elamca bölümünde Armenia, Babilce de ise Urartu olarak anılır. Hıristiyanlık’tan önce Armenia’da Pagan dini yer aldı. Zıvartnots Katedrali Ortaçağ’ın Ermeni mimarisi olarak karşımıza çıkar.
Su Kaynakları Bakanı Li Guoying, Beijing’de düzenlenen Dünya 18’inci Su Kongresi’nde yaptığı konuşmada, Çin’in akarsu ve göllerinin durumunda, son yıllarda çok ciddi olumlu gelişmelere tanık olunduğunu söyledi. Su Kaynakları Bakanı’nın açıklamasına göre Çin’de, su toplama sahası 50 kilometrekareden geniş bir bölgeye yayılan 45 bin 203 akarsu ve kalıcı su yüzeyi bir kilometrekareyi aşan 2 bin 865 göl bulunuyor.
HAKARET NEDİR?
Hakaret kelimesi Türkçe anlamıyla; hakir olma, adi ve itibarsız olma demektir. Arapçada türetilen hkr köklerinden doğmuştur. Hakr sözcüğüyle eş anlamlıdır. Hakaret kelimesi tarihte ilk kez 1391 senesinde 1. Hor ve hakir olma, 2. Tahkir etme, aşağılama anlamlarıyla karşımıza çıkar.
Hakaret sayılabilecek kelimelerin kullanılmasına dair suç Türk Ceza Kanunu’nun 125. Maddesine göre düzenlenmiştir. Buna göre; kişinin onur, saygınlık ve şerefini küçük düşürecek ve rencide edecek sözlerin kullanılması halinde hakaret suçu işlenmiş olur.
Koster Armatörleri ve İşletmecileri Derneği (KOSDER) tarafından bu yıl 3’üncüsü düzenlenen Shipping Route İstanbul (SHIPROUTE ’26), 40 ülkeden 700’e yakın denizcilik liderini Divan Kuruçeşme’de bir araya getirdi. Almanya’nın misafir ülke olduğu dev buluşmada küresel navlun piyasalarından yeşil dönüşüme, jeopolitik risklerden deniz finansmanına kadar sektörün geleceği masaya yatırıldı.
İMEAK Deniz Ticaret Odası’nın dört şubesinde 1 ve 2 Ekim’de gerçekleştirilen seçimlerde, resmî olmayan sonuçlara göre mavi listeler üyelerin tercihi oldu. İskenderun’da üç, Kocaeli’de iki listenin yarıştığı seçimleri Mavi Liste kazanırken, Karadeniz Ereğli’de ve Aliağa’da tek listeyle seçime katılan ekipler güven tazeledi.
İran ile Irak arasında 22 Eylül 1980’de başlayan ve sekiz yıl süren savaş, Türkiye’nin yakın siyasi tarihinde eşine az rastlanan bir eşzamanlılıkla kesişir. Bu tarihten yalnızca on gün önce, 12 Eylül 1980’de Türk Silahlı Kuvvetleri “Bayrak” kod adlı harekatla yönetime el koymuş, Türkiye Büyük Millet Meclisi feshedilmiş, siyasi partiler kapatılmış ve ülke Milli Güvenlik Konseyi yönetimine girmişti. Türkiye, kendi demokratik rejimini askıya aldığı günlerde, iki komşusunun birbirine karşı topyekûn bir savaşa giriştiğini izlemek zorunda kaldı. Bu çakışma, savaşın Türkiye’ye etkilerini salt bir dış politika meselesi olmaktan çıkarıp, ülkenin iç rejimi, ekonomik yönelimi, basın düzeni ve güvenlik mimarisiyle iç içe geçmiş bir meseleler yumağına dönüştürmüştür. İran-Irak Harbi, Türkiye’nin girmediği, fakat sekiz yıl boyunca her gün içinde yaşadığı bir savaş olarak, hem dış politikanın manevra alanını belirlemiş hem de iç siyasetin ekonomik ve güvenlik gündemini doğrudan şekillendirmiştir.
Arşividen Osmanlı tarihine ışık tutan nadide bir görsel seçkiyi gün yüzüne çıktı. 1909 yılında yayınlanan Şehbal mecmuasının 6. sayısında yer alan ve 10 Mayıs 1909 tarihinde gerçekleşen Sultan V. Mehmed Reşad’ın “Kılıç Kuşanma” (Cülus) törenini belgeleyen 3 fotoğraf, dönemin siyasi atmosferini tüm ayrıntılarıyla yansıtıyor.
Bu web sitesinde en iyi deneyimi yaşamanızı sağlamak için çerezler kullanılmaktadır.
Deniz Kartalı ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!
