Son Gelişmeler

Yeni Haberler

Genel

TCG Dumlupınar’ın ardından… Ayhan Hünalp’ın duygu yüküyle TEĞMENİM şiiri

“Dumlupınar Denizaltımız, 1953 yılında, 3 Nisan’ı 4 Nisan’a bağlayan gece su üstünde seyrederken, saat 2.10 sularında Çanakkale Boğazı’ndaki Nara Burnu açıklarında Naboland adlı bir İsveç yük gemisiyle çarpışır.

Naboland, baş torpido dairesinin sancak tarafından Dumlupınar’a girer.

Denizaltı öylesine hızlı batar ki içindeki 81 denizciden yalnızca 22’si kıç torpido dairesine sığınabilir.

Bu 22 kişi “Battı” şamandırasını su yüzüne fırlattır.

Güneşin doğmasıyla birlikte civarda dolaşan balıkçı tekneleri şamandırayı görür, bir gümrük motoru gelir.

Gümrük motorunun çarkçısı Selim Yoludüz, şamandıradaki ahizeyi kaldırarak kablonun öbür ucuna bağlı telefona “Alo” diye seslenir..

Denizaltıdan cevap veren Astsubay Selami Özben; elektriğin kesik, geminin sancak tarafa 15 derece yatık olduğunu söyler.

“Kıç torpido dairesinde 22 kişiyiz” der..

Selim Yoludüz, Kurtaran gemisinin geleceğini söyler.

Saat 11.00 sularında Kurtaran olay yerine gelir. 72 saat boyunca çalışmalar durmaksızın sürer fakat boğazdaki şiddetli akıntı nedeniyle tüm çabalar sonuçsuz kalır.

Artık denizaltıdakiler için umutlar kesilmiştir. Çünkü, o 22 denizcinin sığındıkları yerde sadece 72 saatlik oksijenleri vardır ve artık tükenmiştir.

Son sözleri “vatan sağolsun” olur.

Dumlupınar’da şehit olan 81 denizci her yılın 4 Nisan günü anılır. Bu tarih DENİZ ŞEHİTLERİ ANMA GÜNÜDÜR.

O gün Deniz Kuvvetleri Komutanlığı bağlısı birlikler denize çelenk bırakır, tüm deniz şehitlerini rahmet ve minnetle anarlar.

Uzun yıllardır dostum olan Gazeteci ve Televizyoncu, D-Smart Spor Kanalları Direktörü Aybars Hünalp’ın rahmetli babası Ayhan Hünalp o anları hatırlatmak ve şehitlerimizi ölümsüzleştirmek için aşağıdaki dizeleri yazar.

Mehmet ASAL
E.Dz.Kur.Kd.Albay

Genel

Son 15 Yılın En Büyük Müsilaj Patlaması

Balık sezonunun erken kapanmasına nedeni müsilaj yoğunluğu, Marmara Denizi’nin en büyük tehdidi oldu. Marmara’nın her yerinde yüzeyden görülebilen müsilaj, dalgıçların indikleri derinliklerde bile yoğun yapısıyla canlı yaşamına zarar veriyor. Prof. Dr. Yelda Aktan Turan, karasal ve sucul ekosistem bozulmasıyla artan çevre sorununun ekonomik kayıplara neden olabileceğini ve insansal etkilerin müsilajı arttırdığını söyledi. Prens Adaları etrafında dalış yapan Türk Balık Adamlar Spor Kulübü üyeleri ise derinliklerde bile yoğunlaşan maddelerin dalış turizmini olumsuz etkilediğini söyledi. Marmara Dalış Merkezi ise müsilaj kirliliğinin canlı yaşamını tehdit ettiğini gözlemledi.

Genel

DOĞAYA ÇÖP ATARSAK DÜNYAMIZ BİZLERİ SİLKELEYİP ATACAK…

Güncel Türkçe Sözlük’te “Atmak” için 33 tane, “Çöp” için 2 anlam varken, bu sözcüklerle birleşik kelimeler, fiiller, deyimler, atasözleri yaşamımızda. Her iki kelimede de Genç Türkçesiyle “Ezik” bir mana, ezikleyici bir durum var. İstenilmeyen bir şeyi kendi malımız olmaktan çıkardığımızda, bir yöne fırlattığımızda, değerini eksilttiğimizde, terk ettiğimizde çöp mü olur? Yararsız, pis veya zararlı olduğu için atılan ufak tefek şeylerin hepsi, gübür mü olur? Atıyor olmak, atmak, çöpe gitmek bu kadar basit midir? Kesinlikle hayır. Atmamalı ve çöpümüz nedir diye iyi bilmeliyiz.

İstanbul Teknik Üniversitesi Öğretim Üyesi ve Sürdürülebilir Üretim ve Tüketim Derneği (SÜT-D) Başkanı Prof. Dr. Filiz Karaosmanoğlu

Genel

ANA CADDEDE ÖLÜM VE YAŞAM…UNUTMAYALIM SON ÖLEN UMUT OLUR

Dünyayı ve ülkemizi saran pandemi olanca hızıyla sürüyor. Can kayıpları hızla artmaya devam ediyor. Virüs kılık değiştirerek saldırıyor. Hayat şartları gitgide zorlaşıyor. Ekonomik koşullar ağırlaşıyor ve bütün toplumların ruh sağlığı buna paralel olarak süratle bozuluyor. Bu kadar olumsuz şartların bir arada olmasına rağmen hayat devam etmek zorunda şüphesiz. Dış dünyamızda yaşanan bütün bu olumsuzlukları dengelemek için iç dünyamızı zenginleştirmek gerektiği düşüncesindeyim. Bunun için “çaba göstermemiz” şart. Unutmayalım ve her zaman hatırlayalım; “En son ümit(umut) ölürmüş…”

KAPTAN TALİP ÖZCENGİZ-KAHVE MOLASI

Genel

Atatürk’ün Kaptanı Sait Özege’nin Yaşamından Kesitler… Kaptan Uluç Hanhan Yazdı

Atatürk’ün kaptanı olarak da bilinen rahmetli Kaptan Sait Özege ticaret bahriyesinde özel bir yere sahip değerli meslek büyüklerimizdendir. Özege’nin biyografisi Sayın Ali Bozoğlu tarafından kaleme alınmıştır. Bu biyografide Kaptan Sait Özege’nin 9 Ağustos 1330’da (22 Ağustos 1914) tarihinde Seyhun Vapuru’nun ikinci kaptanlığına atandığı anlaşılıyor. (1) Bu makalede Kaptan Sait Özege ile yapılan ve 1934 yılında Akşam Gazetesinde yayımlanan bir görüşme yer almaktadır. Bilindiği üzere Hikmet Feridun Es (1910-1992) lise yılarında gazeteciliğe ilgi duymaya başlamış, İtalyan Okulu’ndan sonra girdiği İstanbul Üniversitesi Orman Fakültesi’nde öğrenim görürken, okulunu yarım bırakıp, 1926 yılında Akşam gazetesinde çalışmaya başlamıştır. Daha sonra Yedi Gün dergisinin ABD muhabirliği görevini üstlenen Es, Hürriyet gazetesinde de çalışarak gezi röportajları yapmıştır. 1950 yılında Kore’de görevli Türk Tugayı’nda savaş muhabirliği yapmış, ilk Türk kadın savaş muhabiri Semiha Es ile evlenmiştir. Az tanınan değişik ülkelere geziler yaparak buralarda çektiği fotoğraflar ve röportajları ile ilgi çekmiş Vietnam Savaşı ve Kongo İç Savaşı’nda foto muhabirliği yapmıştır. 1983 yılında “Burhan Felek Hizmet Ödülü” kazanmış, Ayrıca Çarşaf ve Akbaba gibi dergilerde gülmece yazıları yazmıştır. (2)

Genel

15 NİSAN DÜNYA SANAT GÜNÜ ve KEMANIN PRENSESİ BADE DAŞTAN !

Bir KAHVE MOLASI’nda tekrar beraberiz değerli denizci dostlar !

Ülkemizin yetiştirdiği uluslararası en değerli orkestra şeflerinden biri olan yakın dostum Ender Sakpınar, bütün insanlığın başına bela olan bu virüsünün dünyanın en iyi kemancısı olma yolunda emin adımlar ile yürüyen çok sevdiği Bade DAŞTAN’a da bulaştığını paylaştığında içimiz titredi. Bade, çok kısa bir süre içinde mutlaka iyileşecek ve insanların ruhlarını tamir etmeye kaldığı yerden yine devam edecek ! Bundan hiç ama hiç şüphemiz yok.

Genel

BİR DENİZ KIZI ÇIĞLIĞI… FADO…TALİP KAPTAN MELODİSİYLE

BİR DENİZ KIZI ÇIĞLIĞI… FADO
Bir Kahve Molası’nda daha yine beraberiz değerli denizci dostlar!
Bugün içimizde çokça müzik var!
Müzik evrenseldir. Toplumbilim (sosyoloji), içinde müzik olmadan tanımlanamaz. İnsanlığın en eski çağlarından beri müzik hep var olmuştur. Müzik, insanları bir arada tutan en temel yapı taşlarından biridir.
Gelelim bugünkü konumuza!

Genel

Arşimet Kanununu Osmanlı’da ilk dile getiren Piri Reis’ti

Yazıda geçen tarihi olgular, Göztepe’den komşumuz ünlü tarihçi Reşat Ekrem Koçu’dan derlenmiştir. Denizcilik gücü askeri bahriye (donanma) ile ticaret bahriyesinin birlikteliğidir. Önemli olan ikisini birden güçlendirerek hareket etme bilincinde olmak ve bu hareketi sağlamaktır. Toplumumuz denize uzak yaşayan, denizin kazancını az düşünen kısaca genlerimizde denizcilik kavramı az olan bir toplum. Önceden de yazmıştım. 1073 senesinde Orta Asya’dan Antalya Elmalı’ya gelen toplum denizi senelerce yukardan seyretmiş taa ki 1973 senesine kadar. 900 sene sonra Kaş’a deniz kıyısına inmişler ve denizle tanışmışlar.

KAPTAN MEHMET ALİ SÖKMEN YAZDI

Genel

SU BİLİMLERİ FAKÜLTESİNDE ÖĞRENCİ OLMAK

Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün 1931 yılında verdiği ‘Denizlerimizde mevcut türlerin tespiti, bilimsel avlama yöntemlerinin geliştirilmesi ve araştırma gemisinin faaliyete geçirilmesi için ekipman alınması” talimatıyla maviliklerimizde ilk bilimsel araştırmalar yapılmaya başlanmıştı. Denizlerimizdeki türlerin korunması ve biyoloik çeşitliliğin korunması için
1951 yılında Ord. Prof. Dr. Kosswing’in girişimiyle kurulan İstanbul Üniversitesi Hidrobiyoloji Araştırma Enstitüsü bugün ülkemizin tek su bilimleri fakültesine dönüştü. Türkiye’nin su kaynaklarının korunması ve sürdürülebilir avcılığın devamı için yoğun çaba sarf eden genç ve dinamik su bilimleri mühendisleri yetiştiren İstanbul Su Bilimleri Fakültesi öğrencilerinden Eylül Balcıoğlu, kendini adadığı mesleğini ve gelecek planlarını bizimle paylaştı.

Genel

İki Mavinin Ortasında Deniz ve Gökyüzü Arasındaydılar

Ben yeniden denizlere açılmalıyım,
Denizle gök arasında yapayalnız kalmalıyım,
Yüksek bir gemi ve yol gösteren bir yıldız tek isteğim…
Dümenin gıcırtısı, rüzgarın şarkısı ve beyaz yelkenin sallanışı ile
Suları örten buğuyu ve uzaktan söken şafağı seyretmek bütün zevkim.
Evet ben yeniden denizlere açılmalıyım…
John Masefield







Giriş Yap

Deniz Kartalı ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!