Son Gelişmeler

Yeni Haberler

Bizim Denizler

DENİZE SEVDALI YILDIZLAR…

Denize sevdalı yıldızlar

Bu sefer ses veriyor gecenin içinden

Mavinin bütün yolları açık ve gidilir

İster köpüklü ister köpüksüz

Yazmak lazım bütün mavi defterlere

Bir kere dost oldun mu

Mavi kalemlerle

Bütün rüyaları görülür alemin

Dost mavilerde mavi dostlar

Sakın gerçek diye başka yalanlara kanmayın

Sakın uyanmayın mavi uykunuzdan

Sakın ha

Sakın

Dünyaya yıldızlardan bakmaya devam edin…

KAPTAN TALİP ÖZCENGİZ

Bizim Denizler

SEVR’İ YERLE BİR EDEN LOZAN’IN 101. YILI KUTLU OLSUN… KAPTAN SAİM OĞUZÜLGEN YAZDI

24 Temmuz 1923 tarihinde imzalanmış olan “LOZAN BARIŞ ANTLAŞMASI” Türkiye Cumhuriyeti Devletinin var oluşunun, uluslararası düzeyde tanınmasının ve coğrafi sınırlarının (Misak-ı Milli) belirlenmesinin KURULUŞ (BELGESİ/TAPUSU) SENEDİDİR, TÜRK BOĞAZLARI SÖZLEŞMESİ İSE LOZAN BARIŞ ANTLAŞMASININ MÜHÜRÜDÜR.

Türk Boğazları ve uluslararası deniz trafiği ile ilgili, bugün dahi geçerliliğini muhafaza eden uluslararası hususlar, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin kuruluş yıllarında belirlenmiştir.
İstanbul Boğazı, Marmara Denizi ve Çanakkale Boğazı’ndan geçiş yapan uluslararası deniz trafiğinin, bu günkü geçiş şartlarının ilkeleri, 24 Temmuz 1923 tarihinde imzalanan, LOZAN BARIŞ ANTLAŞMASI ve bu antlaşma ile birlikte 14 Temmuz 1923 tarihinde (Lozan Öncesi) imzalanan “BOĞAZLAR REJİMİNE İLİŞKİN SÖZLEŞME” ile belirlenmiş ve Türkiye Cumhuriyeti Devletinin diplomasi zaferi olarak 20 Temmuz 1936 tarihinde imzalanan, Montreux Boğazlar Konferansı Tutanakları ile son şeklini almıştır.

Bizim Denizler

50. YILINDA ŞANLI ZAFER VE TCG İZMİR’İ HATIRLAMAK… MÜMİN KIR ANILARIYLA YAZDI

İlk çağlardan beri denizle ilişki kuran insanoğlu yıllarca, bu ilişkiyi büyütüp geliştirecek ve kendi lehine dönüştürecek bir vasıta arayışına girmiştir. İnsan daha antik çağlarda doğayı izleyerek birtakım şeylerden istifade etmeyi öğrenmişti ama yaz kış demeden uğraştığı ve baş edemediği bir sorun vardı: Islanmak. Islanmak güzeldi güzel olmasına ama her zaman değil. Üstelik sadece kendisi değil, ilkel de olsa araç gereçleri ile eşyaları da ıslanıp bozulabiliyordu. Bu nedenle insanın hem denizle ilişkisini geliştirmesini sağlayacak hem de bu süreçte kuru kalmasını olanaklı kılacak bir şeye ihtiyacı vardı. Ağaçları oyarak suda kendisinin ve eşyalarının kuru kalmasını sağlayan bu aracı vasıta sayesinde, insan artık çağlar boyunca sürecek bir gelişim ve değişimin de ilk adımlarını atıyordu. Aslında adımlarını değil kulaçlarını atıyordu. İnsanın günlerce kulaç atıp, uzun mesafeler kat etmesini ve okyanuslar aşmasını sağlayan bu aracı vasıtanın genel adı gemiydi.

Hemen hemen her insanın en az bir gemiyle uzun ya da kısa veya anlıkta olsa bir tanışma hikayesi vardır. Benimki de arada sırada gittiğim İstanbul’daki şehir hatları vapurlarıyla veya arabalı vapur denilen vapurlarla başlayan kısa kısa serüvenlerden ibaretti. Ancak, yıllar içinde birçok insan gibi benimki de sadece tanışmakla kalmadı ve bir geminin yolcusu değil, mürettebatı (personeli) yani geminin bir parçası olmakla devam edecek süreci başlattı. Bu amaçla 1979 yılında girmiş olduğum okulumu, 1983 yılında tamamlayarak seyir astsubayı olarak mezun olduğumda artık ben de bir geminin bir parçası olmuştum. Hem de bir harp yani savaş gemisinin. O zamanlar böyle şeyler çok gurur vericiydi. Tayinim D 341 borda numarası ile Harp Filosu Komutanlığı emrinde ve Birinci Muhrip Filotillası Komodorluğu teşkilat yapısında bulunan ve İ (İstif) sınıfı olarak tanımlanan bir gemiydi. TCG İZMİR.

Bizim Denizler

KAMU-AKADEMİK KURULUŞ İSİM VE UYGULAMALARINDA ÖZENSİZLİK… NEZİH BİLECİK YORUMLADI

Ülkemizde kamu kurum ve akademik kuruluş isimlendirilmelerinde sözcük anlamlarını dikkate almayan bir özensizlik zaman zaman yaşanmış ve günümüzde de bu umursamazlık sürdürüle gelmektedir. Özellikle mutluluk duyarak görev yaptığım ve oradan emekli olduğum Tarım Bakanlığı da bu özensizliğin odağında olan bir teşkilattır.

Tarım Bakanlığındaki ikilem isimlendirmeler
Hatırlarsanız geçmiş zamanda Bakanlığın adı Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı idi. Oysa tarım sözcüğü içerik olarak bitkisel üretim ile hayvansal üretimi kapsar. Hal böyle olmakla beraber bakanlık tanımlamasında sanki hayvancılık farklı bir uygulama alanıymış gibi isimlendirmeye monte edilmişti.
1972 yılında ise Tarım Bakanlığı bünyesinde Su Ürünleri Genel Müdürlüğü kurulduğunda bu isimlendirme balıkçılık tanımlamasının eşdeğeri varsayılarak ülkesel ortamda yerini almıştı. Sonrasında genel müdürlük daire başkanlığına dönüştürüldü. Bakanlık bünyesinde 1985 yılında yapılan reorganizasyon sonucu daire başkanlığı da lağvedilmişti.

Bizim Denizler

98 YIL ÖNCE KAZANILAN KABOTAJ KANUNUNUN GEREKLİLİĞİ

Kabotaj Kanunu, 20. Yüzyılın başlarında Türkiye Cumhuriyeti’nin ekonomik ve siyasi bağımsızlığını güçlendirmek için atılan önemli adımlardan biridir. 1 Temmuz 1926 tarihinde yürürlüğe giren bu kanun, Türkiye’nin deniz ticaretinde yabancı devletlerin etkisini sona erdirmeyi ve milli ekonomiyi denizcilik alanında kalkındırmayı amaçlamıştır. Kabotaj Kanunu’nun gerekliliği, Osmanlı İmparatorluğu döneminde yabancı devletlere verilen imtiyazlarla doğrudan ilişkilidir. Osmanlı Devleti, deniz ticaretinde güçlü bir konuma sahipken, özellikle 19. Yüzyıldan itibaren Avrupalı devletlerle yapılan anlaşmalar sonucunda bu avantajını kaybetmişti.

Bizim Denizler

TÜRK KADINININ BAHRİYEYLE TANIŞMASI… 1 TEMMUZ DENİZCİLİK VE KABOTAJ BAYRAMI KUTLU OLSUN

Türkiye’de kadınların denizci kültürüyle tanışmaları ve bahriyeye katılmaları 1955 yılına dayanır. Deniz Harp Okulu sınav ilanında ‘’T.C vatandaşı olmak’’ koşulunu fark eden mavi tutkunu 2 genç kız (Gürışık GÜRPINAR ve İlgi YENER) ile Deniz Harp Okulunun dolayısıyla Türk Deniz Kuvvetlerinin kapısı kızlara açılır ve ilk mezununu 1957 yılında Asteğmen rütbesiyle verir. Sonrasında 1 kız öğrenci daha (Nihal GÖKÇAKIN) girer ve 1960 yılında o da başarıyla mezun olur. Sonrasında Yıldız Teknik Üniversitesinde kariyerine mühendis sınıfına geçerek devam eder. 1959 yılında ise 5 kız öğrenci (Seval ERDOK(ÜNSALDI), Günsel BATURALP, Serpil ERDEMLİ, Saime ÖZSARI ve Kudret GÜNDÜZ) Deniz Harp Okulu’na girer ve 1961 yılında Asteğmen rütbesiyle mezun olurlar. SAVARONA Okul Gemisi ile 1 ay süreli Akdeniz Limanlarını kapsayan eğitim seyri sonrası, Kıyı Birliklerine atanarak çeşitli birimlerde görevlerine devam ederler.

Bizim Denizler

İRAN İLE TARİHSEL DOSTLUĞUN SANATA YANSIMASI: ÖZSOY OPERASI

19 Haziran 1934, Türk ve İran tarihinin akışını değiştiren bir geceydi. O gece, Ankara Halkevi’nin sahnesinde, iki milletin ortak değerlerini ve dostluk bağlarını anlatan bir eser sahneleniyordu: İlk Türk operası Özsoy. Bu tarihi olaya tanıklık edenler sadece Atatürk ve Rıza Pehlevi değildi, aynı zamanda iki ülkenin de seçkin isimleri ve halkları vardı. Özsoy operası, sıradan bir eser olmanın ötesinde, özel bir misyon üstlenmişti. Cumhuriyet’in ilk operası olma unvanını taşıyan bu eser, İran Şahı Rıza Pehlevi’nin Türkiye ziyareti onuruna hazırlanmıştı. Eserin librettosu Münir Hayri Egeli’ye aitken, bestesi ise o dönemde henüz 27 yaşında olan genç yetenek Ahmet Adnan Saygun’a emanet edilmişti.

Bizim Denizler

ÇOK YÖNLÜ BİR DEVLET ADAMI PORTRESİ: ALİ FETHİ OKYAR

29 Nisan 1880’de Makedonya-Pirlepe’de doğan Ali Fethi Okyar, çok yönlülüğüyle sürekli kendisini geliştiren bir devlet adamı olarak 7 Mayıs 1943 tarihinde İstanbul’da ölmüştü. Ali Fethi Okyar, Osmanlı İmparatorluğu’nun son döneminde ve Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk yıllarında iz bırakan bir asker, diplomat ve siyasetçidir. Harp Okulu’ndan mezun olduktan sonra Osmanlı ordusunda çeşitli görevlerde bulundu.

Bizim Denizler

KUMPANYA… KAPTAN ULUÇ HANHAN KURGULADI

Figen sabah saatlerinde çalan telefonunu zorlukla açabildi. Akşamdan kalmaydı, ağzında ekşimsi bir tat, dağınık saçları, çapaklı gözleri yumuk yumuktu. Başındaki hafif ağrıya rağmen kalkarak İzmir Körfezine bakan odanın camını açıverdi. Arayan Güney Kaptan’dı.
– Günaydın Figen
– Günaydın Süvari Bey. Kargalar kahvaltısını etti mi?
– İzmir Valisi bile kalktı kızım. Nerede söndürdün feneri sen yine?
– Sana ne? Söndürdük bir yerlerde işte.
– Neyse boş ver şimdi. Sana güzel bir haberim var.
– Yoksa kumpanya başlıyor mu?
– Tam isabet, üstüne bastın kaldır ayağını. Baksana öğleden sonra saat üçte Alsancak Sirena’da buluşuyoruz. Hee Sami de gelecek, ona göre, iş ciddi.
– Tamam Güney Kaptan görüşürüz o halde.

Bizim Denizler

TARİH SAHNESİNE BİR KOMUTAN ÇIKIYOR… YARBAY MUSTAFA KEMAL… DENİZ ALBAY MÜMİN KIR ANLATIYOR

O SABAH, İŞTE BU SABAHTI
25 NİSAN 1915 VE YARBAY MUSTAFA KEMAL

İLK DERS:
Neredeyse son üç yüzyıllarını, muhteşem donanmaları vasıtasıyla emperyal imparatorluklar kurmakla geçiren iki büyük devletin bayraklarını taşıyan-sözüm ona- “yenilmez armada” güneşin kızıllığı ile bezenmiş bir ufka doğru, ağır ağır yol alırken, Çanakkale Boğazı gün boyu süren kan, barut ve duman kokusundan yavaş yavaş kurtuluyor, Çanakkale Boğazı Müstahkem Mevki Komutanı Mirliva Cevdet Çobanlı’nın o tarihi sözlerine tanıklık ediyordu. “Gittiler, Geçemediler, Geçemeyecekler”. Bu sözler, son derece kısıtlı imkanlara sahip bir donanma ve kıyı topçusunun, işgal donanmasını tarih ve dünya önünde mağlup ettiği, 18 Mart Deniz Savaşı’nın sonucunu da tüm dünyaya ilan ediyordu.

3 Kasım 1914’te Boğaz’a karşı taarruzlarına başlayan istila filosu,18 Mart 1915 tarihinde, İrresistible, Bouvet ve Ocean dan oluşan üç zırhlısı batmış, Gaulios, Agememnon, İnflexible ve Suffren isimli dört zırhlı da ağır biçimde hasar görerek savaş dışı kalmış olarak, bin yılların savaş alanı, kutlu suları terk etmişti.
Evet. O gün gitmişlerdi, gitmişlerdi gitmesine ama tekrar gelmek üzere. Zira ilk ders kendini yenilmez zanneden “yenilmezler” için pek yeterli olmamıştı.
Türk tarafı içinse bu zaferin anlamı, stratejik ve askerî öneminin çok daha ötesindeydi. Özellikle Osmanlı imparatorluk döneminin “gerileme devri” olarak tanımlanan tarihsel dönemin başlangıcı sayılan 1699 Karlofça antlaşmasından beri ilk defa Türk milleti bir zaferin mutluluğunu yaşıyordu. Eğilen başlar yeniden dikilmiş, halkın ve ordunun özgüveni yerine gelmiş, emperyalizme karşı uyanma ve dayanışma başlamıştı. Bu toplumsal diriliş o günler için her şeyden daha önemliydi.







Giriş Yap

Deniz Kartalı ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!