Denizlerimizi ve okyanusları tehdit eden en önemli çevre sorunlarından plastik atık kirliliği Doç. Dr. Ülgen Aytan tarafından anlatılacak. Karadeniz'de sürdürdüğü bilimsel çalışmalarını da elde ettiği verileri denizseverlerle paylaşmak isteyen Doç. Dr. Aytan, 8 bin kilometre uzaklıktaki mikroplastik kirliliğinin besin zinciriyle ülkemize bile ulaşabileceğinin altını çiziyor. Yayın www.sualtigazetesi.com üzerinden canlı gerçekleşirken Doç. Dr. Aytan katılımcıların sorularını yanıtlayacak.
Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ülgen Aytan, denizlerimizin korunması için sürdürdüğü çalışmalarını Gökhan Karakaş’ın hazırladığı Deniz Kartalı programında anlatacak. Bilim insanı Aytan, denizlerimizdeki plastik kirliliğinin yakın gelecekte balık stoklarında büyük sorun olacağını sürekli dile getirirken, gelecek kuşakların güvenli gıdaya ulaşması için yapılması gerekenleri de sıralıyor.
Plastik kirliliğinin besin zinciriyle insanoğluna geçeceğini vurgulayan Doç. Dr. Aytan, ” Plastik kirliliği denizlerimizde en hızlı büyüyen tehdit. Mikroskobik deniz canlılarından omurgasızlara, balıklardan, memelilere, deniz kuşlarına kadar birçok deniz canlısının yaşamını ve ekosistem sağlığını olumsuz etkilemekte. Besin zinciri içerisinde ilerleyen mikroplastikler kontamine olmuş su ürünleri aracılığıyla insan sağlığı içinde risk oluşturmakta. Küresel anlamda acil tedbirler alınıp denizlere giren miktar azaltılmazsa, 2050 de denizlerde balıktan çok plastik olacak.” şeklinde görüşlerini özetliyor.
www.sualtigazetesi.com üzerinden canlı yayınlanacak programda canlı yaşamını tehdit eden plastik kirliliğine karşı günlük hayatımızda alabileceğimiz önlemler bilim insanının bakış açısıyla anlatılacak.
Koster Armatörleri ve İşletmecileri Derneği (KOSDER) tarafından bu yıl 3’üncüsü düzenlenen Shipping Route İstanbul (SHIPROUTE ’26), 40 ülkeden 700’e yakın denizcilik liderini Divan Kuruçeşme’de bir araya getirdi. Almanya’nın misafir ülke olduğu dev buluşmada küresel navlun piyasalarından yeşil dönüşüme, jeopolitik risklerden deniz finansmanına kadar sektörün geleceği masaya yatırıldı.
İMEAK Deniz Ticaret Odası’nın dört şubesinde 1 ve 2 Ekim’de gerçekleştirilen seçimlerde, resmî olmayan sonuçlara göre mavi listeler üyelerin tercihi oldu. İskenderun’da üç, Kocaeli’de iki listenin yarıştığı seçimleri Mavi Liste kazanırken, Karadeniz Ereğli’de ve Aliağa’da tek listeyle seçime katılan ekipler güven tazeledi.
İran ile Irak arasında 22 Eylül 1980’de başlayan ve sekiz yıl süren savaş, Türkiye’nin yakın siyasi tarihinde eşine az rastlanan bir eşzamanlılıkla kesişir. Bu tarihten yalnızca on gün önce, 12 Eylül 1980’de Türk Silahlı Kuvvetleri “Bayrak” kod adlı harekatla yönetime el koymuş, Türkiye Büyük Millet Meclisi feshedilmiş, siyasi partiler kapatılmış ve ülke Milli Güvenlik Konseyi yönetimine girmişti. Türkiye, kendi demokratik rejimini askıya aldığı günlerde, iki komşusunun birbirine karşı topyekûn bir savaşa giriştiğini izlemek zorunda kaldı. Bu çakışma, savaşın Türkiye’ye etkilerini salt bir dış politika meselesi olmaktan çıkarıp, ülkenin iç rejimi, ekonomik yönelimi, basın düzeni ve güvenlik mimarisiyle iç içe geçmiş bir meseleler yumağına dönüştürmüştür. İran-Irak Harbi, Türkiye’nin girmediği, fakat sekiz yıl boyunca her gün içinde yaşadığı bir savaş olarak, hem dış politikanın manevra alanını belirlemiş hem de iç siyasetin ekonomik ve güvenlik gündemini doğrudan şekillendirmiştir.
Arşividen Osmanlı tarihine ışık tutan nadide bir görsel seçkiyi gün yüzüne çıktı. 1909 yılında yayınlanan Şehbal mecmuasının 6. sayısında yer alan ve 10 Mayıs 1909 tarihinde gerçekleşen Sultan V. Mehmed Reşad’ın “Kılıç Kuşanma” (Cülus) törenini belgeleyen 3 fotoğraf, dönemin siyasi atmosferini tüm ayrıntılarıyla yansıtıyor.