Son Gelişmeler

Yeni Haberler

Bizim Denizler

İNSANLIK GÜNEŞ’TEN AMAN DİLİYOR, GÜNEŞ CEVABI YAPIŞTIRIYOR…

Meteoroloji Genel Müdürlüğü, hava tahmin raporuna göre 19 Ağustos Pazartesi gününden itibaren hava sıcaklıklarında artış beklendiğini açıkladı. Bir paylaşımda; insanlığın güneşten sıcaklıkların düşürülmesi isteğine güneşin cevabı günümüzdeki çelişkileri ortaya koydu.

Bizim Denizler

MARMARA GÖLÜ TARIM ARAZİSİ OLMAYACAK

Sivil toplum kuruluşları ve vatandaşlarla birlikte, Marmara Gölü’nü tarım alanına dönüştüren Manisa Valiliği, DSİ Genel Müdürlüğü, Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü ile Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü (TİGEM) arasında imzalanan iş birliği protokolüne ve sulak alan sınır revizyonu kararına karşı açtığımuz dava sonuçlandı. Bilirkişi raporları, alandaki uygulamaların Marmara Gölü sulak alan ekosistemini yok edeceğini, bu uygulamalar yerine alana su sağlanırsa bölgenin sulak alan ve göl niteliğini kazanmaya elverişli olduğunu ortaya koydu. Bunun sonucunda, Mahkeme davaya yönelik yürütmenin durdurulması kararını verdi.

Manisa Marmara Gölü, Ramsar Sözleşmesi kapsamında hazırlanan Sulak Alanların Korunması Yönetmeliği’ne göre 2017 yılında 24893 hektar büyüklüğünde bir Ulusal Öneme Haiz Sulak Alan olarak tescillenmişti. Göl, Türkiye’deki 184 Önemli Kuş Alanı’ndan ve 305 Önemli Doğa Alanı’ndan biri. Alanda Türkiye’nin taraf olduğu Bern Sözleşmesi kapsamında koruma altında bulunan kuş türleri bulunuyor. Göl, endemik tatlı su balığı türlerine de ev sahipliği yapıyor. Marmara Gölü, onu besleyen suların kesilmesiyle kurutuldu. Ancak kurutulmuş olsa da göl ekolojik önemini korumaya devam ediyor.

FOTOĞRAF: Kurutulan Marmara Gölü, Berkay Tunalı

AÇIK DENIZ

MARMARA DENİZİ’NDE 200 TEKNEYLE HAREKETLİ SALMA YARIŞI

12. TAYK Slam-Eker Olympos Regatta Yelken Festivali kapsamında, 13-14-15 Ağustos’ta yapılan Hareketli Salma Kategorileri yarışları tamamlandı. Yenilenen formatı ve rotası ile yediden yetmişe yüzlerce yelkenciye ev sahipliği yapan organizasyonun sürprizlerinden biri Hareketli Salma Kategorileri oldu.

Yaklaşık 200 teknenin yer aldığı yarışlarda geleceğin yıldızları hem denizin hem de aralarındaki tatlı rekabetin tadını doyasıya yaşadı. Marmara Denizi’nin açıklarında mücadele eden cesur yürekli minik yelkenciler, disiplinli davranışları ve özgüvenleriyle yelken sporunun geleceği için umut verdi.

Bizim Denizler

KAR LEOPARI ESİN HANDAL YAZDI… NE KADAR ZOR OLABİRDİ Kİ?

Bu faaliyete gitmek aklımın ucunda bile yoktu. Aslında önceden planlamış olduğum ve hatta hem ameliyatımı hem yurtdışı gelişimi ona göre planladığım başka bir kış faaliyetimiz vardı ama hayaller ve gerçekler hep örtüşmüyor. 45 yaşında ilk kez cerrahi operasyona maruz kaldığım için ve detaylara hâkim olmadığım için yanlış planlama yapmışım. Her ameliyat bir iyileşme süreci gerektiriyormuş, benim düşündüğüm gibi bugün sünnet yârin deniz değilmiş. İşte ameliyat sonrası bana riskli olacağından dolayı, 1 haftalık Ağrı kış faaliyetine bu yüzden katılmadım. Bir şey yapamamamın suçluluğu ile Adana’da yaşayan arkadaşım ‘hadi gel günübirlik kolay bir dağ yaparız’ dedi. Günübirlik ne kadar zor olabilirdi ki?

Bizim Denizler

DENİZCİ GÖZÜYLE TOPLUMSAL TABAKALAŞMA VE EŞİTSİZLİK… KAPTAN ÖMER ASMALI YAZDI

Bir toplumda gerek pozitif gerekse negatif anlamda ayrıcalıklı olmak kişinin toplumsal statüsünde dolayısıyla yaşam döngüsünde önemli etkiye sahiptir. Bu statü, sosyolojik ve psikolojik olarak kişinin davranışlarını etkiler. Eşitsizliği değerlendirdiğimizde ise kendini değersiz hisseden, ekonomik anlamda geçim sıkıntısı çeken ve her şeyden önemlisi bir birey olarak kendine haksızlık yapıldığını düşünen ve geri kendilerini planda gören kişiler hem toplumsal hem de kişisel bağlamda potansiyel suça eğilim gösterebilirler.

10 Aralık 1948 tarihli İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi insanlık onurunun genel çizgilerini belirlemiş ve bu çizgiler aynı zamanda toplumsal barış içinde altın anahtar niteliğinde konumunu almıştır. Beyannameye göre, insanlık ailesinin bütün üyelerinin doğal yapısındaki onuru ile eşit ve devredilemez haklarını tanımanın dünyada özgürlük, adalet ve barışın temeli olduğunu, insan haklarını göz ardı etmenin ve hor görmenin insanlığın vicdanında infial uyandıran barbarca eylemlere yol açtığını insan haklarının hukukun egemenliğiyle korunmasının önemli olduğunun altını çizmiştir.

Bizim Denizler

ABD GAZZE’YE UÇAK GEMİSİ VE NÜKLEER DENİZALTI GÖNDERDİ

ABD , bu hafta sonu Gazze’de yeniden başlaması planlanan ateşkes görüşmeleri öncesinde, İsrail’in İran veya Lübnan Hizbullahı’ndan gelebilecek büyük bir saldırıya karşı koymasına yardımcı olmak için Orta Doğu’daki deniz ve hava kuvvetlerini güçlendirdi .

Savunma Bakanı Lloyd Austin, Pazar günü İsrailli mevkidaşı Yoav Gallant ile yaptığı telefon görüşmesinden alınan bilgiye göre, F-35C savaş uçaklarıyla donatılmış USS Abraham Lincoln uçak gemisi grubuna bölgeye varışlarını hızlandırma talimatı verdi ve ayrıca güdümlü füze denizaltısı USS Georgia’yı gönderdi.
KAYNAK: https://gcaptain.com/u-s-beefs-up-middle-east-forces-ahead-of-gaza-truce-talks/?subscriber=true&goal=0_f50174ef03-5754f4daa5-170582839&mc_cid=5754f4daa5&mc_eid=78baa8e835

Bizim Denizler

UNUTULMAYACAK BİR İNSANLIK SUÇU… TİMSAHLARA YEM YAPILAN AFRİKALI ÇOCUKLAR

AMERİKALILAR SİYAHİ ÇOCUKLARI NASIL TİMSAH YEMİ YAPTI Neredeyse 100 yıl önceydi… Amerikalı beyazlar timsah avlamak için siyahi çocukları yem olarak kullanmaya karar verdi. İşte timsahlara yem yapılan siyahi çocukların hikayesi…

BİLGİSELİ ÖZENLE HAZIRLAYAN CAVİT PANCAR VE TARİH SAKA’NIN PAYLAŞIMIYLA…

Bizim Denizler

İSTANBUL BOĞAZI’NDA EN BÜYÜK DENİZ SÜRÜNGENİ

Atlas, Hint, Pasifik Okyanusu ve Akdeniz’de görülen, boyu 2 metreyi, ağırlığı ise 600 kilogramı bulan dünyadaki en büyük sürüngenlerden deri sırtlı deniz kaplumbağası (Dermochelys coriacea), ilk kez İstanbul Boğazı’nda görüntülendi

Bizim Denizler

SU KITLIĞI ÇUKUROVA’DA RESMEN İLAN EDİLDİ… PROF. DR. ORTAŞ DİKKAT ÇEKTİ

Çukurova Türkiye’nin ırmakların oluşturduğu en büyük gıda ambarlarından biri olarak yılın her mevsiminde çeşitli bitkilerin yetişebildiği nadir iklim, ekolojik ve toprak koşullarına sahiptir. Çukurova, Ceyhan, Seyhan ve Berdan ırmaklarının Akdeniz’e açılan bölgesinde Toroslarda getirdiği alüvyon materyalin biriktirdiği 450 bin hektarlık geniş verimli tarım arazisi konumundaki ‘Büyük Ova’ konumundadır. Tarihsel verilere göre, Çukurova’da 8 bin yıldır çok farklı bitki türlerine dayalı tarımsal üretim yapılmaktadır. 1954 yılında kurulan Seyhan Barajı, 70 yıldır bölgenin bitkisel üretimine önemli katkılar sağlamıştır. Günümüze kadar ovada su kulanımı, suyun sulama birlikleri tarafından pahalıya sağlandığı konuşuluyordu. Ancak suyun yetersizliği sorunu çok duyulmadı.

Ancak 24 Temmuz’da Seyhan bölgesindeki çiftçilere, Seyhan Sol Sahil Sulama Birliği tarafından iletilen tarihi nitelikteki yazıda, “kışlık sebze ekimi için yetersiz su nedeniyle ekim yapılmaması gerektiği” belirtilmiştir. Çiftçilere yapılan tebligattaki “ekim yapılsa bile su verilemeyeceği” ifadesi, Çukurova gibi bereketli topraklarda kışa girerken alınan böyle bir haberin tam anlamıyla bir şok etkisi yarattığını göstermektedir. Bu durum, Adana’da çiftçilere ekim yapmamaları gerektiğini ifade eden bir uyarı mektubu niteliğindedir.

Tarımsal üretim için yeterli su bulunmaması, bu yıl kışlık sebzelerin, özellikle patates, marul, lahana gibi geniş yapraklı çok su tüketen bitkilerin yanında soğan ve sarımsağın üretiminin yetersiz olacağını ve tüketiminin sınırlı kalacağı ve ürünlerin ithal edileceğini göstermektedir. Yılda 2-3 ürün yetiştirilebilen Çukurova’da bitkisel üretimin devam edebilmesi için suyun yetersiz kalmaya başladığı su kıtlığının belirtisi olarak anlaşıldı. Doğal olarak su yoksa üretim yok; üretim yoksa gıda yetersizliği kaçınılmazdır. Bu durum, gıda fiyatlarının artmasına, enflasyon oranının yükselmesine ve özellikle yoksulların düşük kaliteli besinlerle beslenmesine neden olacaktır. Bu zincirin son halkası, sağlık problemlerine yol açacak bir dizi koordineli sorunun yaşanmasıdır.

Bizim Denizler

SÖZÜN BİTTİĞİ YERDEYİZ… LİMNİ’DE 4,5 EURO BOZCAADA’DA 75 EURO

Amatör denizcilerin en büyük sorunlarından olan bağlama ve barınma yeri ihtiyacı her geçen gün büyüyor. Deniz kültürünün gelişmesi ve Türk insanının denizle daha çok buluşması yolundaki en büyük engellerden biri olan bağlama sorunu, sadece tekne sahiplerini değil gönlünü denize verenleri de düşündürüyor. Kronikleşmesine rağmen yetkililerin duyarsız kaldığı bağlama ve barınma sorunu tekneyle seyahat edenlerin korkulu rüyası. Tekne sahibi ünlülerden sinemacı ve senarist Gani Müjde’nin, marinaların ateş pahası olarak nitelendirmesiyle yazdığı barınma sorununun çözülmesi gerektiğine Mavi Vatan doktriniyle denizcileşmemiz için çabalayan (E) Amiral Cem Gürdeniz destek verdi. 







Giriş Yap

Deniz Kartalı ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!