BİLMEDİKLERİMİZ : Hani Vapurla karşıya geçerken
Aniden çaldıkları düdükten
Korkar Ve rahatsız
Olursunuz ya
Olmayın. Bilin ki
Güvenliğiniz içindir.
Vapurlar, gemiler, deniz Motorları gelişi güzel düdük öttürmezler.
Her düdüğün bir anlamı vardır.;
Kısa, uzun ve çeşitli sayıda deniz taşıtları belirli durumlarda belirli biçimlerde Düdük çalarak hem kendi Güvenliklerini sağlarlar,
Hem de aralarında anlaşırlar. Bu düdüklerin anlamları
Şöyledir:
-Kısa Bir Düdük: Gemi sancağa (sağa) doğru dümen kıracak demektir.
-Kısa İki Düdük: Geminin iskeleye (sola) doğru geleceğini bildirir.
-Kısa Üç Düdük: Tornistan (geri) yapacağını haber verir.
-İki Uzun, Bir Kısa Düdük: Yabancı bir geminin kaptanı kılavuz istiyor demektir. (kendisini limana da rıhtıma yanaştıracak, ya da boğazdan geçirecek yerli bir usta kaptan)
-Altı Kısa, Bir Uzun Düdük: Gemide yangın çıktığını ya da teknenin su almaya başladığını haber verir.
-Bir Uzun, Bir Kısa Düdük: Gemiden denize birinin düştüğünü bildirir.
– Eğer bütün gemiler aynı anda bir dakikadan fazla düdük çalmaya başlıyorlarsa: ATATÜRK’ ÜN ÖLÜM YILDÖNÜMÜNDE HERKESİ SAYGI DURUŞUNA DAVET ediyorlardır…
Türk denizciliğinin köklü aktörlerini bir araya getiren ve yüksek katılımla gerçekleşen İMEAK DTO seçimleri, oda tarihindeki en dinamik ve demokratik süreçlerden birine sahne oldu. Türk denizcilik sektörünün kalbinin attığı İstanbul ve Marmara, Ege, Akdeniz, Karadeniz Bölgeleri Deniz Ticaret Odası’nda (İMEAK DTO) yeni dönemin lider kadrosu netleşti. Mavi Liste ile Sarı Liste’nin nefes kesen rekabetine sahne olan seçimlerin ardından Yönetim Kurulu Başkanlığına Recep Düzgit, Meclis Başkanlığına ise Tamer Kıran seçildi. Başkanlık oylamasında Recep Düzgit, 5 oy farkla Deniz Ticaret Odası’nın yeni Yönetim Kurulu Başkanı oldu. DTO seçimleri iki köklü denizci ailesinin rekabetine tanık oldu.
İMEAK Deniz Ticaret Odası’nın dört şubesinde 1 ve 2 Ekim’de gerçekleştirilen seçimlerde, resmî olmayan sonuçlara göre mavi listeler üyelerin tercihi oldu. İskenderun’da üç, Kocaeli’de iki listenin yarıştığı seçimleri Mavi Liste kazanırken, Karadeniz Ereğli’de ve Aliağa’da tek listeyle seçime katılan ekipler güven tazeledi.
İran ile Irak arasında 22 Eylül 1980’de başlayan ve sekiz yıl süren savaş, Türkiye’nin yakın siyasi tarihinde eşine az rastlanan bir eşzamanlılıkla kesişir. Bu tarihten yalnızca on gün önce, 12 Eylül 1980’de Türk Silahlı Kuvvetleri “Bayrak” kod adlı harekatla yönetime el koymuş, Türkiye Büyük Millet Meclisi feshedilmiş, siyasi partiler kapatılmış ve ülke Milli Güvenlik Konseyi yönetimine girmişti. Türkiye, kendi demokratik rejimini askıya aldığı günlerde, iki komşusunun birbirine karşı topyekûn bir savaşa giriştiğini izlemek zorunda kaldı. Bu çakışma, savaşın Türkiye’ye etkilerini salt bir dış politika meselesi olmaktan çıkarıp, ülkenin iç rejimi, ekonomik yönelimi, basın düzeni ve güvenlik mimarisiyle iç içe geçmiş bir meseleler yumağına dönüştürmüştür. İran-Irak Harbi, Türkiye’nin girmediği, fakat sekiz yıl boyunca her gün içinde yaşadığı bir savaş olarak, hem dış politikanın manevra alanını belirlemiş hem de iç siyasetin ekonomik ve güvenlik gündemini doğrudan şekillendirmiştir.
Arşividen Osmanlı tarihine ışık tutan nadide bir görsel seçkiyi gün yüzüne çıktı. 1909 yılında yayınlanan Şehbal mecmuasının 6. sayısında yer alan ve 10 Mayıs 1909 tarihinde gerçekleşen Sultan V. Mehmed Reşad’ın “Kılıç Kuşanma” (Cülus) törenini belgeleyen 3 fotoğraf, dönemin siyasi atmosferini tüm ayrıntılarıyla yansıtıyor.