Dünya ticaretinde payı her geçen artan ve yüzde 80 oranında potansiyeli ile ticaretteki ağırlığını arttıran deniz yolu, gemi ebatları ve taşıma kapasitesiyle kendini geliştiriyor. 2019 yılında maviliklerle buluşan dünyanın en büyük konteyner gemisi olan MSC Gülsün, Türkiye'nin en büyük konteyner limanı Tekirdağ'daki Asyaport'a geliyor. Tekirdağ Valiliği'nin karşılayacağı MSC Gülsün böylece ülkemizin jeopolitik ve stratejik konumunu kanıtlayacak.
Güney Kore’de Samsung Heavy Industries tarafından yapılarak dünya deniz ticaretinin en önemli aktörleri arasına giren 400 metre uzunluğundaki MSC Gülsün, 24 sıraya sahip ilk büyük gemi özelliğinde. 61,5 metre genişliğinde 23 bin TEU’luk MSC Gülsün, Mediterranean Shipping Company’nın kırdığı rekorlara büyük katkı sağlıyor. Dünyanın ilk megamax-24 sınıfı ve MSC’nin bu sınıftaki gemilerinin isminin verildiği MSC GÜLSÜN Asyaport’a yanaşacak. Türkiye’nin denizcileşmesi ve deniz ticaretinde daha çok söz sahibi olması için çabalayan isimlerden Ahmet Soyuer’in girişimleriyle Tekirdağ’a yapılan Asyaport Limanı’na yanaşacak MSC Gülsün böylece ülkemizin jeopolitik önemini kanıtlayacak. Törene geminin isim annesi ve MSC CEO’su Diego Aponte’nin kayınvalidesi Gülsün Soyuer’in yanı sıra Tekirdağ Valisi Aziz Yıldırım da katılacak.
Türk denizciliğinin köklü aktörlerini bir araya getiren ve yüksek katılımla gerçekleşen İMEAK DTO seçimleri, oda tarihindeki en dinamik ve demokratik süreçlerden birine sahne oldu. Türk denizcilik sektörünün kalbinin attığı İstanbul ve Marmara, Ege, Akdeniz, Karadeniz Bölgeleri Deniz Ticaret Odası’nda (İMEAK DTO) yeni dönemin lider kadrosu netleşti. Mavi Liste ile Sarı Liste’nin nefes kesen rekabetine sahne olan seçimlerin ardından Yönetim Kurulu Başkanlığına Recep Düzgit, Meclis Başkanlığına ise Tamer Kıran seçildi. Başkanlık oylamasında Recep Düzgit, 5 oy farkla Deniz Ticaret Odası’nın yeni Yönetim Kurulu Başkanı oldu. DTO seçimleri iki köklü denizci ailesinin rekabetine tanık oldu.
İMEAK Deniz Ticaret Odası’nın dört şubesinde 1 ve 2 Ekim’de gerçekleştirilen seçimlerde, resmî olmayan sonuçlara göre mavi listeler üyelerin tercihi oldu. İskenderun’da üç, Kocaeli’de iki listenin yarıştığı seçimleri Mavi Liste kazanırken, Karadeniz Ereğli’de ve Aliağa’da tek listeyle seçime katılan ekipler güven tazeledi.
İran ile Irak arasında 22 Eylül 1980’de başlayan ve sekiz yıl süren savaş, Türkiye’nin yakın siyasi tarihinde eşine az rastlanan bir eşzamanlılıkla kesişir. Bu tarihten yalnızca on gün önce, 12 Eylül 1980’de Türk Silahlı Kuvvetleri “Bayrak” kod adlı harekatla yönetime el koymuş, Türkiye Büyük Millet Meclisi feshedilmiş, siyasi partiler kapatılmış ve ülke Milli Güvenlik Konseyi yönetimine girmişti. Türkiye, kendi demokratik rejimini askıya aldığı günlerde, iki komşusunun birbirine karşı topyekûn bir savaşa giriştiğini izlemek zorunda kaldı. Bu çakışma, savaşın Türkiye’ye etkilerini salt bir dış politika meselesi olmaktan çıkarıp, ülkenin iç rejimi, ekonomik yönelimi, basın düzeni ve güvenlik mimarisiyle iç içe geçmiş bir meseleler yumağına dönüştürmüştür. İran-Irak Harbi, Türkiye’nin girmediği, fakat sekiz yıl boyunca her gün içinde yaşadığı bir savaş olarak, hem dış politikanın manevra alanını belirlemiş hem de iç siyasetin ekonomik ve güvenlik gündemini doğrudan şekillendirmiştir.
Arşividen Osmanlı tarihine ışık tutan nadide bir görsel seçkiyi gün yüzüne çıktı. 1909 yılında yayınlanan Şehbal mecmuasının 6. sayısında yer alan ve 10 Mayıs 1909 tarihinde gerçekleşen Sultan V. Mehmed Reşad’ın “Kılıç Kuşanma” (Cülus) törenini belgeleyen 3 fotoğraf, dönemin siyasi atmosferini tüm ayrıntılarıyla yansıtıyor.