Çin’in uzay istasyonunun kombinasyonu uzay gemisi Shenzhou-13, merkezi modül Tianhe ile taşıma gemileri Tianzhou-2 ve Tianzhou-3’ten oluşuyor. Üç Çinli astronot, 16 Ekim’den bu yana ülkenin uzay istasyonunun inşası için en uzun süren insanlı görevi için çalışıyor. Üçlü astronot ekibi, başta uzayda dolaşmaya çıkan ilk Çinli astronot ve aynı zamanda mürettebatın komutanı olan Zhai Zhigang, Çin uzay istasyonunda görev yapan ilk kadın astronot Wang Yaping ve uzaya ilk kez çıkan Ye Guangfu’dan oluşuyor. Astronotlar, uzayda geçirdikleri 21 gün süresince günlük görevlerini yerine getirdi. Bunlar taşıma gemisinden gerekli ihtiyaç malzemesinin transferi, uzay istasyonu kombinasyonunun yönetim ve denetimi, gemi dışındaki yeni uzay etkinliklerinin test edilmesi, yörüngede sağlık kontrolleri, yerçekimsiz ortamda korunma alıştırmaları ve uzay deneyleri. Mürettebat, aynı zamanda yörüngede acil durum tahliye tatbikatı, mekanik kol kullanımı ve tıbbi kurtarma türünden alıştırma programları gerçekleştirdi.
Çin’in uzay istasyonunun kombinasyonu uzay gemisi Shenzhou-13, merkezi modül Tianhe ile taşıma gemileri Tianzhou-2 ve Tianzhou-3’ten oluşuyor. Üç Çinli astronot, 16 Ekim’den bu yana ülkenin uzay istasyonunun inşası için en uzun süren insanlı görevi için çalışıyor. Üçlü astronot ekibi, başta uzayda dolaşmaya çıkan ilk Çinli astronot ve aynı zamanda mürettebatın komutanı olan Zhai Zhigang, Çinuzay istasyonunda görev yapan ilk kadın astronot Wang Yaping ve uzaya ilk kez çıkan Ye Guangfu’dan oluşuyor. Astronotlar, uzayda geçirdikleri 21 gün süresince günlük görevlerini yerine getirdi. Bunlar taşıma gemisinden gerekli ihtiyaç malzemesinin transferi, uzay istasyonu kombinasyonunun yönetim ve denetimi, gemi dışındaki yeni uzay etkinliklerinin test edilmesi, yörüngede sağlık kontrolleri, yerçekimsiz ortamda korunma alıştırmaları ve uzay deneyleri. Mürettebat, aynı zamanda yörüngede acil durum tahliye tatbikatı, mekanik kol kullanımı ve tıbbi kurtarma türünden alıştırma programları gerçekleştirdi.
Orta Doğu’da yaşanan jeopolitik gelişmeler, küresel kruvaziyer turizminde yeni bir rota değişimini beraberinde getirdi. Bölgedeki güvenlik riskleri nedeniyle 2026–2027 ve 2027–2028 sezonlarına yönelik sefer programları yeniden düzenlenirken, Akdeniz uluslararası kruvaziyer turizminin önemli alternatif merkezlerinden biri haline geliyor. Orta Doğu’da devam eden jeopolitik gerilimler ve bölgesel güvenlik endişeleri, dünya kruvaziyer sektörünün gelecek dönem planlamalarını doğrudan etkiliyor. Özellikle Basra Körfezi ve Kızıldeniz’de planlanan seferlerin iptal edilmesi veya farklı destinasyonlara yönlendirilmesi, uluslararası kruvaziyer turizminde yeni bir hareketlilik oluşturdu. Sektörde faaliyet gösteren birçok uluslararası operatör, 2026–2027 ve 2027–2028 sezonlarına ilişkin programlarını yeniden düzenlerken gemi kapasitelerinin bir bölümünü Akdeniz, Avrupa, Karayipler ve Güney Amerika gibi alternatif bölgelere kaydırdı. Sea Genesis Group Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Yazıcı, yaşanan gelişmelerin Akdeniz’deki rekabeti artırabileceğini belirterek Türkiye’nin bu süreçte önemli fırsatlarla karşı karşıya olduğunu değerlendirdi.
İMEAK Deniz Ticaret Odası’nın dört şubesinde 1 ve 2 Ekim’de gerçekleştirilen seçimlerde, resmî olmayan sonuçlara göre mavi listeler üyelerin tercihi oldu. İskenderun’da üç, Kocaeli’de iki listenin yarıştığı seçimleri Mavi Liste kazanırken, Karadeniz Ereğli’de ve Aliağa’da tek listeyle seçime katılan ekipler güven tazeledi.
İran ile Irak arasında 22 Eylül 1980’de başlayan ve sekiz yıl süren savaş, Türkiye’nin yakın siyasi tarihinde eşine az rastlanan bir eşzamanlılıkla kesişir. Bu tarihten yalnızca on gün önce, 12 Eylül 1980’de Türk Silahlı Kuvvetleri “Bayrak” kod adlı harekatla yönetime el koymuş, Türkiye Büyük Millet Meclisi feshedilmiş, siyasi partiler kapatılmış ve ülke Milli Güvenlik Konseyi yönetimine girmişti. Türkiye, kendi demokratik rejimini askıya aldığı günlerde, iki komşusunun birbirine karşı topyekûn bir savaşa giriştiğini izlemek zorunda kaldı. Bu çakışma, savaşın Türkiye’ye etkilerini salt bir dış politika meselesi olmaktan çıkarıp, ülkenin iç rejimi, ekonomik yönelimi, basın düzeni ve güvenlik mimarisiyle iç içe geçmiş bir meseleler yumağına dönüştürmüştür. İran-Irak Harbi, Türkiye’nin girmediği, fakat sekiz yıl boyunca her gün içinde yaşadığı bir savaş olarak, hem dış politikanın manevra alanını belirlemiş hem de iç siyasetin ekonomik ve güvenlik gündemini doğrudan şekillendirmiştir.
Arşividen Osmanlı tarihine ışık tutan nadide bir görsel seçkiyi gün yüzüne çıktı. 1909 yılında yayınlanan Şehbal mecmuasının 6. sayısında yer alan ve 10 Mayıs 1909 tarihinde gerçekleşen Sultan V. Mehmed Reşad’ın “Kılıç Kuşanma” (Cülus) törenini belgeleyen 3 fotoğraf, dönemin siyasi atmosferini tüm ayrıntılarıyla yansıtıyor.