Büyük önder Mustafa Kemal Atatürk'ü suyun altında anmak isteyen dalgıçlar birbirinden farklı etkinliklerle saygılarını gösterdi. 1999 yılındaki depremde iki ayağını kaybetmesine rağmen pek çok doğa sporunu başarıyla yapan Türkiye'nin ilk engelli dalış eğitmeni Ufuk Koçak, Kaş'ta Atatürk'ün portresi önünde nefesini tuttu.
17 Ağustos 1999 tarihinde yaşanan Marmara Depremi’nde 72 saatten fazla kalan ve iki bacağını kaybetmesine rağmen yaşama sevincini kaybetmeyen Dünya Serbest Dalış Rekortmeni Ufuk Koçak, kurucu liderimiz Atatürk’ü suyun altında andı. Antalya’nın Kaş ilçesinde suyun 10 metre altına indirilen Atatürk posteri önünde saygı duruşunda bulunan doğa sporcusu Koçak’a, serbest dalıcı ve milli sporcu Birgül Erken, dalış eğitmenleri Öztan Sönmez ve Erhan Onat eşlik etti.
Sınırsız adlı kitabıyla hayat hikayesini ve yaşam direncini anlatan Ufuk koçak, “Nefesimi büyük önder Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu Türkiye Cumhuriyeti için tuttum. Atamızı her ortamda hatta her şartta saygı ve minnetle anmak yaşadığımız cumhuriyete sorumluluğumuzdur. Hayatın her katmanında hatırlanmak ölümsüz olmaktır. Mustafa Kemal Atatürk’te ölümsüz bir lider olarak yüreklerimizdeki yerini koruyor” dedi.
Yat ve Tekne Endüstrisi Derneği (YATED) tarafından beşinci kez düzenlenen Bosphorus Boat Show, 140 firma, 500’den fazla marka ve 5 metreden 30 metreye kadar her bütçeye uygun 200 tekneyi Ataköy Marina’da buluşturdu. 26 Ekim’e kadar sürecek fuarın açılışında konuşan YATED Başkanı Murat Bekiroğlu, “Hedefimiz yalnızca daha fazla tekne üretmek veya daha fazla satış gerçekleştirmek değil. Türk yat ve tekne endüstrisini daha rekabetçi, daha yenilikçi, daha sürdürülebilir ve dünya pazarlarında daha güçlü bir konuma taşımak istiyoruz.” dedi.
İMEAK Deniz Ticaret Odası’nın dört şubesinde 1 ve 2 Ekim’de gerçekleştirilen seçimlerde, resmî olmayan sonuçlara göre mavi listeler üyelerin tercihi oldu. İskenderun’da üç, Kocaeli’de iki listenin yarıştığı seçimleri Mavi Liste kazanırken, Karadeniz Ereğli’de ve Aliağa’da tek listeyle seçime katılan ekipler güven tazeledi.
İran ile Irak arasında 22 Eylül 1980’de başlayan ve sekiz yıl süren savaş, Türkiye’nin yakın siyasi tarihinde eşine az rastlanan bir eşzamanlılıkla kesişir. Bu tarihten yalnızca on gün önce, 12 Eylül 1980’de Türk Silahlı Kuvvetleri “Bayrak” kod adlı harekatla yönetime el koymuş, Türkiye Büyük Millet Meclisi feshedilmiş, siyasi partiler kapatılmış ve ülke Milli Güvenlik Konseyi yönetimine girmişti. Türkiye, kendi demokratik rejimini askıya aldığı günlerde, iki komşusunun birbirine karşı topyekûn bir savaşa giriştiğini izlemek zorunda kaldı. Bu çakışma, savaşın Türkiye’ye etkilerini salt bir dış politika meselesi olmaktan çıkarıp, ülkenin iç rejimi, ekonomik yönelimi, basın düzeni ve güvenlik mimarisiyle iç içe geçmiş bir meseleler yumağına dönüştürmüştür. İran-Irak Harbi, Türkiye’nin girmediği, fakat sekiz yıl boyunca her gün içinde yaşadığı bir savaş olarak, hem dış politikanın manevra alanını belirlemiş hem de iç siyasetin ekonomik ve güvenlik gündemini doğrudan şekillendirmiştir.
Arşividen Osmanlı tarihine ışık tutan nadide bir görsel seçkiyi gün yüzüne çıktı. 1909 yılında yayınlanan Şehbal mecmuasının 6. sayısında yer alan ve 10 Mayıs 1909 tarihinde gerçekleşen Sultan V. Mehmed Reşad’ın “Kılıç Kuşanma” (Cülus) törenini belgeleyen 3 fotoğraf, dönemin siyasi atmosferini tüm ayrıntılarıyla yansıtıyor.