Amiral Can Erenoğlu: “Kozmik Odaya WhatsApp Kadar Sahip Çıkılmadı”
46 yıl hizmet ettiği Türk Deniz Kuvvetleri Komutanlığı'ndan emekli olduktan sonra Türkiye'nin denizcileşmesi için çabalayan isimlerden olan (E) Koramiral Can Erenoğlu, son günlerde internet iletişim platformu WhatsApp üzerinden yürütülen tartışma ve tedirginlik hakkında önemli yorumlar yaptı. Erenoğlu, Fethullahçı Terör Örgütü'nün sözde savcılarının kozmik Oda ve diğer askeri birimlere yönelik operasyonlarına Türk halkının tepkisizliğini bir kez daha hatırlattı.
1967 yılında girdiği Deniz Lisesi ile başlayan askerlik yaşamını 2013 yılında Güney Deniz Saha Komutanı olarak tamamlayan Emekli Koramiral Can Erenoğlu, FETÖ’nun iftira ve karalamalarıyla yaşanan dönemi eleştirdi.
İftiranamelerle Karartılan Gerçekler
“Asrın ihaneti ve iftirası Balyoz Davası’nda FETÖ üyesi sözde savcı ve hakimlere yazılı ve sözlü ikazlarımıza rağmen, iftira ürünü dijital verilerin gerçek sanılması için iftiraname niteliğindeki İddianamelerin EK’lerine devlet sırrı niteliğindeki ÇOK GİZLİ gizlilik dereceli Harekat Planları, Milli Güvenlik Kurulu ÇOK GİZLİ tutanakları ve Türkiye’nin Milli Askeri Stratejisi gibi milli güvenliğimizi tehlikeye düşürecek gerçek belgelerin konması ve asıl hedefin Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve Türk Milleti olduğu büyük bir siyasi operasyon kapsamında tarihte örneği görülmemiş kin, nefret ve intikam duygularıyla özgürlüğümüzün vicdansızca gasp edilmesi ve bunların tarafımızdan kamuoyu duyuruları Yüce Milletimizin bilgisine sunulmasına rağmen ne yazık ki bugünlerde WhatsApp’a gösterilen tepkinin milyonda biri gösterilmedi. Seferberlik Daire Başkanlığı’nın medyada Kozmik Oda olarak isimlendirilen Kontrollü Evrak Bürosuna girildiğinde de hiç tepki olmamıştı.
WhatsApp konusuna gelince vurgulamak istediğim husus, AB kendisini WhatsApp’ın yeni uygulaması dışında tutabilirken bizim ayrımcı bir politikanın uygulama alanı gibi bir uygulamaya tabi tutulması girişimidir. Buna bir tepki gösterilecek ise vatandaşlardan önce Devlet tarafından gösterilmelidir. Nihayet Rekabet Kurulu devreye girdi. Bakalım ona ne cevap verilecek. Yyınlanan Facebook açıklamasında da AB uygulamasına hiç değinilmemiş. Hatırlanacağı üzere, 2019 yılında kişisel verilerin gizliliğini ihlal ettiği gerekçesi ile ABD Federal Ticaret Komisyonu(FTC)’nun kararı gereğince Facebook 5 milyar dolarlık para cezası ödemeyi kabul etmişti. Komisyon Başkanı Joe Simons, “Dünya çapında milyarlarca kullanıcıya, kişisel verilerinin ne şekilde kullanılacağı yönünde verilmiş sözlere rağmen Facebook, tüketicilerinin tercihlerini yok saymıştır” demişti. Facebook CEO’su Zuckerberg bu karar sonrası “Ürünlerimizi oluşturma ve şirketin yönetimi konusunda önemli yapısal değişiklikler yapacağız” demişti. Herhalde bizi bu değişiklikler kapsamına almayı tercih etmedi. Ya da uzmanların ortaya koyması gereken ve bizim bilemediğimiz ayrıntılar var.
Cambridge Analytica skandalı, 2013 yılında bir “kişilik testi” görüntüsü altında Facebook’ta yer alan bir uygulamayı indiren milyonlarca kullanıcının kişisel bilgilerinin yanı sıra, arkadaş listelerinin de rızaları olmaksızın İngiltere merkezli veri analiz şirketine satılması ile ortaya çıkmıştı.
FTC, Cambridge Analytica skandalı nedeniyle Mart 2018’de Facebook hakkında soruşturma başlatmıştı. (https://amp.dw.com/tr/abdde-facebooka-rekor-ceza/a-49732681) Yine, yasal sürenin sona ermesinin ardından Bilgi Teknoloji Kurumu(BTK)’na temsilci bildiriminde bulunmayan başta Facebook, Instagram, Twitter, Periscope, YouTube ve TikTok olmak üzere sosyal ağ sağlayıcılarına Kasım 2020’de 10’ar milyon lira ceza verilmişti.
WWF-Türkiye, bu yıl İstanbul Maratonu’nda adımlarını yeşil deniz kaplumbağaları için atıyor. Beş yıl aradan sonra yardımseverlik koşusu yolculuğunu yeniden başlatan WWF-Türkiye, bireysel ve kurumsal katılımcıları doğa için dayanışmaya davet ediyor. Maraton heyecanı, Adana’nın Akyatan kumsallarında 21. yılını tamamlayan ve ikinci nesil annelerin yuvaya dönüşüyle taçlanan koruma çalışmalarının sezon kapanışıyla birleşiyor.
İMEAK Deniz Ticaret Odası’nın dört şubesinde 1 ve 2 Ekim’de gerçekleştirilen seçimlerde, resmî olmayan sonuçlara göre mavi listeler üyelerin tercihi oldu. İskenderun’da üç, Kocaeli’de iki listenin yarıştığı seçimleri Mavi Liste kazanırken, Karadeniz Ereğli’de ve Aliağa’da tek listeyle seçime katılan ekipler güven tazeledi.
İran ile Irak arasında 22 Eylül 1980’de başlayan ve sekiz yıl süren savaş, Türkiye’nin yakın siyasi tarihinde eşine az rastlanan bir eşzamanlılıkla kesişir. Bu tarihten yalnızca on gün önce, 12 Eylül 1980’de Türk Silahlı Kuvvetleri “Bayrak” kod adlı harekatla yönetime el koymuş, Türkiye Büyük Millet Meclisi feshedilmiş, siyasi partiler kapatılmış ve ülke Milli Güvenlik Konseyi yönetimine girmişti. Türkiye, kendi demokratik rejimini askıya aldığı günlerde, iki komşusunun birbirine karşı topyekûn bir savaşa giriştiğini izlemek zorunda kaldı. Bu çakışma, savaşın Türkiye’ye etkilerini salt bir dış politika meselesi olmaktan çıkarıp, ülkenin iç rejimi, ekonomik yönelimi, basın düzeni ve güvenlik mimarisiyle iç içe geçmiş bir meseleler yumağına dönüştürmüştür. İran-Irak Harbi, Türkiye’nin girmediği, fakat sekiz yıl boyunca her gün içinde yaşadığı bir savaş olarak, hem dış politikanın manevra alanını belirlemiş hem de iç siyasetin ekonomik ve güvenlik gündemini doğrudan şekillendirmiştir.
Arşividen Osmanlı tarihine ışık tutan nadide bir görsel seçkiyi gün yüzüne çıktı. 1909 yılında yayınlanan Şehbal mecmuasının 6. sayısında yer alan ve 10 Mayıs 1909 tarihinde gerçekleşen Sultan V. Mehmed Reşad’ın “Kılıç Kuşanma” (Cülus) törenini belgeleyen 3 fotoğraf, dönemin siyasi atmosferini tüm ayrıntılarıyla yansıtıyor.