GenelGeleceğimizi, cumhuriyetin kuruluşu ve İkinci Dünya Savaşı sonrası yaşanan dönemden sonra en çok etkileyecek 2023 yılı, tüm hızı ile başladı. 2023 içinde gerek içerde gerekse dışarıda her alanda yaşanan ve yaşanacak olaylar cumhuriyet tarihimizin yeni kilometre taşları olarak yerini alacak.
ATATÜRK VE TÜRK MUCİZESİ
Türkiye Cumhuriyeti son 100 yılda yaşadığı zaferler, kazanımlar, başarılar ve fedakarlıklar kadar mağlubiyetler, başarısızlıklar ve ihanetler de yaşamıştır. Her şeye rağmen cumhuriyet ayakta kalabilmiş, İkinci Dünya Savaşının dışında konumlanabilmiş, nüfusunu artırabilmiş, ekonomisini dünyanın ilk 20 ekonomisi arasına sokabilmiştir. Bunları tek başına ve ulusal kaynakları ile gerçekleştirmiştir. Yıkılan Osmanlıyı yağmalamaya gelen batılı işgalci güçlere karşı Atatürk liderliğinde tek başına beka ve namus savaşı vermiş; bu savaşı kendi kanı ile kazanmış ve kendi anayasasını kendi yazabilmiştir. Atatürk liderliğindeki Türkiye, kıtalar ve havzalar birleştiren, dünyanın merkezi sayılabilecek eşsiz coğrafyasını kendi çıkarları için kullanabilmiş; Atatürk’ün muazzam jeopolitik dehası ile gücünü Asya’dan alarak Avrupa ve ABD ile karşılıklı çıkar ilişkisine dayanan bir denge politikası kurabilmiş, 1936 yılında mağrur İngiltere Kralını ayağına getirebilmiştir. Diğer yandan kurtuluş sırasında yaşanan iç ayaklanmalar, ihanetler ve Osmanlı hanedanının anti-Kemalist tüm ölümcül karşı tedbirlerine rağmen kuruluşta teokratik monarşiden, halkçı cumhuriyete yönelik rejim değişikliği sırasında ve sonrasında iç savaş ve rövanşist bir dönem yaşamamıştır. Türkiye’de Yunanistan’ın fanatik söylemlerinden farkı olmayan bir takım yeminli yobaz Atatürk düşmanlarının mağduriyet söylemlerine rağmen Türk kuruluşu ve devrimi kan dökerek başarılmamıştır. Devlet, kurucu lider Atatürk’ün emsalsiz ve mutlak gücüne rağmen hukuk dışına çıkmamış ve belki de insanlık tarihinin en barışçı devrimini 1923-1938 yılları arasında başarmıştır. Atatürk savaş zamanı dahil tüm kararlarını millet meclisi meşruiyeti altında almıştır. Uygar bilinen Avrupa’da Fransız devriminde 17 bin kişinin yargılanıp idam edildiği; 1939-75 yılları arasındaki General Franco ’nun baskı rejiminde 500 bin İspanyol’un; 1932-1968 arasındaki Salazar rejimi sırasında 100 bin Portekizlinin öldürüldüğü veya kayıp olduğu dikkate alınırsa Kurtuluş Savaşı sırasında ve sonrasında 1920-27 yılları arasında kurulan İstiklal Mahkemelerinin iç isyanlarda ve vatana ihanetle yargılayıp idama mahkûm ettiği suçlu sayısı 100’lerle ifade edilecek ve kıyaslanamayacak derecede azdır.