Son Gelişmeler

Yeni Haberler

Alternatif Enerji Arayışı

KÖMÜRLÜ TERMİK SANTRALLERİN 45 MİLYAR DOLAR ZARAR EDECEĞİ BEKLENİYOR

Sürdürülebilir Ekonomi ve Finans Araştırmaları Derneği (SEFiA) ve E3G isimli düşünce kuruluşu, birlikte hazırladıkları “Kömürden Çıkışın Finansmanı: Türkiye Örneği” raporunda Türkiye’nin kömürden çıkış maliyetini ortaya koyuyor. elektrik üretiminde AB ETS’nin mevcut karbon fiyatının üçte biri baz alınıyor, 2035 sonrası ise AB ETS karbon fiyatının yarısına kadar yükselen aşamalı bir karbon fiyatı uygulanması öngörülüyor. Bu durumda, 30 santraldan ikisi dışında hiçbir kömürlü termik santralın kârlılığını sürdüremeyeceği sonucuna ulaşılıyor. Santralların bu koşullar altında çalışması durumunda, zararın boyutu 40 yıllık senaryoda 13,5 milyar dolar, lisans sonuna kadar çalışmaları durumunda ise 44,5 milyar dolara ulaşıyor. İşletmecilerin zarar eden bir operasyonu sürdürmeleri beklenmediğinden söz konusu santrallerin âtıl varlıklar haline geleceği öngörülüyor. Santralların lisans sürelerinin sonuna kadar işletmede kalacakları süre boyunca ortalama yıllık sağlık maliyetinin 10 milyar dolar seviyesinde olduğu görülüyor.

Bizim Denizler

ULUSLARARASI DENİZ HUKUKU AÇISINDAN KARADENİZ/ ONUR SABRİ DURAK

Sayın Onur Sabri Durak… 6 ülkenin kıyıdaş olduğu Karadeniz’de 2 yıldır süren savaşın deniz hukukuna yansımasını konuşacağız. Önce sizi tanıyabilir miyiz?

Deniz Hukuku ve Deniz Hukukunun güncel sorunlarını mevcut uluslararası ilişkiler konjonktürü üzerinden inceleme ve değerlendirme fırsatı sunduğunuz için tekrar teşekkürlerimi sunuyorum. Türkiye’de hukuk ve uluslararası ilişkiler ve siyaset bilimi alanlarında lisans çalışmaları; yine Türkiye’de hukuk ve denizcilik işletmeleri yönetimi alanlarında yüksek lisans; Çin’de ise hukuk alanında doktora çalışmaları yürüttüm.
2015 yılında Uluslarararsı Deniz Yatağı Otoritesinin Bursu ile derin deniz yatağı, deniz yatağı madenciliği konularında çalışma fırsatı yakaladım. 2016 – 2017 yıllarında, Arjantin, Buenos Aires’te merkezi bulunan Antarktik Antlaşmalar Sekreteryası’nda görev yaptım. 2017 yılında gerçekleştirilen ilk Türk Antarktik Seferi’nde görev yaparak, Türk Kutup Çalışmalarına katkı sunmaya çalıştım. Çeşitli kereler Antarktik Antlaşması İstişari Toplantılarına Türkiye Cumhuriyeti adına katıldım. 2017 yılı sonunda akademik çalışmalarım için tekrar Çin’e döndüm. Şanghay Jiaotong Üniversitesi Koguan Hukuk Fakültesi Derin Deniz Yatağı ve Kutup Araştırmaları Merkezi bünyesinde Deniz Hukuku ve Kutup Hukuku dersleri verdim. 2022 yılı itibariyle Pekin Üniversitesi Transnasyonel Hukuk Fakültesi bünyesinde Deniz Ticareti Hukuku, Deniz Kamu Hukuku, Hava ve Uzay Hukuku derslerini icra ediyorum. 2021 ve 2022 yıllarında TÜBİTAK görevlendirmesi ile Asya-Pasifik Uzay İşbirliği Örgütü bünyesinde hazırlık çalışmaları yürütülen olan Uzay Hukuku Birliğinin kuruluşunda görev yaptım.
Türkiye, Çin ve Amerika Birleşik Devletleri’nde çeşitli üniversitelerde araştırmalarda bulundum, dersler ve seminerler verdim. Yine, Çin, ABD, İngiltere, Almanya, Hollanda, İspanya ve Türkiye’de uluslararası hukuk, deniz hukuku, deniz ticareti hukuku alanlarında çeşitli eğitimlere katıldım. Deniz Kamu Hukuku, Deniz Çevre Hukuku, Kutup Hukuku, Deniz Ticareti Hukuku, Hava ve Uzay Hukuku alanında yurtdışında ve yurtiçinde çeşitli yayınlarım bulunmaktadır.

Bizim Denizler

MİLGEM’İN BABASI ÖZDEN ÖRNEK’İ UNUTMA… CEM AMİRAL YAZDI

Bugün MİLGEM’in babası 20. Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Özden Örnek’in aramızdan ayrılışının 6.yıldönümü. 2007 yılı sonrası FETÖ ve işbirlikçilerinin kumpasları ile iftiralara uğradı, 3,5 yıl özgürlüğü çalındı, ve amansız hastalık sonucu hayatını kaybetti. Bugün onun en büyük eseri MİLGEM projesinin ADA sınıfı korvetlerinin dördüncü gemisi olan TCG Kınalıada uzakdoğu seyrinde Hint Okyanusunda Maldivler’e intikal halinde.

AÇIK DENIZ

BOŞVER, AL TEMİZ HAVAYI, NE YAPACAKSIN SARAYI… HALİM METE’DEN DİKKATE ALINACAK YAŞAM ÖĞDÜ

Her haftanın bir sonu var, Her ömrün de bir sonu var, İsterim ki; diyar diyar, Dolaşayım...

Bizim Denizler

DENİZDE FECİ KAZA.. YARALIYI AMBULANSA DAK/SAR YETİŞTİRDİ

Denizde can emniyetinin her şeyden daha önemli olduğunu gösteren ve istenmeyen bir kaza daha yaşandı. Fenerbahçe Koyu açıklarında deniz küreği teknesiyle gezen iki kadına, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne ait deniz taksi çarptı. Yabancı uyruklu olduğu öğrenilen iki kadından biri ağır yaralanırken Kalamış’ta hazır bekleyen DAK/SAR gönüllüleri olaya anında müdahale ederek yaralıları kıyıya çıkarttı.

Bizim Denizler

DENİZ ŞEHİTLERİNİN İSİMLERİ ÖĞRENCİ ODALARINDA YAŞAYACAK

En riskli mesleklerden denizcilik sektöründe ahde vefa örneğinin de kesin şekilde uygulandığının göstergesi yaşandı. Görevleri başında şehit olan kılavuz kaptanların unutulmaması ve gelecek kuşakların bilmesi için çabalayan meslektaşları 4 kılavuz kaptanın ismini İTÜ Denizcilik Fakültesi’ndeki odalara verdi. Artık kılavuz kaptanlar Lütfü Berk, Fahrettin Aksu, Oğuz Kök ve Cengizhan Baştürk’ün isimleri İTÜ DEFAV Öğrenci Yurdu’ndaki odalara verildi. Organizasyonu yapan Kıyı Emniyeti Kaptan ve Baş Mühendisleri Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Arslan Dede, “Eğitim alan gençlerin görev başında hayatlarını kaybeden bir önceki nesli bilmesi mesleklerinde ilerlemesi için önemli bir adım olacak. Denizcilik geçmişe saygı ve ahde vefa duygularının yüksek olduğu bir meslektir” dedi. 4 odanın yenilenmesinin Kıyı Emniyeti Kaptan ve Baş Mühendisleri Derneği tarafından sağlandığı belirlendi.

AÇIK DENIZ

ADALET ANTALYA DENİZ MÜZESİ’Nİ KORUDU

Deniz severlerin ve dalgıçların kapatılmasına tepki gösterdiği Antalya Deniz Biyolojisi Müzesi için yürütmeyi durdurma kararı onaylandı. Konya Bölge İdare Mahkemesi müzenin tahliyesiyle ilgili yerel mahkemenin yürütmeyi durdurma kararını onadı, belediyenin itirazını ise oybirliği ile reddetti.
Dr. Elif Özgür, “Kurucusu olduğum ve doktora tezi örneklerimden oluşan kişisel deniz canlıları örneklerinin sergilendiği Antalya Deniz Biyolojisi Müzesi’nin 3 gün içinde tahliye edilmesi talebini içeren 1 Nisan 2024 tarihli tahliye yazısıyla ilgili açtığım davada Antalya 5. İdare Mahkemesi 3 Nisan 2024 tarihinde yürütmeyi durdurma kararı vermişti. ” dedi.

Bizim Denizler

KUMPANYA… KAPTAN ULUÇ HANHAN KURGULADI

Figen sabah saatlerinde çalan telefonunu zorlukla açabildi. Akşamdan kalmaydı, ağzında ekşimsi bir tat, dağınık saçları, çapaklı gözleri yumuk yumuktu. Başındaki hafif ağrıya rağmen kalkarak İzmir Körfezine bakan odanın camını açıverdi. Arayan Güney Kaptan’dı.
– Günaydın Figen
– Günaydın Süvari Bey. Kargalar kahvaltısını etti mi?
– İzmir Valisi bile kalktı kızım. Nerede söndürdün feneri sen yine?
– Sana ne? Söndürdük bir yerlerde işte.
– Neyse boş ver şimdi. Sana güzel bir haberim var.
– Yoksa kumpanya başlıyor mu?
– Tam isabet, üstüne bastın kaldır ayağını. Baksana öğleden sonra saat üçte Alsancak Sirena’da buluşuyoruz. Hee Sami de gelecek, ona göre, iş ciddi.
– Tamam Güney Kaptan görüşürüz o halde.

Bizim Denizler

TARİH SAHNESİNE BİR KOMUTAN ÇIKIYOR… YARBAY MUSTAFA KEMAL… DENİZ ALBAY MÜMİN KIR ANLATIYOR

O SABAH, İŞTE BU SABAHTI
25 NİSAN 1915 VE YARBAY MUSTAFA KEMAL

İLK DERS:
Neredeyse son üç yüzyıllarını, muhteşem donanmaları vasıtasıyla emperyal imparatorluklar kurmakla geçiren iki büyük devletin bayraklarını taşıyan-sözüm ona- “yenilmez armada” güneşin kızıllığı ile bezenmiş bir ufka doğru, ağır ağır yol alırken, Çanakkale Boğazı gün boyu süren kan, barut ve duman kokusundan yavaş yavaş kurtuluyor, Çanakkale Boğazı Müstahkem Mevki Komutanı Mirliva Cevdet Çobanlı’nın o tarihi sözlerine tanıklık ediyordu. “Gittiler, Geçemediler, Geçemeyecekler”. Bu sözler, son derece kısıtlı imkanlara sahip bir donanma ve kıyı topçusunun, işgal donanmasını tarih ve dünya önünde mağlup ettiği, 18 Mart Deniz Savaşı’nın sonucunu da tüm dünyaya ilan ediyordu.

3 Kasım 1914’te Boğaz’a karşı taarruzlarına başlayan istila filosu,18 Mart 1915 tarihinde, İrresistible, Bouvet ve Ocean dan oluşan üç zırhlısı batmış, Gaulios, Agememnon, İnflexible ve Suffren isimli dört zırhlı da ağır biçimde hasar görerek savaş dışı kalmış olarak, bin yılların savaş alanı, kutlu suları terk etmişti.
Evet. O gün gitmişlerdi, gitmişlerdi gitmesine ama tekrar gelmek üzere. Zira ilk ders kendini yenilmez zanneden “yenilmezler” için pek yeterli olmamıştı.
Türk tarafı içinse bu zaferin anlamı, stratejik ve askerî öneminin çok daha ötesindeydi. Özellikle Osmanlı imparatorluk döneminin “gerileme devri” olarak tanımlanan tarihsel dönemin başlangıcı sayılan 1699 Karlofça antlaşmasından beri ilk defa Türk milleti bir zaferin mutluluğunu yaşıyordu. Eğilen başlar yeniden dikilmiş, halkın ve ordunun özgüveni yerine gelmiş, emperyalizme karşı uyanma ve dayanışma başlamıştı. Bu toplumsal diriliş o günler için her şeyden daha önemliydi.

Bizim Denizler

İKİ OSMANLI VARDI… ANONİM BİR YAZIYLA OSMANLI GERÇEĞİ

Osmanlıyı 1299 yılında Oğuz Türklerinin Kayı Boyu kurmuştur.

Osmanlı imparatorluğu;

– 1299 da kurulmuş, 1579’a kadar 3 asır YÜKSELMİŞ….

– 1579 dan 1699 kadar,
 1 Asır DURAKLAMIŞ.

– 1699 dan 1919 kadar.
GERİLEMİŞ VE YIKILMIŞTIR.

Gerçekte iki farklı Osmanlı vardı;

– Halifeliğe kadar olan Osmanlı… (1299-1517) Nam-ı diğer Türk İmparatorluğu







Giriş Yap

Deniz Kartalı ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!