AÇIK DENIZSURİYE POLİTİKASI:
Donald Trump’ın ABD başkanı olduğu dönemde (2017-2021), Suriye politikası, Türkiye ve PYD (Demokratik Birlik Partisi) arasındaki ilişkilerle sıkça gündeme gelmiştir. Trump’ın bu yaklaşımı şu ana başlıklar altında özetlenebilir:
1. Suriye’deki Yeni Devlet Oluşumu ve ABD’nin Rolü
Trump yönetimi, Suriye’de IŞİD’e karşı mücadeleye öncelik verdi. Bu bağlamda, PYD ve onun askeri kanadı olan YPG’ye (Halk Koruma Birlikleri) destek sağladı. YPG, ABD tarafından IŞİD’e karşı “en etkili kara gücü” olarak görülüyordu. Ancak, ABD’nin YPG’ye verdiği destek, Türkiye ile ciddi gerilimlere yol açtı. Türkiye, YPG’yi PKK’nın bir uzantısı olarak görmekte ve bir tehdit olarak değerlendirmektedir.
Trump döneminde Suriye’nin kuzeyinde bir “özerk bölge” ya da “Kürt devleti” gibi bir yapı oluşması, dolaylı olarak ABD’nin askeri ve mali desteğiyle mümkün hale geldi. Ancak Trump, bölgedeki ABD askeri varlığını sürekli olarak azaltmayı savundu ve Amerikan askerlerinin “sonu gelmeyen savaşlardan” çekilmesi gerektiğini defalarca dile getirdi.
2. Türkiye ile PYD/YPG Gerilimi
Trump, Türkiye ile ABD arasında Suriye meselesi nedeniyle yaşanan gerginliklerde bir denge politikası izlemeye çalıştı. Bir yandan Türkiye’nin güvenlik kaygılarını kabul ederken, diğer yandan YPG’ye verilen desteği kesmedi. Bu durum, özellikle 2019 yılında Türkiye’nin Suriye’nin kuzeyine yönelik Barış Pınarı Harekâtı sırasında belirgin hale geldi.
Trump, Türkiye’nin operasyonuna kısmen yeşil ışık yakan bir politika izledi ve ABD askerlerini bölgeden çekerek Türk Silahlı Kuvvetleri’nin ilerlemesine olanak tanıdı. Ancak sonrasında Türkiye’ye ekonomik yaptırımlarla tehdit ederek operasyonu sınırlandırmaya çalıştı. Bu dönemde yaptığı açıklamalardan bazıları şunlardı:
Türkiye’yi ekonomik olarak mahvetmekle tehdit etti (eğer “kırmızı çizgiler aşılırsa”).
Aynı zamanda Türkiye’nin NATO üyesi olduğunu ve bölgedeki bir müttefik olarak önemli bir rol oynadığını vurguladı.