SANTORİNİ ADASINDAN YAYILAN TSUNAMİ TEDİRGİNLİĞİNE NET CEVAP GELDİ
Bugün dünyaca ünlü tsunami uzmanı sayım hocam Ahmet Cevdet Yalçıner ile beraberdik. Kendisi Yunan deprem ve volkan bilimcilerle en aktif çalışan akademisyendir. Doktora öğrencisinin de tez konusu Santorini volkanı ve bunun yaratacağı tsunami dalgası etkisi. Bu nedenle ülkemizde, konuya en hakim ekip diyebilirim. Yarın ya da diğer gün, bir rapor yayınlacaklar. Bu rapor Kolombo volkanının muhtemel en kötü senaryosu olan 300 metrelik bir püskürtme senaryosuna göre oluşacak tsunamini dalgalarının Ege kıyılarındaki etkisi üzerine. Modellemeye bakılırsa Amorgos Adada bazı yerlerde 16 m, Kos adasında 8 m, Gümbet, Bitez, Ortakent, Bodrum gibi noktalarda 1-2 m gibi bir dalga söz konusu, en yüksek Gümüşlük batı tarafında 2.5 gibi bir rakam gözüküyor bu modele göre. Birde raporda landslide opsiyonu bulunacak. DR. MERT GÖKALP
3- Colombo volkanı püskürür (en kötü senaryo yukarıdaki şekilde)
4- Thera püskürür, düşük ihtimal (bu durum diğerlerine kıyasla daha negatif bir etki yaratabilir)
There ve Colombo volkanlarının bulunduğu Helen ateş hattı üzerinde doğudan batıya Nisyros, Mylos, Methana, Sousaki gibi aktif volkanlar ve Gyali gibi sönmüş volkanlar mevcut.
DR. MERT GÖKALP
SANTORİNİ ADASINDAN YAYILAN TSUNAMİ TEDİRGİNLİĞİNE NET CEVAP GELDİ
Koster Armatörleri ve İşletmecileri Derneği (KOSDER) tarafından bu yıl 3’üncüsü düzenlenen Shipping Route İstanbul (SHIPROUTE ’26), 40 ülkeden 700’e yakın denizcilik liderini Divan Kuruçeşme’de bir araya getirdi. Almanya’nın misafir ülke olduğu dev buluşmada küresel navlun piyasalarından yeşil dönüşüme, jeopolitik risklerden deniz finansmanına kadar sektörün geleceği masaya yatırıldı.
İMEAK Deniz Ticaret Odası’nın dört şubesinde 1 ve 2 Ekim’de gerçekleştirilen seçimlerde, resmî olmayan sonuçlara göre mavi listeler üyelerin tercihi oldu. İskenderun’da üç, Kocaeli’de iki listenin yarıştığı seçimleri Mavi Liste kazanırken, Karadeniz Ereğli’de ve Aliağa’da tek listeyle seçime katılan ekipler güven tazeledi.
İran ile Irak arasında 22 Eylül 1980’de başlayan ve sekiz yıl süren savaş, Türkiye’nin yakın siyasi tarihinde eşine az rastlanan bir eşzamanlılıkla kesişir. Bu tarihten yalnızca on gün önce, 12 Eylül 1980’de Türk Silahlı Kuvvetleri “Bayrak” kod adlı harekatla yönetime el koymuş, Türkiye Büyük Millet Meclisi feshedilmiş, siyasi partiler kapatılmış ve ülke Milli Güvenlik Konseyi yönetimine girmişti. Türkiye, kendi demokratik rejimini askıya aldığı günlerde, iki komşusunun birbirine karşı topyekûn bir savaşa giriştiğini izlemek zorunda kaldı. Bu çakışma, savaşın Türkiye’ye etkilerini salt bir dış politika meselesi olmaktan çıkarıp, ülkenin iç rejimi, ekonomik yönelimi, basın düzeni ve güvenlik mimarisiyle iç içe geçmiş bir meseleler yumağına dönüştürmüştür. İran-Irak Harbi, Türkiye’nin girmediği, fakat sekiz yıl boyunca her gün içinde yaşadığı bir savaş olarak, hem dış politikanın manevra alanını belirlemiş hem de iç siyasetin ekonomik ve güvenlik gündemini doğrudan şekillendirmiştir.
Arşividen Osmanlı tarihine ışık tutan nadide bir görsel seçkiyi gün yüzüne çıktı. 1909 yılında yayınlanan Şehbal mecmuasının 6. sayısında yer alan ve 10 Mayıs 1909 tarihinde gerçekleşen Sultan V. Mehmed Reşad’ın “Kılıç Kuşanma” (Cülus) törenini belgeleyen 3 fotoğraf, dönemin siyasi atmosferini tüm ayrıntılarıyla yansıtıyor.