Son Gelişmeler

Yeni Haberler

Genel

DENİZ KIZLARI..HAYAL Mİ GERÇEK Mİ… KAPTAN TALİP ÖZCENGİZ İLE DERİNLERE İNELİM

“İnciler, ağlayan deniz kızlarının gözyaşlarıdır…”

Bir KAHVE MOLASI’nda daha yine beraberiz. Bu ilginç konuya, “balıklama atlamadan” önce köşemizdeki yazıları görselleriyle süsleyen ve yayına hazırlayan, denizin en az üstü kadar altına da sevdalı, muhabir gazeteci, su altı fotoğrafçısı, dalgıç Gökhan KARAKAŞ kardeşimize, buradan gecikmiş bir teşekkür yollamayı borç biliyorum.

DENİZİ KORUMAK İKİ ANAHTARLA AÇILAN BİR KAPIDIR. SIRASIYLA; SEVMEK VE SEVDİRMEK ! “SEVEN KORUR, GERİSİ YALAN OLUR”.

Genel

TRUMP ABD’NİN GELECEĞİNİ NASIL ETKİLER? Mehmet Asal yorumladı

ABD Halen 336 Milyon nüfusu ile Dünyanın en kalabalık 3ncü ülkesi ve Dünyayı yöneten süper bir...

Genel

ATATÜRK’ÜN DENİZCİ FOTOĞRAFININ MEKANI GÜLCEMAL GEMİSİ…KAPTAN ULUÇ HANHAN GEÇMİŞE GÖTÜRECEK

İSTANBUL DEYİNCE AKLIMA GÜLCEMAL GELİR
ANADOLU’DA TOPRAK DAMLI BİR EVDE
GÜLCEMAL ÜZERİNE TÜRKÜLER SÖYLENİR.
SÜT AKAR CÜMLE MUSLUKLARDAN
DİREKLERİNDE GÜLLER TOMURCUKLANIR,ANADOLU’DA TOPRAK DAMLI BİR EVDE ÇOCUKLUĞUM
GÜLCEMAL’LE GİDER USTANBUL’A
GÜLCEMAL’LE GELİR.

Türk edebiyatının büyük şairi Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun dizelerinde anlattığı gibi Gülcemal, istanbul’dur. 1874 yılında Germanic adıyla İngiltere’de yapılmasına rağmen Türk denizcilik tarihinde efsaneleşmiş gemilerden biridir Gülcemal. Atlas Okyanusu’nu geçerek ABD’ye giden ilk Türk ticaret gemisi olarak sivil bahriyenin de sembol gemilerinden olan Gülcemal’ büyük önder Mustafa Kemal Atatürk tarafından da sıklıkla kullanılmış, çift çapa simgeli yastıklarla tarihe geçen fotoğrafın mekanı olmuştu.

Deniz Kültürü

KASAP HAVASI MI HASAPİKO MU?..KAPTAN TALİP ÖZCENGİZ KALEMİNDEN EGE’NİN İKİ YAKASI

BİR DE KOMŞUNUN ŞU MEŞHUR “SİRTAKİ” DANSI VAR…İSTANBUL’UN KURTULUŞ SEMTİNDE DOĞMUŞ DİYORLAR BU DANS İÇİN. DOĞRU MUDUR?

Dans; bütün kültürlerin en temel yapı taşlarından biridir. Bu KAHVE MOLASI’nda sizinle beraber, komşuda ve ülkemizde çok yaygın bir dans olan KASAP HAVASI, komşudaki adıyla HASAPİKO dansına bir göz atacağız. Ardından da biraz SİRTAKİ yapacağız. Haydi bakalım, oturmaya mı geldik. Okuyalım hep beraber…

En yaygın bilindiği şekliyle; Osmanlı zamanında İstanbul’da yaşayan Ortodoks Arnavut kasaplarının 1900’lü yılların başlarında “HASAPİKO” yani “KASAP” adını verdikleri, hayvanları kesmeden önce yaptıkları bir nevi “vicdan rahatlatma ritüeli” olduğu rivayet ediliyor, bu dansın özü olarak. Komşuda “HASAPİKO ARGO” (Ağır Kasap), “HASAPİKO GRİGORO” (Hızlı Kasap) şeklinde türevleri vardır. Bizde de yaygın olarak “KASAP HAVASI” olarak bilinir. Trakya Ve Marmara bölgesinden çıkarak bütün ülkeye yayılmıştır. En geleneksel haliyle, ceketlerin ortaya atılarak etrafında dönüldüğü, en klasiğinden en modernine, bütün düğünlerin sonlarına doğru oynanan “olmazsa olmaz” kapanış danslarından biridir. (Hatta halk arasında Kasap Havası’na Sepet Havası da denir ülkemizde. Orkestra Kasap Havası’na geçtiği zaman artık davetlilerin yavaş yavaş dağılma zamanı gelmiş demektir.) Bu dansın Bulgaristan ve Sırbistan’da da “KASAPSKO” ismiyle anılması bu ülkelerde yaygın bir nüfus olan Arnavut nüfusa bağlı olabilir.

Genel

DENİZ BALIKÇILIĞIMIZ İÇİN KOTA SİSTEMİ VE YENİ AV TAKVİMİ…ÖMER FARUK KARA YAZDI

Balıkçılıkta Av Kotası Zorunluluğu

Denizlerimiz için balık av kotası sözcüğü; özellikle ekonomik önemi haiz balık türlerinin sürdürülebilir balıkçılığı için, bilimsel gerekçeler ışığında, endüstriyel balıkçılık (gırgır-trol) türüne göre sınırlandırılmış avcılık sürecinde, bir balıkçı teknesinin maksimum avlayabileceği balığın toplam miktarını ifade eder. Denizlerimiz balıkçılığında kota düzenlemesini zorunlu kılan koşullar on yıllardır devam etmiş olmasına rağmen, denizlerimizde kota yalnız Ege ve Akdeniz’de; orkinos balıklarının avında; Uluslararası Atlantik Orkinoslarını Koruma Komisyonu (ICCAT) tarafından 3 yılda bir uygulanmaktadır.

Yazarlar

DİLLERDEKİ EZGİ “YİĞİDİM ASLANIM”… KAHVE MOLASI’YLA BİRAZ DERİNLERİNE İNELİM Mİ ?

“Eskiden yeterdim kendime, Artardım bile, Şimdi ne yapsam nafile! …
Ve Kim demiş ‘can eskimez’ diye, Bu can tedirgin tende, Can da eskimiş, Ben de..” diyerek bir selam yolluyor bize, Eskici şiiriyle, ölümsüz şairlerimizden Bedri Rahmi EYÜBOĞLU…
GÖZYAŞININ; DİNİ, DİLİ, MİLLİYETİ YOKTUR değerli dostlar. bütün insanlar; birbirleri ve diğer bütün canlılar ile beraber barış ve uyum içerisinde yaşama seçeneğini tıklayana kadar dünya gezegeni, her seferinde bıkıp usanmadan bütün gerekli dersleri insanoğluna tekrar tekrar vermeye devam edecek, bundan hiç ama hiç şüpheniz olmasın. Bu bağlamda şiirler ve şarkılara-hiç bir işe yaramıyor gibi gözükse de-çok büyük iş düştüğü düşüncesindeyim.

Şimdi gelelim dillerden düşmeyen bu efsane “YİĞİDİM ASLANIM” şarkısının detaylarına kısaca bir göz atalım mı beraber?

Kaptan Talip Özcengiz’in duygu yüküyle…

Genel

ZAMAN YOLCUSU VAPURLAR KİTABINI OKUMAK İSTER MİSİNİZ? KAPTAN ULUÇ HANHAN YAZDI

Evet dediğinizi duyar gibiyim. O halde hemen konuya girelim. 2019 yılında bitirdiğim kitap çalışmasında (İzmir Körfezi Batıkları) yer alan gemi görsellerinde zorluklar yaşıyordum. Meslek büyüğümüz Sayın Kaptan Refik Akdoğan’ı aradım, kitapta yer alan batıklarla ilgili kendisiyle görüştüm. Görüşmenin sonunda söz gemi görsellerine geldi. Akdoğan, bu konuda Sayın Erdem Cever’e danışabileceğimi, kendisinin Türk yolcu gemilerinin yağlıboya tablolarını yaptırdığını ve yolcu gemisi tutkunu olduğunu aktardı. Bu sayede Erdem Cever ile tanıştım ve sağ olsun bana onlarca gemi görseli gönderdi. Erdem Bey, 2012’de başlayan resim sürecini, Ekim 2019-Nisan 2020 arasında “Zaman Yolcusu Vapurlar” sergisi ile taçlandırdı. Erdem Bey ile geçenlerde yaptığım görüşmede, sekiz yıllık süreçte tablolarını yaptırdığı yolcu gemilerinin yer alacağı bir kitap çalışmasını bitirdiğini öğrendim. Bu değerli çalışma için kendisiyle bir görüşme yapmayı önerdim. Kendisi kabul etti ve bu görüşme ortaya çıktı. Umarım bu görüşme bu çalışmanın kitaplaşması için bir farkındalık yaratır.

Genel

DENİZ HER ŞEYİ İTİRAFA GELDİĞİN MAHKEME SALONUNA BENZER…TALİP ÖZCENGİZ DUYGU YÜKÜYLE

ŞİİR BUKETİ…KÜÇÜK BİR YILBAŞI HEDİYESİ…
Her zaman olduğu gibi acısıyla tatlısıyla demek isterdim ama, maalesef daha çok acılarıyla bir yılı daha geride bırakmak üzereyiz. İnsanlar sevdiklerini kaybetti ve kaybetmeye devam ediyor. Ayrı düştüler. Özlem içindeler. Sarılmak unutuldu. Önce onlara özlemek sarılmanın yarısıdır diyerek bir teselli verelim. Sonra da denizden topladığım şiirlerimden bir ‘ŞİİR BUKETİ’ sunayım size. Küçük bir YILBAŞI HEDİYESİ olarak ve kabulünü rica ederek. Yine küçük bir KAHVE MOLASI kadar… (Yılbaşı’dır. Çocukluğumuzda sadece büyüklere ikram edilen-veya büyükler öyle sanıyordu-yaldızlı, top şeklinde, içi likörlü nostaljik çikolatalardan da atın ağzınıza bir tane, eğer arzu ederseniz ve seviyorsanız eğer tabi. Hem biraz nostalji olur, hem de iyi gider kahveyle. Yanaklarınız al al olsun, yine inşallah. Üzerinize titreyenlerin hayali “ne çok koşuşturdun yine” diye bağırsın hepinize. Sırtınıza sokulan bir bez ve sırtınızdan alınan bir terli mendilde saklıdır bütün hayatın sihri…)

Genel

TÜRKİYE İLERİ SAAT UYGULAMASINDAN VAZ MI GEÇİYOR? MEHMET ASAL KALEMİNDEN

Bugünlerde kamuoyunda; Türkiye’de 2016 yılından beri yaz ve kış kullanılan ileri saat uygulaması ya da halk tabiriyle yaz saati uygulamasının uygun olmadığı ve önceden de olduğu gibi Sonbaharda saatlerin geri alınıp İlkbaharda ileri alınması konusu tartışılıyor.
Bu noktada hemen belirtmeliyim ki ben bu görüşe katılmıyorum. Mevcut uygulamanın en ideal uygulama olmasa da doğru olduğu düşüncesindeyim. (Sürekli yaz saati kullanmamızın). Gelelim nedenine;
Herhangi bir ülkede veya bölgede gün ışığından, sabahları daha az, öğleden sonra daha çok daha çok yararlanmak üzere, periyodik olarak, saatlerin belirli bir miktarda değiştirilmesi genelde YAZ SAATİ UYGULAMASI (YSU) adıyla bilinir. Bu uygulama kapsamında; saatler ilkbahar başlangıcında bir saat ileri, sonbaharda ise bir saat geri alınır.
Türkiye’de 2016 yılına kadar bu uygulamayı yaparken o yıl çıkarılan bir yasa ile ileri yaz saatinden çıkmayarak sürekli olarak +3 dilimini kullanmaya başlamıştır.

Genel

YOLCU GEMİSİNDE YOLCU OLMAK!..KAPTAN TALİP ÖZCENGİZ’DEN YAŞAM NOTLARI

ANILAR DİYARINDA, BİR DENİZ MASALI YAŞAMAYA GİDECEĞİZ, SİZLE BERABER!
Karantina günlerindeyiz. Gözle görülmeyen bir virüs dünyada 1,5 milyon insanın canını aldı ve almaya devam ediyor. İzin alarak gelebildiğim ofisimizin penceresinden, PİRE Limanı’nın boşta kalan bütün rıhtımlarını doldurmuş denizaşırı yolcu gemilerinin hüzünlü manzarasına dalıp gittiğim bir sırada kapı çaldı. “Kırk yıllık hatırı bitmiş kahvesini tazelemeye gelmiş” çok değerli bir dostum, Fizyoterapist Efstratios Skotiniyadis eşikte duruyordu. Aristo’dan, yaşadığımız günlere çok uygun bir sözü ile güzel bir sohbet başlattı aramızda. “Sabır acıdır, meyvesi tatlıdır.” Kahvelerimizi yudumlarken, ne olacak bu gemilerin hali çok yazık oluyor şeklindeki sohbetimize, Brezilya’lı yazar Paulo Coelho’nun “Bir tekne limanda emniyettedir ama teknenin amacı bu değildir” sözleri damgasını vurdu. Kahveler ile birlikte üzerimize çökmüş karamsar hava artık iyice dağılmışken telefon çaldı. Milano’da yaşayan, yine çok eski bir ortak dostumuz yelkenci Renay Kurban hattın ucundaydı. Sanki sohbetimizi duymuş gibi o da bize ilk öğretmen Yunan filozof Aristo’ya üstadı Platon’dan miras kalmış şu sözlerini bir kere daha hatırlattı. Dünyada üç tip insan vardır. Canlılar, ölüler ve denize açılanlar!







Giriş Yap

Deniz Kartalı ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!